Başından bu yana söylediğimdi.
Erdoğan'dan çok Erdoğancılar.
Ali kıran baş kesenciler yani.
Özelikle iktidar sürecinde türeyen Reis'çiler.
Hatta öyle çok var ki onlardan.
Ama vahim olansa bu güçten cesaret alanları da iktidar yarattı.
Ben o, bu, şu demeyeceğim.
Yalı yalakaları asla demeyeceğim.
Küçük, çakma, sonradan olmalar hiç demeyeceğim.
Şimdi asıl Cumhurbaşkanı’nın bu söylediğinin nasıl yorumlanacağı.
Ne dedi Erdoğan dün:
“Kardeşlerim, zaman zaman kamuoyunda, medyada, partimiz içinde kesinlikle arzu ve tasvip etmediğim tartışmaların yaşandığına şahit oluyoruz. Genellikle sosyal medya hesapları veya kimi köşe yazarları üzerinden başlatılan bu tartışmalarda, birilerinin şahsımın adına adeta racon kestiği, herkese ayar vermeye çalıştığı anlaşılıyor. Burada bir kez daha açık ve net olarak ifade ediyorum; benim, milletimle, partimle paylaşacağım bir düşüncem, bir teklifim, bir hissiyatım varsa, bunun yolları bellidir. Kimsenin racon kesmesine de ihtiyacım yoktur. Eğer racon kesilecekse, bu raconu bizzat kendim keserim. Bu da böyle bilinmeli."
Bu bildiğimiz Kasımpaşalı Erdoğan.
Dün farklı mıydı?
Hayır...
O zaman partisinin içindekilere.
Sonradan olmalara.
Küçük kralcıklara...
Alçısı tutmayanlara...
Rokası tere olanlara…
Selvi boylum al yazmalara…
Dün okyanusta kulaç atıp bugün gölde keyif yapanlara bir ders vermek gerekmiyor mu?
Köşeleri okuduğumuzda siyaset yapan o kadar çok yazan çizen var ki?
Hep söyledim yine söylüyorum.
Ne Ak Parti'nin, ne Cumhurbaşkanı’nın böyle tiplere ihtiyacı yok.
Şiddetle kendine yakın medyalarda da temizlemeli böyle isimleri.
Çünkü asla toplumsal dönüşleri yok.
Sürmenaj yapılar, kalemler, ekranlar Erdoğan'a bir şey kazandırmaz.
Yorar, tökezletir.
Onlar sadece dönemin nemalananları.
Tamam…
Elbet cumhurbaşkanı da ekranlarda, köşelerde kendini sağlama almak isteyecektir.
Ama inanın bu sürekli yalayıp yutanlarla olmaz.
Toplum güvenir mi?
O yüzden raconu da keserken bunun adabını bilenler şart.
Sen, ben, bizim oğlan…
Çimdikle çimdikle nereye kadar Allah aşkına...