Erdoğan: "Bu zihniyetten tiksiniyorum"

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 19. Muhtarlar Toplantısı'nda konuştu. Erdoğan, önemli açıklamalarda bulunurken CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na da sert sözlerle yüklendi.

Erdoğan: "Bu zihniyetten tiksiniyorum"


Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları şöyle:
 
Bir yılda 19 defa 400'er kişilik gruplar halinde muhtarlarımızla bir araya geldik. Birileri bu buluşmalarımızdan çok fena rahatsız oldu. Sizler Cumhurbaşkanlığı makamına geliyorsunuz ya, birileri çıldırıyor. Doğrudan milletin oyuyla göreve gelmiş Cumhurbaşkanı ile yine milletin oyuyla göreve gelmiş muhtarların bir araya gelmesi niye bu kadar rahatsız ediyor? Onların kafasındaki Cumhurbaşkanlığı makamı, belirli günlerde resepsiyonlar veren, kararların onaylandığı sırça köşk. 
Tek parti CHP'sini anlatmak için çok enterasan bir şey kullanılıyordu. "Halk plajlara hücum etti, vatandaşlar denize giremedi" Bunlar istedikleri kadar çırpınsınlar. Koskoca ülkeyi kendini aydın sanan lümpenin bildiği eski Türkiye yok. Artık sözün millette olduğu yeni Türkiye inşası sürecindeyiz. Cem Karacabunlar için "Yarım porsiyon" diyor. Bugün aydın geçinenler çeyrek porsiyon kıymetinde dahi değil, istisnalar kaideyi bozmaz. 
 
Gerçek yüzlerinin bir bölümünü çok açık gösterdiler. Ülkemizin, milletin tarihine duydukları kini kusuyorlardı. Terör örgütü propagandasını bildiriyle açık bir şekilde yaptılar. Hem milletin birliğini bozmaya çalışacaksınız, hem elinizi kolunuzu sallayarak devletten aldığınız maaşla hayatınızı sürdüreceksiniz, o günler geride kaldı. Bir hukuk devleti olan Türkiye'de kendilerine akademisyen diyenlerin suç işleme imtiyazı yoktur. Türkiye bölücü terör örgütüyle mücadele ediyor. 
 
Askerlerimiz, polislerimizi şehit edenlere arka çıkanlara ses çıkarmayacağız, öyle mi? Kimse böyle bir şey beklemesin. Aynı şey siyasetçiler için de geçerli. Terör örgütünün sözcülüğünü yapan siyasetçi terör örgütü mensubu gibi muamele görmeyi hak etmiş olmaz mı? Siyasetçi, millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya gelirse değer kazanır.
 
Akademisyen diyen kişiler çalışmalarıyla konuşur. Bu bildirimci güruhun hiçbir karşılığı yok. Ne ülkemize, ne insanlığa hiçbir katkılarını duymadık, görmedik. Velev ki atmış olsun, önemli olan şimdi terör örgütünün yanında mısın, değil misin? Akademi dünyasının bu derece verimsiz hale gelmesinin sebebini anlıyoruz.

Bunların ağababaları da öyleydi. Osmanlı devrinde Osmanlı düşmanı, Milli Mücadele döneminde düşman olmak... Devir değişiyor ama zihniyet aynı. Siz eleştirince düşünce özgürlüğü, ben eleştirince düşünce özgürlüğüne saldırı. Bunlar sadece vicdansız değil, ahlak yoksunu da.
Hiçbir şeye değilse bile yediğini ekmeğe saygınız olsun. Onları destekleyenlere de sormak istiyorum; siz Türkiye'nin birliği beraberliğinden yana mısınız, değil misiniz? Yana iseniz, terör örgütünün jargonuyla konuşuyorsunuz? Ciğeri 5 para etmez terör örgütüne arka çıkmak yakışır mı? Bunun adı eleştiri değil ki, bunun adı terör örgütü propagandası. Elbette bu güruhtan hakkaniyetli cevap gelmeyeceğini biliyorum, bunların kalpleri mühürlü.

HAKKARİ VE ŞIRNAK AÇIKLAMASI

Sayın Başbakan Hakkari ili merkezinin değişeceğini söyledi. Hakkari şehri Yüksekova'da tesis edilecek. Şırnak da Cizre'ye geçecek. Şehir yapılanmasına ne Hakkari, ne Şırnak müsaitti. Şırnak'ın asıl şehir merkezi Cizre'dir. Cizre bir tarihtir. Yüksekova coğrafi yapı itibariyle şehir olmaya çok daha uygundur. Bu şehir kentsel bir değişimle bu hale dönecek. Önümüzde başka bir yol haritası yoktur. Bu eylemlere karışanlardan her kim ki pişman olur, teslim olursa devletimizin şefkatli kolları açıktır. Ama kimseye ilanihaye müsamaha gösterilemez.  Buradan terör örgütü içindeki gençlere sesleniyorum; gelin, yol yakınken hatadan  dönün. Biz sizleri sokak köşelerinde, dağ başlarında, dere yataklarında cansız  şekilde, cezaevinin parmaklıkları arasında mahkum olarak değil, ailenize,  ülkenize, milletimize hayırlı evlatlar olarak görmek istiyoruz

BU ZİHNİYETTEN TİKSİNİYORUM
 
Şöyle bir görüş var: Terör örgütü sivilleri hedef almamalı ama askere, polise istediği gibi saldırabilir." Bunları söyleyenler de insanlıktan nasibini almamış, beterin de beteridir. Asker, polis, korucu insan değil mi? Bunlar kime hizmet veriyorlar, kimin can ve mal güvenliği, eğitimi, sağlığı için görev yapıyorlar? Terör örgütünün kamu görevlilerine  saldırmasına kendince akademik veya siyasi fetva veren, sivillerin öldürülmesini  ise 'yapmasa iyi olur' diye karşılayan bu zihniyetten, açık söylüyorum,  tiksiniyorum. Herkes meşrebine, karakterine, şahsiyetine uyan işi yapacak.  Bunlar, içlerinde bulundukları ihanet çukurunda çırpınacak. Bunu iyi bilelim. Biz  de ülkemizin ve milletimizin geleceği için çalışacak, gayret edeceğiz.
Terör örgütü içindeki gençlere sesleniyorum, gelin yol yakınken hatadan dönün. Bizi sizi ülkenize, milletinize hayırlı evlatlar olarak görmek istiyoruz. Yüzünüzdeki kırmızı maskelerle değil, alnınız açık görmek istiyoruz. Silahla değil, bilgisayarlarla görmek istiyoruz. Bu oyunu bozun. Sevgili Kürt kardeşlerim, bizim mücadelemiz terörle ve teröristlerledir.  Dağdakiler ve o akademisyen geçinen müsvetteler bizim Kürt kardeşlerimizi öldürdüğünü söylüyordu. Siz ne vicdansızsınız be. O Kürt kardeşlerimiz bizim kardeşimizdir. Kimsenin Kürt vatandaşlarımıza kardeş demediği zaman, ben kardeşlerim dedim. O bölgelere hizmetleri biz götürdük. Hiçbir ayrıma tabi tutmadan bu adımları biz attık. Şu temizlik bittikten sonra süratle hükümetimiz bölgedeki dönüşümü ele almak suretiyle mevcut yapı o özgün mimariyle yapılacak. Terör örgütü bölgeye sadece acı, gözyaşı, aşağılanma ve ümitsiz bir istikbal sunabilir. Benim Kürt kardeşlerimin temsilcisi bunlar olamaz.  Terör örgütü temsilcilerinin benim Kürt kardeşlerimle yakından uzaktan alakası yoktur, öyle bir dertleri de yoktur. Onların kazandığı belediylerin ne halde olduğunu da görüyoruz. Sadece bomba döşemek için hendek kazıyorlar. Su kanalları açıyorlar mı, susuzluk var. Devletin gönderdiği parayı Kandil'e teröristlere gönderiyorlar.

Başta yeni anayasa olmak üzere yapılan çalışmaları takip ediyoruz. Bir başkanlık sistemini gerçekleştirmenin gerekli olduğuna inanıyorum. Ekonomik kalkınmayı hızlandırmayı artırmak için çaba içindeyiz. Elde edilen başarı 78 milyonun hayat kalitesini yükseltiyor. Ülkemizde patlatılan her silah, bomba Türkiye'nin bu hedeflere ulaşmasını engellemeye yöneliktir. Bu açık gerçeği görmek için biraz izan ve feraset yeterlidir. Bölgemizde kandırılmış gençlere güveniyorum. Örgütün beklediği bahar, bünyemizden tamamen söktüğümüz günlerin müjdecisi olacaktır. 

"YÜZÜNE TÜKÜRSEN YAĞMUR YAĞIYOR SANIR"

Aslında söyleyene bakarak kesinlikle girmemem gerek mevzu var. Cevap vermediğimde kendisinin hakkı olduğunu düşünecek ve buna inanacak cahil ve ahlaksız olduğunu bildiğim için cevap vermem gerek. Sabır, sabır, sabır. Yine çirkin yüzünü gösterdi. Bu zat şahsımla, ailemle ilgili, ağzına ve kişiliğine yakışmayan şekilde namus ve şeref edebiyatı tutturmuş gitmiş. Kazandığım tazminatlar artarak devam ediyor. Kendisine karşılık veremeyeceği şekilde defalarca ifade ettim. Ama bazı insanlar var ki yüzüne tükürsen yağmur yağıyor sanır, bu da öyle pişkin bir tip. Hiçbir sözün kafi gelmediğini görüyoruz. Bu defa bana değil, hakim, savcı, YSK'yı hedef almış. Bu da serseri mayın gibi. Ne zaman, kime bulaşacağı belli olmuyor. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin adresini bilmeyenlere kaybedecek zamanım yok demiştim. Bakınız, 2016 Ocak bitiyor, bu zat hala 7 Haziran'ın davasını görüyor. Siyaset bilmiyor, hesap da bilmiyor. Bahsettiği konunun ne yemin, ne anayasa ile ilgisi yok. Türkiye'nin geleceği için güçlü bir parlamento yapısını temenni etmem bu zatı niye rahatsız etti bilmiyorum. Aslında bu zatın karın ağrısını da ortaya döküyorum ama hicap duyarım. Bunca sıkıntı varken, bu namus ve şeref fukaraları için zaman harcamak bana zul geliyor. Teröristleri de savunan bu değil mi?

MİLLETİN YOK SAYDIĞI BİR ZATI BEN NEDEN ADAM YERİNE KOYAYIM

Bir kasetle geldi. Bürokrat olmuş, başına geldiği kurumu batırmış. SSK'yı batıran bu adam değil mi? Nice vatandaşlarımızın hastane odalarında ne halde olduğunu bilmiyor muyuz? İlacımızı alamıyorduk, ilacımızı. Hijyen bizimle birlikte bu ülkeye geldi, tanındı. Bıraksanız memleketi batıracak, nereden baksanız bir zavallı. Bunun bir eseri olmadığı için akıl derecesini ölçemiyoruz, akıl sağlını da bilemiyoruz. İnsan kendi sıkletinde birisini istiyor. Söylediğiniz her sözün israf, boş konuşmak dışında varlığı olmayan birisi. Kendi geçmişinden utanan, terör örgütünü bile kınayamayan bu zavallıyı ademe mahkum ediyorum. Milletin bile saymadığı bu zatı ben niye adam yerine koyayım?

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR