Bekledim.. Şöyle herkes eteklerinde ki taşı döksün istedim.
Kadını konuşuyoruz ya..
Yılda bir gün..
Bazen yoruma gerek kalmıyor.
Bir hikaye vardır. Bilirsiniz belki.
Bir adam çok sevdiği kadına şiirler yazıyordu.
Sonra o kadın ansızın onu terk etti.
Adam kadının ardından şiirler yazmaya devam etti.
Daha çok yazdı. Ve günün birinde çok ünlü bir şair oldu.
Yıllar sonra kadının yaşadığı kente gitti ve büyük bir şiir dinletisi sundu.
Dinleti bittiğinde uğruna şiirler yazılan kadın kolunda kocası ile çıkışa geldi ve adama “merhaba” dedi.
Adam ona sıradan bir insana bakar gibi baktı.
Kadın, “beni tanımadın mı” diye sordu.
Adam, “hayır tanımadım” yanıtını verdi.
Nasıl tanımazsın!
“Uğruna şiirler yazdığın kadınım ben; Seni şair yapan kadın...”
Adam kadının gözlerine baktı ve şöyle dedi.
“Kerâmet sende olsaydı, o koluna taktığın adam da şair olurdu..."
Nasıl olmalı işte bu keramet dedikleri şey..
Kolamı takılmalı, yola mı?
Şair ve eski aşkı arasında ki en önemli ayrıntı işte o buluşmada ki ‘hiçbir şeydir’..
Yani hiçliktir özündeki..
Hissetmemek..
Zaman böyledir..
Süreç içerisinde unutursunuz...
Mesele kabuk bağlaması değil ama unutamaz sandığımız çok şey rafa kalktıkça tek düze olur her şey...
Bu hafta biraz uzaklaşıp çok şeyden satırları da o bildik kısır döngüyle boğmak istemiyorum...
Ama şu kadın erkek ilişkisi denilen illette satır aralarında takıldığım şeyler oldu..
Erkek erkek ilişkisi desem öyle bıyığıyla dudakta fransız öpücüğü gibi değil hayat bazen!
Banane onun tercihinden..
Ama hani şairin söylediği gibi keramet akılda olsa manikür pedikür kültüründen uzaklaşamayan beyler şu son olayı nasıl yorumlardı?
Hatırlayın...
Kayseri’ de eski bir hayat kadını tecavüze uğruyor..
Savcılık ‘ müşteki hayat kadınıdır. Olayda beden ve ruh sağlığı bozulmamıştır’ diye iddianame hazırlıyor..
Kadını iffetli iffetsiz diye ayırıp tecavüzde indirim mantığını benim aklım almıyor.
Mesela o tecavüze uğrayan kadına saldıran 2 kişiyi birileri yakalasa ve o hırsla onlara da tecavüz etseler buradaki indirim ne olacak?
İndirim mi bindirim mi?
Haneye tecavüzden cinayetten bile yırttığımız bu ülkede bedene tecavüzde hala aynı kafadayız.
Kadın hayat kadını…
Olabilir...
Kadın pavyonda çalışıyor...
Olabilir...
Kadın koca dayağından kaçmış, durağa bırakılmış, tacavüze uğrayabilir...
Olabilir...
Sırtında bıçak, manşette çıplak.
Olabilir...
Aynen böyle bakıyoruz işte...
Olabilir...
Ne der üstad Dostoyevski...
Olabilirleri aktarmıştır Suç ve ceza’da...
Geceleri gökkuşağına boyamak mıdır suçum?
Herkes bağırırken şiirler okumak mı,
Susmak mı sözün bittiği yerde, kusmak mı sindirebildiklerinizi?
Apansız uykum kaçıyor kaç gece, bu da mı aleyhime kanıt?
Silin adımı listenizden, yokum; aslında bir oyun olan kavgalarınızda ve aslı bir kavga olan oyunlarınızda. Kirli sevinçlerinize ortak etmeyin beni. Gözyaşlarınızı da paylaşmıyorum.
Yalan övgülerinize ihtiyacım yok.
Gıyabımda kesinleşmiş hükümler verin.
Bir sürgün nereye sürülebilir?
Gölgeler kelepçeye vurulur mu?
Çekilin, yürümediğiniz yolları(mı) kirletmeyin.!