Giriş…

Gazeteci dediğin; bir kaplumbağa gibidir, tüm birikimini sırtında taşır! Rahmetli Aykan Uzoğuz’dan duymuştum bu sözü, sevdim ve sık anlatırım.

Giriş…

Kurulmasında emeğimin geçtiği Bursa Anadolu İletişim Meslek Lisesi’nde usta öğretici olarak derslere girdiğimde, -öğrencilerimin ne demek istediğimi anladığını zannetmiyorum ama- hep söylerdim.

Aradan yıllar geçti. Sektörde çalışan bir öğrencim, “Hocam” dedi, “Gazeteci-kaplumbağa benzetmenizi şimdi anladım.”

***

Gazetecinin en büyük sermayesi, tek varlığı bu birikimidir.

Bu sayede geçmişi bilir, bugünü anlar, geleceği görmeye çalışır. Paraya çevirebileceği tek şeydir.

Günümüzde arazi, gayrimenkul, lüks oto vs. başka birikimleri olan birçok ‘gazeteci’ var. 1990’lı yıllar ve 2000’lerin başlarında sayıları çok değildi, ondan önce daha da azmış.

Kişinin hangi birikimi tercih edeceği elbette kendisine kalmış, bizimki durum tespiti.

Bir Cumhurbaşkanı ile veya ülkenin en zengin insanı ile beş yıldızlı bir otelde yan yana olabilen ama cebinde simit parası olmayan da gazeteci, milyon dolarlık birikimi olan da…

Devir öyle bir devir.

Gerçi bu devirde artık herkes bir gazeteci…

Sosyal medya denen olgu, eskinin radyosu, gazetesi ve televizyonları gibi etki alanına sahip.

Nüfus ve okuma-yazma oranı artarken, gazetelerin tiraj kaybetmeleri nedendir?

Birini söyleyeyim; insanlar bir gün önce okuduğu bir haberin aynısını, ertesi gün para verip aldığı gazetede görmek istemiyor. Farklılık arıyor. Farklılık bulabildiği gazeteyi alıyor.

***

Meslek büyüklerimiz, dövizin, faizin, kurun günlük yaşamda olmadığı 1970’li yıllarda, gazetelerde içinde para kelimesi olan haberlere ekonomi haberi denildiğini anlatırdı.

24 Ocak 1980 kararları ile birlikte, döviz, kur, piyasa, karaborsa, bankerler, hisse senetleri günlük hayatın içinde yer edinmeye başladı.

Bunun bir sonucu olarak da gazetelerde ekonomi sayfaları oluşturuldu, ben bu dönemleri iyi biliyorum.

Bugün sayfalar değil, günlük, haftalık, aylık ekonomi gazeteleri ve dergileri var. İletişim teknolojilerindeki hızlı gelişme ile bilgisayarlar ve cep telefonlarımızda birçok yayın, ekonomik veri ve haber var.  İş dünyası, ülke ve dünya ekonomisinde neler oluyor, emtia fiyatlarındaki gerçekleşme ve öngörüler neler hepsini cebinde buluyor.

Dolayısıyla, günümüz ekonomi gazeteciliği eskisi gibi veriye ulaşma temelinde değil, ekonomiyi okur kitlesinin anlayacağı şekilde haberleştiren, yorumlayan, analiz eden, ufuk açan yapıda olmalı ki, fark yaratsın.

Öyle yayınlar var ki, hazırlamak uzmanlık istediği gibi okumak da uzmanlık istiyor, iş o noktada.

***

Genel girişten sonra ekonomi gazeteciliği özeline girmememin nedeni, burada ekonomiye ve futbol ekonomisine dair yazacak olmam.

Peki ne birikimimiz var?

1989-2008 yılları arasında, 20 yıl profesyonel olarak gazetecilik yaptım. Spor muhabirliği-müdürlüğü, haber koordinatörlüğü, ekonomi yazarlığı, televizyon ana haberleri, programlar…

Bunları yaparken de ekonomi lisans eğitimi.

Sonra, yine reel ekonomi ile iç içe olan ve halen devam eden kendi işim.

Sırtımda taşıdıklarımın epey olduğunu düşünüyorum. 2011’e kadar çeşitli mecralarda amatör olarak yazılar yazdım. 2005 yılında, mevcut medya yapısının dışına kendi isteğimle çıktığım gibi 2011’de de aynısını yaptım.

Epey ara vermişim.

Geçenlerde Nuri abi (Kolaylı) aradı, turkhaber.com projesini anlattı. Sonra Murat Yanıklar, İhsan Bölük ve tüm turkhaber.com ailesi ile bir araya geldik.

Bu ekibin farklılık yaratabileceğini düşündüm, çoğu birikimlerini sırtında taşıyor.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR