Sinemanın usta oyuncusu Münir Özkul
Yeşilçam'ın iyilik yüzü, hüznün, öfkenin, masumiyetin ve inancın oyuncusu, güldüren bir meddah, herkesin kendinden bir şeyler bulduğu bir sanatçıydı Münir Özkul...
- 15-11-2022 00:49
1/10
Yeşilçam'ın iyilik yüzü, hüznün, öfkenin, masumiyetin ve inancın oyuncusu, güldüren bir meddah, herkesin kendinden bir şeyler bulduğu bir sanatçıydı Münir Özkul...
2/10
Münir Özkul, eve gelen üçüncü evlattı. İlk ikisi kız olunca ailenin heyecanı ve düşkünlüğü bir başka oldu. Henüz çocukken, babası kararını vermişti bile. Küçük Münir büyüyecek asker olacaktı. Henüz kundaktan itibaren evdeki adı paşamdı.
3/10
Ses dönemin en ünlü tiyatrolarından biriydi. Münir Özkul ise henüz 23 yaşındaydı. Ses Tiyatrosun'un kapısından girdiği anda derin bir nefes aldı. Artık izlemekten mest olduğu sanatçılarla aynı sahneyi paylaşacaktı. İlk oyunu Aşk Köprüsü'ydü. Sonraki yıllarda unutulmaz filmlerde beraber rol alacağı Mürüvet Sim'le birlikte sahnedeydi. Rol arkadaşları provada bile içe dönük bu arkadaşlarını sahnede tanıyamıyordu. Hem rol arkadaşlarını hem de izleyicileri büyüleyen bir pırıltısı vardı.
4/10
Her rolün insanıydı. İzleyicisini güldürmek, düşündürmek ve kimi zaman ağlatmak istiyordu. Oysa Ses, bir komedi tiyatrosuydu. Özkul oyunculuğunu geliştiremeyeceği inancıyla 1951 yılından itibaren Küçük Sahne'nin kuruluşuna dahil oldu. Artık tam da aradığı fırsat ayağına gelmişti. Türk tiyatrosunun büyük ustası Muhsin Ertuğrul ile çalıştı. Küçük Sahne'de oynadığı ilk oyun Fareler ve İnsanlar'dı. Seyirci Münir Özkul'u çok sevdi.
5/10
Münir Özkul, Küçük Sahne'de oynanan sergilenen 20 oyunda da rol aldı. Bu parlak oyuncuyu seyredip keşke onunla oynasam diyerek düş kuran ve bu düşünü gerçekleştirenler vardı. Her rolün üstesinden geliyordu. Kah seyircilerin karşısına gansgter, kah sarayın soytarısı olarak çıktı. Çayhane adlı oyunda subayı canlandırdığında aklında, çocukluğunda onu hep paşam diye seven ailesi vardı.Ama ne yazık ki o keyifli, öğrenme süreci çok uzun sürmedi. Küçük Sahne Muhsin Ertuğrul'un ayrılmasıyla kapandı. Farklı tiyatrolarda sahne serüveni devam etti. Ancak bir çocukluk hayali vardı. Bir gün beyaz perdede kendini seyredecek. Oyuncu Münir Özkul'u, seyirci Münir Özkul görecek, değerlendirecekti.
6/10
1950 yılında sinemaya adım attı, ilk rolü figüranlıktı. Vatan ve Namık Kemal filminde soldan sekizinci askerdi. Ama o rol bile heyecanlandırmış, mutlu olmuştu. Sonra şansı tarihi filmlerden açıldı. Artık Yeşilçam sokaklarının aşina olduğu bir isimdi. Yeşilçam'ın ilk renkli filmi olan Halıcı Kız'da rol aldı.Sinemadaki ilk başrolünü ise bir komedi filmiyle oynadı. Şadan Kamil'in Laurel ve Hardy'den esinlenerek çektiği Edi ile Büdü filminde Vasfi Rıza Zobu ile başrolü oynadı. Oynadığı her filmle türk sinemasında kendine haklı bir yer edinmeye başladı. Artık senaryolar yazılırken, Münir Özkul'a göre rol tasarlanıyordu. Türkiye'nin daskeri darbe ve bir türlü durulmayan siyaset karmaşasından sinema da etkilenmişti. 1960 ve 1964 yılları arasında sadece dört tane film çevirdi. Burnuna yeniden sahne kokusu gelmeye başlamıştı. Ama bu defa farklı bir şeyler yapmak istiyordu. Tiyatro batıdan gelen vodviller, dramalarla şekillenirken "peki ya geleneksel sahne sanatımız" diyen Münir Özkul'du.
7/10
Yanıtını yine o verdi. 1968 yılında Arena Tiyatrosu'nda Kanlı Nigar oyununda İbiş rolünü oynadı. Tiyatronun en büyük tuluat sanatçısı olan İsmail Dümbüllü bu oyun sayesinde kavuğunun kendisinden sonra en çok yakıştığı insanı bulmuştu. Kavuğunu çıkardı ve Münir Özkul'un başına koydu. Münir Özkul üstadı İsmail Dümbüllü'nün karşısında çok heyecanlandı. Artık tarihi bir sorumluluğu vardı. Geleneksel Türk tiyatrosunun mirası onun omuzlarındaydı. İsmail Dümbüllü'nün kavuğunu hakkıyla ve başarıyla taşımak zorundaydı.Kendi deyimiyle ''kavukluyu oynamak değil kavuklunun ta kendisi olmak istiyordu.'' Ama Münir Özkul sadece kavuklu olmadı. Oynadığı her rolde o kişiliğe büründü.. Çapkın jönün arkadaşı olduğunda da başarılıydı, güvenilen amca olduğunda da. Sonunda Münir Özkul bu kadar çok çalışmasının karşılığını aldı. 1965 li yıllar Münir Özkul furyasının yaşandığı yıllar oldu. Art arda halk tipi güldürülerin vazgeçilmez oyuncusuna dönüştü.
8/10
Ertem Eğilmez gibi bir ustayla çalışmaya başladığında ise çeşitli türlerde , daha değişik ve doyurucu kompozisyonlar yaratma imkanı sunduğu filmlerle yoluna devam etti.. 1966'da Ertem Eğilmez'in yönettiği Bir Millet Uyanıyor'da ilginç bir Kuva-i Milliyeci, Ben Bir Sokak Kadınıyım adlı filmde ise orta yaşlı, içkici bilgiç adamı oynarken abartısız ama etkileyici oyunculuğuyla seyircilerini hayran bırakıyordu. Artık Türk sinemasının yıldızları arasında yer alıyor, rol aldığı filmlerin insani yüzü oluyordu. İyi insanı oynuyordu. Aslında rol yapmasına da gerek yoktu. Sadece iki yılda, 1969 ve 1970'de tam 26 filmde birden oynadı. Bitmez tükenmez bir enerjisi vardı. Giderek yükselen şöhretine karşın, gündelik yaşamında aynı mahcup Münir Özkul'du. Özel yaşamını kamera ve objektiflerden uzak tutmuştu. Hareketli evlilik yaşamında ona heyecan ve mutluluk veren iki kızı ve bir oğlu vardı. Onca çalışmaya ve onca uğraşa karşın baba olduğunu hiç unutmadı.
9/10
Münir Özkul aile filmleri kuşağının en çok aranan gözde oyuncusu oluvermişti. Yapım ve yönetimini Ertem Eğilmez'in üstlendiği Bizim Aile, Gülen Gözler ve Neşeli Günler, aile şerefi filmlerinde hak yemeyen, kendi yağında kavrulan, cefakar, yufka yürekli aile babası oldu. Bu filmlerde rol alan oyuncular zaman zaman değişse de ana kadro Ayşen Gruda, Tarık Akan, Halit Akçatepe, Şener Şen ve Itır Esen'den oluşuyordu. 1975 yılında çekilen Bizim Aile filminde Münir Özkul Adile Naşit'le ikinci evliliğini yapan Yaşar ustayı canlandırdı.Münir Özkul Ertem Eğilmez'in Rıfat Ilgaz'ın kitabından sinemaya uyarladığı Bababam Sınıfı'nın tatlı sert Mahmut hocası olmuştu. Hababam yaşları ilerlemiş haylaz öğrencilerden oluşan bir sınıftı. Hababam sınıfı filminde kimler kimler yoktu ki.. Münir Özkul Hababam Sınıfı serisinin ilk beş filminde rol aldı.
10/10
1980'lerin kıraç sanat ortamında kah tek tük iyi filmlerde kah televizyon dizilerinde yer alarak ailesinin geçimini sağladı. Yaşamı boyunca parayı dert etmemiş, paranın peşinden koşmamıştı. Tiyatronun yaratıcı ismi Ferhan Şensoy uzun süredir çalışmak istediği Münir abisini sonunda ikna etti. 1987-1988 tiyatro mevsiminde Münir Özkul ortaoyuncularla tiyatroya dönüş yaptı. Ferhan Şensoy ile çeşitli tiyatro oyunlarında oynayan Münir Özkul, İsmail Dümbüllü'den kendine geçen kavuğunu da kime vereceğini buldu.. Uzun yıllardır beyaz perde ve sahnede yok ama neredeyse heftada bir kaç gece beyaz camdan evlerimize konuk olmaya devam ediyor. Münir özkul sayesinde bir toplum onuru, aile değerlerini, insancılığı, sevgiyi ve inancı öğrendi. Kendisine kılavuz edindi. Hemen hepimizin öğrencilik yaşamının bir döneminde ''Hababam'' gibi yaşanmışlıklar olabilirdi ama hemen hiç birimizin Kel Mahmut yani Münir Özkul gibi bir hocası olmadı. Onun içindir ki Münir Özkul, yani Kel Mahmut neredeyse sevenleri orada olmayı ve yüreklerinden kopanı hayatın gerçek sıcaklığında yansıtmayı hiç ama hiç unutmadı.(CNNTÜRK)