Özel'in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:
"EMEKLİ KELİMESİNİ UNUTTU AĞZINA ALMIYOR "
Sayın Erdoğan bir kelimeyi unuttu. Bir kelimeyi. "Tarayın" dedim geriye doğru, yok. Hangi kelime? Emekli. Emekli kelimesini unuttu, ağzına almıyor emekli kelimesini. Lügatından silmiş. Onun için emekli yok, asgari ücretli yok. Ama biz bu ülkenin yoksullarını onların insafına bırakmayacağız. Tüm dertleri, sıkıntıları, çözümleri ayrı ayrı konuşacağız. Bugün bu salonda Türkiye'deki tüm emeklileri temsilen kendileri grubumuz Meclis'i terk etmeme kararı aldığında harekete geçen, bu eylemliliği destekleyen, bugün de buraya koşan gelen emekliler var. Hepinizin karşısında Cumhuriyet Halk Partisi olarak saygıyla ve hürmetle eğiliyoruz.
"SİZİN İÇİN SONUNA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ"
Emekliler grup salonunda "emekliyiz haklıyız kazanacağız" diye sesleniyorlar, seslerini yükseltiyorlar. Ben iki emeklinin bir evladı olarak, bu boğazından devlet memurunun aldığı maaş, emeklinin aldığı maaş, sonra da Sosyal Güvenlik Kurumuyla yaptığı sözleşmeyle devletin ödediği ilaç faturaları dışında boğazından bir kuruş geçmemiş, boğazından geçen her kuruş, evladının boğazından geçen her kuruş da bu devletin emeği olan, bu devleti var eden sizlerin emeği olan partinin genel başkanı olarak söylüyorum: Sizin onur mücadeleniz hepimizin onurudur! Sizin için sonuna kadar mücadele edeceğiz.
"PLANLAYARAK YAPTILAR"
Şimdi kısaca hatırlayalım. Söylüyoruz, kızıyorlar, kızmaya devam edecekler. Adalet ve Kalkınma Partisi emeklinin düşmanıdır.
Emeklinin düşmanıdır, zenginin dostudur. Geldiklerinde, geldiklerinde ilk laf, ilk lafları şu olmuştu: Emekliye milli gelirden pay vermeyeceğiz, zira emekli milli geliri arttıran değil azaltanlardır diye tanımlama yaptılar ve büyümeden pay vermemeyi sistematik olarak, kararlı olarak, planlayarak yaptılar.
"EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI 1,5 ASGARİ ÜCRETTİ"
Onlar geldiğinde en düşük emekli maaşı 1.5 asgari ücretti. Bugün beğenmediğimiz, itiraz ettiğimiz asgari ücret 28.000 lira. 1.5 asgari ücret 42.000 lira. Bu salondaki herkes biliyor ki, AK Parti gelmese, emekliye hiç ilişmese, hiç karışmasa, emeklinin düşmanı olmasa, emekli milli gelire katkı yapan değil azaltan unsurlardır ayıbının sahibi olmasa, bugün beğenmediğimiz asgari ücretin 1,5 katını alarak en az 42.000 lira alıyor olacaktık.
Bu ülke rahmetli Ecevit, rahmetli Mesut Yılmaz ve Sayın Devlet Bahçeli'nin beğenmedikleri, her fırsatta yerdikleri üçlü koalisyon döneminde son verdiği en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün 42.000 lira bugünkü asgari ücretli olması gereken tutar. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak her yönüyle bunları çalışıyoruz.
"ANADOLU'DA ALTIN HESABI ŞAŞMAZ"
Ben söylüyorum, kızıyor. Diyor ki "Çıkmış Anadolu'yu geziyor, sarraf sarraf dolaşıyor, altın hesabı yapıyor." Bırak o hesabı diyor. Şunun hesabını ver diyor. Niye bırakacağım o hesabı? Her hesap şaşar Anadolu'da, altın hesabı şaşmaz. Sen istediğin kadar anlat. İstediğin kadar anlat. Git Anadolu'ya, sor teyzeme hesabı altın hesabıyla yapar.
"EMEKLİNİN KAYBI AYDA 6 ÇEYREK ALTIN"
O beğenmedikleri üçlü koalisyonun, o koalisyonun dönemindeki ekonomik krizden gelip de çözülmekte olan ekonomik krizin üstüne gelip de iktidar olup da dönüp dönüp oraya kötüledikleri o koalisyon son verdiği emekli maaşıyla, en düşük emekli maaşıyla 8 tane çeyrek altın satın alınabiliyordu. 8 çeyrek altın. Bugün verdikleri, teklif ettikleri emekli maaşı 2 çeyrek altın almıyor. 2 çeyrek altın almıyor. Yani emeklinin kaybı ayda 6 çeyrek altın. Şaka değil. Şaka değil. Bugün bir emekli ya, bir emekli gitse kuyumcudan bir çeyrek altın alsa, eve varırken baksa cebinde yok, aklı çıkar yol boyunca gider arar nerede düşürdüm ben bunu diye. Öyle değil mi? Ama bugün bir emekli değil, her emekli. Bir çeyrek altın değil, 6 çeyrek altın. Bir sefer değil, her ay kaybediyor. Bir şey kusura bakmasın emekliler ve bunu bilsin bütün Türkiye; bir şey nerede kaybedildiyse orada bulunur. Madem 6 çeyrek altını her ay için bir seçim sandığında kaybettik, ilk seçim sandığında gidip orada bulacağız!
"5 MİLYON KİŞİYE ÇIKTI EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞINI ALANLAR"
Sefaletin, sefaletin nasıl büyüdüğüne bir örnek daha vereyim. Daha Temmuz ayında, bu sene Temmuz ayında devletin resmi rakamıyla en düşük emekli maaşı alanların sayısı 3.7 milyondu. Şimdi 4.9 milyon. Yani 6 ayda 1.2 milyon kişi daha en düşük emekli maaşı alanlar hanesine eklendi. 5 milyon kişiye çıktı en düşük emekli maaşını alanlar.
Biz böyle bir sefalet üzerine hem asgari ücret hem de emekli maaşları için çalıştık, teklifimizi yaptık. Dedik ki asgari ücret 39.000 lira olmalıdır, emekli maaşı da bir asgari ücret olmalıdır. Asgari ücrette en düşük emekli maaşı da 39.000 lira olmalıdır. Çalıştık, kaynağı hazırladık. Teşvik paketini hazırladık. Dedik ki asgari ücrete zam verirken küçük esnafı, belli sektörleri korumalıyız. 10.000 lira, 5.000 lira, 4.000 liralık SGK prim desteklerini hazırladık, götürdük gösterdik. Dediler ki bunu yapamayız.
"6 GÜNDÜR GECE GÜNDÜZ ORADALAR"
Asgari ücret tarihte ilk kez açlık sınırının altında açıklandı. Açıklandığı gün açlık sınırı 30.000 liraydı, 28.000 lira açıklandı. Emekli maaşı da enflasyon farkıyla 18.938 lira açıklandı. İnanamadık, böyle bir şey olmaz dedik. Grup başkanvekillerimizle değerlendirdik. Dedim ne yapıyorlar? Bir şey yapmıyorlar. Ne görüşüyorlar? Trafik Kanunu görüşüyorlar. Müdahale etmeyecek misiniz? Dediler ki biz buradayız ama AK Parti birazdan kapatır gider. Konuştuk, grubumuz hep birlikte, oy birliğiyle, büyük bir azimle emekliler için mücadeleye, dikkatleri Meclis'e çekmeye ve emekliler için Meclis'te nöbet tutmaya karar verdi. 6 gündür gece gündüz oradalar.
Türkiye'nin gündemine oturttular. AK Parti hazımsızlıkla etmedik hakaret bırakmıyor milletvekillerimize. Aslında onlar bu meselenin gündeme gelmesini, konuşulmasını, haber olmasını, yani sizlere yaptıkları zulmün daha çok görülmesine, duyulmasına dayanamıyorlar, hazımsızlık yapıyorlar. Çatlasalar da patlasalar da emeklinin arkasında durmaya devam edeceğiz.
"BAHÇELİ EMEKLİLERE VERİLEN ÜCRETİ SÖYLERKEN 'SEFALET ÜCRETİ' DEDİ"
Ve burada büyük bir... Burada önemli bir gelişme ve emekliler açısından da, Türkiye demokrasisi açısından da, meclisin itibarı açısından da; maalesef bu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi denilen ucube sistem, milletle devletin arasına bir saray koydu. Bu yüzden de millet kendi meclisinden de soğudu. Buradan bir şey ummuyor. Ama bugün Sayın Bahçeli konuşmasında emeklilere verilen ücreti söylerken "sefalet ücreti" dedi.
"BU SEFALET MAAŞINI ORTADAN KALDIRACAK ARİTMETİK ORTADADIR"
Plan Bütçe Komisyonu'na gelecek, Perşembe günü görüşülecek. Plan Bütçe Komisyonu'nda en iyi noktaya gelmesi için mücadele etmeliyiz. Plan Bütçe'de de, Meclis Genel Kurulu'nda da herkes sözünün arkasında durursa, bu sefalet maaşını ortadan kaldıracak aritmetik ortadadır.
"TÜRKİYE'DE ÇOK ŞEY DEĞİŞECEK"
Diğer konularda ayrı düşünürüz. Yine tartışırız. Herkes kendi ittifakında kiminle birlikte olmak istiyorsa olur. Ama emeklinin meselesinde bir arada olursak Türkiye'de çok şey değişecek, çok şey değişecek!
"EMEKLİNİN 650 MİLYAR LİRASINA PARA YOK DİYECEKLER"
Bu arada bir emekliye, en düşük emekli maaşını bir asgari ücret yapmak için lazım olan para, kaynak; 650 milyar lira. 650 milyar lira. Geçen de bütçe geçti buradan. Böyle bir paramız yok, kaynak yok diyorlar ya... Bütçede bir kalem; 768 milyar lira var. 768 milyar lira. Adı ne biliyor musunuz? Vazgeçilen vergi gelirleri. Yani 'Vergi Harcaması' diyorlar teknik tabiriyle. Vazgeçilen kurumlar vergisi. Yani kazanmış, kar etmiş, vergi ödeyecek; o vergiyi ödemesin diye 768 milyar kaynak buraya koydular ama emeklinin 650 milyar lirasına şimdi para yok, kaynak yok diyecekler.
"SABAHA KADAR ÇALIŞILACAK AMA EMEKLİNİN SORUNU ÇÖZÜLECEK"
2.7 trilyon lira faiz ödüyorlar. Lazım olan paranın dört katından fazla. Şimdi gelip emekliye gelince "yoktur" diyecekler. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak, emekliye dayatılan bu zulme sonuna kadar karşı çıkacağız. Kaynak Plan Bütçe Komisyonu oturacak, çalışacak. Gerekirse bütçede kalemler arasında aktarma yetkisi var, kurtarırsa oradan bulunacak. Kurtarmazsa ek bütçe yapılacak. Sabaha kadar çalışılacak ama emeklinin sorunu çözülecek.
"SİZİN İÇİN ÇALIŞMAYANA BIRAKIN OY VERMEYİ SOKAKTA SELAM BİLE VERMEYİN"
Eğer bu sorunun çözümüne katkı sağlanmazsa, buna direnirse, buna grup kürsülerinden başka konuşulup, oylamaya gelince başka davranılırsa; o zaman bunu da emekliler takdir edecek. Şu kadarını söyleyeyim, bu Adalet ve Kalkınma Partisi için diyorum; sizin karşınızda duran kim olursa aynısını yapın. Biz yapsak bize de yapın. Sizi görmeyeni, sizi duymayanı, sizin için çalışmayana bırakın oy vermeyi, sokakta selam bile vermeyin.