1/12 Cüneyt Arkın:"Tarlada doğurmuş annem beni, Eskişehir'de. Engerek yılanının yaşayamayacağı bir yerde. 13 kardeşmişiz. Ayağa kalkan üç kişi. Diğerleri yoksulluktan, cehaletten öldü. Yüz koyunun peşinde ablam, ben, annem koşturup geçimimizi sağlardık. Çocukluğum babamla koyun gütmekle geçti. Bütün yoksulluğa, çektiğim acılara rağmen mutluydum. İki ablam genç kızlıklarını yaşamadı. Bahçemizde bir zerdali ağacı vardı, ablam zerdaliler toplar, bana verirdi. Dünya zerdali kokardı. Annem, babamla işte olduğu için ablam ilgilendi benimle, annelik yaptı. Hürdüm… . 2/12 Aileye ekonomik katkıda bulunmak için yazları üç ay bostan bekçiliği yapardım. Tek başıma değildim, iki köpeğim vardı, bir de sıpam. Dostluğu, vefayı, fedakârlığı onlardan öğrendim. Toprak, çiçek, güneş, gökyüzü… Tabiatla baş başa kalmanın bana kazandırdığı iç zenginlik müthişti. 3/12 Cüneyt Arkın olduğumda hep oradan harcadım, bu hep beni zengin tuttu. Babamın beni bir kere kucağına alıp sevdiğini hatırlamıyorum. Başaramayacağı hiçbir şey yokmuş gibi gelirdi. Çok büyük bir insandı. Bir yere mevsimlik çalışmaya gider, iki üç koyun, yarım torba buğday ile geri dönerdi. Müthiş bir şeydi. Pazara yağ, deri, annemin ördüğü paketleri götürür, yerine şeker, gaz yağı ile takas ederdik. Lise sona kadar gaz lambası ışığında ders çalıştım. Yokluk vardı, yoksulluk… 4/12 İnsanı çılgınca güldürecek bir durumda, aynı mutluluğu hayat boyu yaşamadım. Cüneyt Arkın iken bile çok acılar çektim. Doktorken artist oluyorsun, sürekli bir çaba göstermen gerekiyor. Ne şöhreti gördük, ne parayı. Görseydik, Orhan Günşıray gibi bir sinema devi sigorta hastanesinde üç kişilik bir odada ölmezdi. . 5/12 Yalnız olduğum dönemlerde karşıma çıktı eşim. Bir gençlik toplantısında aynı yalnızlığı yaşadığını gördüm. Herkes Cüneyt Arkın deyip övgülere başlayınca bozulmuş. Şöhret falan sevmiyor. Ben de bunu yediremedim, üzerine gittik derken birkaç defa daha buluştuk. Anne, babası vermedi, ata bindirip kaçırdım. Karım çok şekerdir, gece gündüz çalışır. “Hazırlan. Bir akşam yemeğine gidelim.” diyorum. Sabaha karşı geliyorum, giyinmiş, hazır bekliyor, hiç de şikâyet etmiyor. İçki dönemim vardı, lanet bir şeydi. Bir kadın çekmez ama çekti. Bana alkolü bıraktıran odur, Betül. Biraz vicdanın varsa utanıyor, ona göre davranıyorsun. 6/12 İki çocuğum var: Kaan ve Murat. Hiçbir zaman ismimi kullanmadılar. Murat diploma alacağı zaman okuluna gittim. Arkadaşları, öğretmenleri babasının Cüneyt Arkın olduğunu o an öğrendiler. Hayırlı evlatlar, sözümüzden hiç çıkmadılar, çıkmazlar. 7/12 Çocuklarım iş ararken ‘Ben Cüneyt Arkın’ın oğluyum’ demedi. Hatta işyerlerinde ziyaret etmek istediğimde ‘Gelme’ diyorlardı. Herkes ne ıstırap çekiyorsa iş bulmak ya da çalışmak anlamında benim oğullarım da onu çekti. 8/12 Bunlar gençken dışarı çıkıyorlardı, ısrar ediyordum ‘Erken dönün’ diye. Eve geldiklerinde kucaklayıp kokluyordum, alkol kokusu var mı diye. Murat ‘Baba bize güven, bizi serbest bırak’ dedi. Dediğini yaptım ama göz hapsinde tutuyordum. Genelde Ortaköy’e gidiyorlardı, haberlerini alıyordum ‘Cüneyt Abi Ortaköy’de oturuyorlar, önlerinde kola var’ diye! 9/12 Çocuklarım fena değil herhalde, yakışıklı. Bir gün bunları medyada içkili veya kızlarla görmediniz. 10/12 Alkol ve uyuşturucuyla ilgili çok araştırma yaptım, gençlere de bu konuda bilgi verdim. Çocukların çoğu arkadaşları yüzünden bu iki maddeye alışıyor. Bunlara futbol nasıl oynattım? 11/12 Filmlerde kavgacıyı oynayan Kadir Kök birini sırtına alır, ben diğerini kucağıma... Gelmiyorlardı çünkü. Minicik ayakları vardı, vurdular topa, baktılar gol oldu, sevdiler oyunu, kale kurdular, başka çocuklar geldi, maçlar başladı. 12/12 Spor bunların hayatına böyle girdi. O sırada çok iyi arkadaşlar edindiler, onlar için büyük bir şanstı..."