Peki Bursa bu değişimden nasibini alıyor mu?
Dünyayı algılamakta ve gelişmeleri uygulamakta geç kalmayı adet edinen Bursa iletişim dünyası bu dönüşümün farkında değil. Dijital iletişime konvansiyonel biçimde yaklaşmaya devam ediyor. Gazete, açık hava ya da matbaa için hazırladığı iletişim materyalini ölçü değiştirerek dijital ağlarda yayınlıyor.
‘Medium is the message’ önermesini bize öğreten McLuhan’ın kemiklerini sızlatırcasına iletişimin ilk kuralını ihlal eden iletişim uzmanları(!) ile dolu şehrimizde bir sosyal medyadan kutlama yapma / taziyede bulunma merakı var. Ve virüs gibi yayılıyor.
İlgili ilgisiz her marka her şey hakkında yorum yapma, içerik geliştirme ve konuşma ihtiyacı hissediyor.
Büyük kitlelere konuşan market ve hızlı tüketim ürünleri markaları bu konuda diğerlerine oranla iletişim kurma konusunda daha haklılar. Ama makineciler için endüstriyel ürünler üreten bir marka neden ‘doktorlar gününü’ kutlar? Bu takipçilerinin duvarını kirletmekten öteye geçmiyor. Ve algıda duyarsızlaşmaya neden oluyor. Takipçileri hızlıca cominity/topluluk/klana çevirme sosyal ağ pazarlamasının en önemli ihtiyacıyken, takipçileri yapay ve tamamen kasan mesajlar ile bunaltmak doğru bir strateji değil.
Duvar kesinlikle kişisel bir mülk ve siz klanınızın üyelerinin duvarlarına hoşlanmayacakları ya da en azından ilgilenmeyecekleri mesajlar yolluyorsunuz! Akıllıca mı?
Tüketici gerçek ve samimi mesaj ile yapay mesajı içgüdüsel olarak ayırıyor. Kendi hedef kitlesinin dışına mesaj gönderen markalar da samimiyetlerini kaybediyorlar.
Her şeyi kutladığı her şeye yorum yaptığı anda hiç bir şeyi kutlamadığını anlayamayan iletişimci markasını boş yere konuşturuyor.
Real time marketingin her şey olduğu dönemde iki gün önceden bayram kutlayan markalar var. İlk kutlayan daha çok puan alacakmış gibi bir refleksle sadece boşa içerik üretmiş oluyor. Çünkü tüketici milyonlarca mesaja maruz kaldığı sosyal ağlarda bu tip hataları anında ayıklıyor.
Milli ya da dini günlerde de standartta bağlanmış kutlamalar ile milyonlarca takipçinin duvarları aynı mesajlar ile dolduruluyor. İleti değerini kaybediyor. Bu da iletişimcinin hala konvansiyonelden kopmadığının kanıtı. 300 adet basan gazeteye haber bülteni(!) gönderir gibi sosyal medya içeriği üreten iletişimcilerin bu nedenden Bursa’dan marka çıkaramıyor.
Gelenekselin güvenli sularında yüzmeyi tercih eden konformistler dijitali bu şekilde yönetmesi sonucunda markalar sosyal ağlardan alacağı faydayı alamıyor.
Kişisel kullanım açısından baktığımızda da tüketici artık duvarına sahip çıkıyor, duvarında kendi tercihine uygun içerikleri görmek istiyor. Markanın kutlama/taziye mesajlarından çok kendisi ile uygun içeriğini merak ediyor, onunla etkileşime geçiyor.
Tüketici bize DUVARIMI KİRLETME diye bağırıyor. Dinlemekte fayda var.