Ortada; son 13 maçta 8 kez yenilgiye uğrayan, sadece 2 defa kazanabilen ve her yönüyle "baş aşağı" giden bir takım var!
Gel gelelim;
Le Guen'den hep klasik demeçler...
"Daha iyi olacağız..."
"Etkin oynadık, sonuç alamadık. Savaşmaya devam. Ben pes etmem!" falan filan...
Maçlardan sonra, "Bu oyuncuyu niye oynattın?"
Veya "bu oyuncuyu neden kestin Hocam?" diye soruyoruz:
El-cevap:
"Bu benim tercihim!"
Detay falan yok!
Ancak aklımızda cevapsız kalan deli sorular çok!..
Öyle ya;
Daimi senatörler, maçta tüy dikse de sahada kalıyor!
"Kontenjan(!)" oyuncularının forması garanti!
ŞARK HİZMETİNDEKİ MEMUR
Kenardayken bakıyoruz; Hocanın kendisinde heyecandan, coşkudan eser yok!
Teknik alanda kollarını bağlayıp "Sfenks" gibi dikiliyor!
Yüzüne bakıyorum;
"Poker-face" yani hiç renk vermiyor!
Şark hizmetindeki memur gibi...
Adeta günlerini dolduruyor!..
-Yersen Kirchen!..
Takımda motivasyon, eksi seviyelerde...
Takım ruhu falan hak getire...
Herkes kafasına göre takılıyor...
Arada denk gelirse, üçlük atıp kazanıyor...
Deplasmanda kara kayıp!
İlaç için bile dış sahadan puan getiremiyor!
Fransız, her hafta şapkadan değişik tavşanlar çıkarıyor.
Devşirmeler, denemeler gırla!..
Kadroda da, futbolda da istikrar yok!
Takım "çukura" düşmenin eşiğinde...
Ayrıca, "Sıkıntı yok, deniyorsa, sıkıntı var demektir!" mottosu da gerçektir.
PAPATYA FALI GİBİ
Futbol zaten "papatya falı" gibi;
-Oynuyor, oynamıyor!
-Olacak, olmayacak, misali...
Tehlike hâlâ geçmiş değil.
Ufukta ışık görünmüyor!
Camia travma üzerine travma yaşıyor!
Herkes diken üstünde...
Taraftar, artık alt taraftaki takımlar puan kaybetsin diye dua ediyor.
Zaten herkes fıtık olmuş durumda!
BİR DE POTAYA BAKALIM
Diğer tarafta ise; ekonomik sıkıntı yaşasa da, basketbolda Süper Lig yürüyüşünü emin adımlarla sürdüren Potanın Timsahları'nın destansı başarı öyküsü...
Antrenör Şemsettin Baş tam bir lider...
Takımını çok iyi motive ediyor.
Kenarda 6. adam gibi;
Ekibiyle beraber adeta hücuma kalkıyor.
Defansta da resmen savunmaya yardım ediyor!
Yani son düdüğe kadar yerinde duramıyor!
Taraftara gerekli mesajları çok net veriyor!
Camia tarafından çok seviliyor.
Potada "takım ruhu" ortada...
Aidiyet duygusu zirvede...
Tribünlerle takımın bütünleşmesi her türlü övgüye değer!..
Play-off maçları şimdiden iple çekiliyor.
Ligde sadece 4 hafta kaldı.
Ama önce, ligi 2. sırada bitirmek, saha avantajını eline geçirmek çok önemli!..
Eğer ligi 2. bitirirse, play-off finalinde, 5 maçlık serinin 3'ünü evinde oynama şansına sahip olacak.
Yönetimin, belli ki, Le Guen'i göndermeye niyeti yok!
Öyle olsa, haftalar önce biletini keserdi!
Değişen bir şey olmayacağına göre...
YEMEKTE BULUŞTURUN
Öyleyse;
Yönetime bir teklifim var.
İki teknik adam Le Guen ile Coach Şemsettin Baş'ı bir yemekte buluşturun.
Gözlerden uzak, sakin bir restoranda...
İkisi aynı masada uzun uzun otursun.
Yesinler, içsinler...
Belki, muhabbet demlenince ilerleyen saatlerde dertleşirler de...
Mesela;
Şemsi Hoca, Fransız teknik adama parkede neler yaptığını anlatsın!
Parasızlığa rağmen;
-Takımı nasıl motive ediyor?
-Ekip ruhunu nasıl oluşturuyor/ koruyor?
-Kendisi, kenarda nasıl böyle inançlı, coşkulu ve hırslı olabiliyor?
Mösyö, kendisi anlatmasa da, dinlesin biraz Şemsettin Hoca'yı...
BELKİ UTANIR...
Kim bilir, belki utanır da, önce kendine, sonra da takımına çeki-düzen verir!
Bu fikrim, belki çoğu kişiye ütopik gelebilir ama...
Bunu bari yapın!
Ne kaybedersiniz ki?
Tabii, Ekselansları kabul ederse!..