Oynamasın dediğin adam gol atıyor, oyun planı şu oyuncuya bağlı dediğin adam çok kötü performans sergiliyor. Ama futbolun bilinen bazı doğruları var. Denklemi var. Alfabesi var. Fenerbahçe maçı öncesi kadroyu görünce 'Hamza Hoca ilk kez doğru 11 çıkardı' diye yazmıştım. Elde ki kadroya bakınca Kadıköy' de Fenerbahçe'ye karşı tek ihtimalimiz vardı; önce 2 savaşçı ön libero ile durdurmak sonra da hızlı hücumcularla vurmak. Maçtan önce yaptığımız 'tribün' programında hem Tarık Çapçı, Hem Serkan Yetişmişoğlu hem de Ben Fenerbahçe maçına çıkan 11'i isim isim saydık. Neden bu adamların oynaması gerektiğini de dilimiz döndüğünce anlattık.
Kayserispor maçından önceki gece ise ' Fenerbahçe karşısında kazanan 11 Kayserispor karşısında zorlanır' yazdım. Çünkü O takım rakip durdurma, alan daraltma ve kontra oynama takımı. Oysa Kayserispor zaten üstümüze gelmeyeceği için o 11 ; TOP YAPMA beceri bakımından zayıf kalacaktı. Şamil-Faty 2'lisi oyunun defansif yönünü hakkını vererek oynarken, oyunun ofansif yönünde hayalet adamlar. Keza Kayserispor'a yükleneceğin bir maçta arkada ki boş alanı İsmail'e emanet etmek ciddi ciddi intihar etmek gibi bir şey.
Bunları dilim döndüğünce anlattım. Ancak tam da korktuğum 11 sahadaydı. Kazanan 11 bozulmaz. Cümlesi fazla beylik. Bence işi boş. Kazanan 11 rakibe göre değiştirilir. Biz değiştirmediğimiz için koca bir 45 dakikayı çöp sepetine attık. Çünkü hücum gücümüz Batalla'nın şapkadan tavşan çıkarmasına endeksliydi. Usta yine şapkadan tavşan çıkartarak soyunma odasına en azından mağlup girmemizi önledi. Yenilen gol de İsmail'in ne yapmadığına ayrıca dikkat çekmek istiyorum. Bence gerçek anlamda el bombası.
Gelelim 2. yarıya; iyi teknik direktör oyunun tıkanmasının sebebini ilk yarıda teşhis eder. Bizim problemimiz orta sahamızda ki 2 yetenekleri sınırlı oyuncu ile maça devam etmemizdi. Bu görülmedi. İlk değişiklik Sercan ile yapıldı. Ama maçın kırılma anı Şamil'in 64. dakikada ki sakatlanmasıydı. Benim bildiğim Hamza Hoca sakatlanmasa Şamil'i çıkartmazdı. Allah yardım etti, şamil oyunu terk etmek zoruna kaldı da, futbol oynamak için gereken, yetenekli oyunculardan biri oyuna dahil oldu.
Sonra Maraton tribünü devreye girdi. İsmail'in kırmızı kartı ile 1 kişi eksik oynayacağımızı beklerken, tribünlerin tamamı 2 kişilik destek attı. Ve bitirici yumruk ise her fırsat bulduğumuzda eleştirdiğimiz Hamza Hocadan geldi. Skor 1-1 ve takım 10 kişi iken, sahaya Bilal'i sürmesi kazanmak için yapılmış bir hamleydi. Cesaret gerektiren bir hamleydi. Sonuç alamasa büyük eleştirilerin yapılacağı bir hamleydi. Ama gerçekten sorumluluk aldı ve sonuç olarak istediğini de aldı.
Yanlış kurgulanmış ama doğru yolu bulunmuş acayip önemli bir maçtı. Haftaya ciddi erezyona uğramış Kasımpaşa'yı da yenersek camia tekrardan hava yakalayabilir.
Batalla'yı sona sakladım. Kelime ile ifade edecek yeterlilikte değilim. Çok büyük futbolcu...