Hani bazen beyniniz kalbiniz parmak uçlarınız duraklar ya..
Bu vefat haberi geldiğinde bir an bunu hissettim.
17 yaşında...
Ve son 7 yıldır lösemiyle mücadale eden milli dansçı Kaan Özelçam Pazar günü Ayvalık'ta toprağa verilirken tüm sevenlerini gözyaşına boğdu.
Ateş düştüğü yeri yakıyor.
Ailesinin yakınlarının neler hissettiğini uzaktan kimse anlayamaz...
Öyle yürek yakan yanları var ki Kaan'ın kaybının...
Bu gencecik can tanesi önceki gün ağırlaşıp yoğunbakıma kaldırıldığında bu kez bedeni dayanamadı...
Önce Sosyal medyada da paylaşılan Kaan'ın bir mektubunu aktaracağım...
Ki bu mektup 22 Aralık 2018 tarihinde Posta'da Murat Çelik'in köşesinde 'adresine ulaşamayı bekleyen mektup' başlığıyla verilin 'son mektup' olmasın mesajıyla bitirilmişti..
LÖSEV’in kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Üstün Ezer’in masasında duruyordu..
Eksiksiz paylaşıyorum Kaan Özelçam'ın bu özel mektubunu..
"Ben bundan 6 sene önce lösemi hastalığına yakalandım. Ankara’da LÖSEV’in LÖSANTE Hastanesi’nde çok zor olan tedavim başladı, 2 sene sürdü. Tam “İyileştim” derken hastalığım tekrarladı. Tekrar başa döndük ve 3 yıllık tedaviye başladık.
Hiç yıkılmadım, “Ben bu hastalığı yeneceğim” diye anneme, kardeşlerime söz verdim. Ama lösemi canavarı beni 3’üncü kez pençesine alıp lösemi tekrarlayınca tam umudum kırılmak üzereyken LÖSEV’in doktorları yine imdadıma yetişti ve “Artık sana kemik iliği nakli yapacağız ve yaşatacağız” dediler.
3’üncü defa uzunca bir kemoterapi aldım, yine saçlarım döküldü, ateşler içinde yandım ama sonunda Kemik İliği Nakli Servisi’ne geçmeyi başardım.
LÖSEV LÖSANTE Hastanesi’nin Kemik İliği Nakli Servisi tıpkı bir uzay üssü. Her tarafı havadaki gözle görülmeyen en küçük tozları, mikropları süzen hepafiltrelerle kaplı.
Doktorlar, hemşireler içeri girerken özel solüsyonlarla yıkanıyorlar, çok özel kıyafetler giyiyorlar.
Annemden başka kimse içeri giremiyor, o da dışarı çıkamıyor.
Adeta fanusta yaşıyordum. Kapıların birisi kapanmadan diğeri açılmıyor. Anlayacağınız, sağlığımız için dünyanın en steril Kemik İliği Nakil Merkezi’ndeydim.
Bir gün hematoloji uzmanı profesör doktor odamıza geldi ve “Artık radyoterapi (ışın tedavisi) alacaksın, sonra da kemik iliği naklini gerçekleştireceğiz.
Ama radyoterapi için başka hastaneye gideceksin” dedi.
Hemen,
- Bizim hastanemizde yok mu, dedim.
- Var, hem de dünyanın en iyi radyoterapi cihazları var ama kullanamıyoruz, dedi.
- Neden, diye sordum. - Çünkü Sağlık Bakanlığı ruhsat vermiyor, yani çalıştırmamız yasak.
- Neden, kötü bir şey mi yaptınız?
- Hayır, her şey yönetmeliklere uygun. Hatta Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’ndan (TAEK) ruhsat da alındı ama kullanamıyoruz.
Bağışıklık sistemim çökmüşken ve bu servisten dışarı adım atmamam gerekirken hem sabah hem de akşam (günde 2 defa) başka bir hastanede radyoterapi almak için dışarı çıktım ve ışın aldım.
Düşünebiliyor musunuz, hem milletin tuğla bağışlarıyla satın alınmış dünyanın en mükemmel, 5 milyon dolarlık aleti LÖSANTE Hastanesi’nde çürüyor hem de ben aynı hastanede 2 kat aşağıdaki bu özel merkezde ışın tedavisi alabilecekken dışarıya yani mikrop dolu ortama çıkıp hayatımı tehlikeye atıyorum.
En son olarak size şunu itiraf etmek istiyorum: “Beni lösemi hastalığı öldüremedi ama bürokrasi canavarı öldürebilecek.” Belki de sayılı günlerim kaldı.
Ben görmedim ama bu mektubu herkese iletirseniz, sizin sayenizde başka lösemili çocuklar bu cihazın çalıştığını görebilirler.
Saygı ve sevgilerimle. Kaan Özelçam.”
İnanın bu satırları okurken öyle kalakaldım..
Bugün bu sonucu yaşarken bu ülkeyi yönetenlerin sosyal devlet olma adına alacakları çok ama çok ders var...
Yıllardır yüzde 20 kapasiteyle çalıştırılan tam donanımlı 400 yatak sayısından sadece 75 hastasının yatımına izin verilirken boş duran onca yatak ve servisin, onca cihazın izahını bu sağlık sistemi, bakanlık izah edebilecek mi? Beyinlerine,vicdanlarına?
Öyle uzaktan kafa tutmakla, heytttt demekle olmuyor inanın çok şey...
Sağlık bürokrasisi...
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ne diyecek bu duruma adrese çok geç ulaşan mektuba, çok merak ediyorum..
Lösev'in paylaşımlarında düne dair yazışmaları yanıtları okudum...
Hele..
Tam da 17 yaşında ki Kaan'ın toprağa verildiği 2 gün önce ki bir paylaşım var ki..
"Lösev hastanesi tam ruhsatına 5 iş günü içinde kavuşuyor.. Kamu hastanesi gibi çalışan parasız hizmet veren özel hastane geliyor' mesajı inanın içimi daha da acıttı.
Bu kurum yıllarca elinden geleni yaparken...
Sahi.. Gerçekten kim izah edecek şimdi bu acı kaybı...
O gencecik ruhuyla aktardığı mektubu dediğim gibi ibretin ötesi...
O cihazları boşta beklettiler...
Kullandırmadılar...
Çürümeye bıraktılar...
Çok geç kaldınız beyler çok geç...
Bugün hepimiz Kaan'ken siz nesiniz, kimlersiniz bilmiyorum....
Ama bildiğim şu...
Sizler bu satırları okurken, biz bugün ailece yine onkoloji servisinde kemoterapimizi alıyor alacağız...
Ne yaşadığımızı iyi bildiğimiz için bu yaşananları paylaşmak istedim..
Anlamak için illa yaşamınız gerekmiyor... Yaşamayında kimse yaşamasın...
Biraz insan olun yeter....
En büyük acı her daim evlat acısıdır...
Nur içinde yat sevgili Kaan...
Ailene, yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum...
Mekanın cennet olsun..
