Aman aklınıza hemen 'nah' işareti gelmesin.
Ya da şıpıdık terlik.
Benimki son iki gün köşeden uzak kalışın hikayesi.
Çok da şeyinizde biliyorum.
Zaten ne giydirmişsiniz şu müfredata ilişkin yazdıklarıma.
Cevap veremedim, Cevat sırıttıkça sırıttı.
Geliyor kulağıma…
Ne deseydim…
Ali kitap oku…
Ayşe ip atla…
Yerine;
Ayşe kuma ol…
Ali takke tak mı?
Yok illa öpeceksiniz, Bahçeli-Davutoğlu itişip kakışmasını analiz edeyim.
De!
Neyini…
Biri memur, diğeri asker.
Oda TV'de yorumları okurken başlığa takıldım.
"Issız bir iktidara düşseniz yanınıza Bahçeli'yi mi, Davutoğlu'nu mu alırsınız?"
Valla her ikisini de almam.
Son kullanma tarihleri geçti.
Ben dünü kolay unutanlardan değilim.
Konuya yandaş medyanın nasıl yaklaştığı malum.
Bugün kimi seviyoruz.
Bahçeli'yi.
Yarın sever miyiz? Her an seveceğimiz özneler değişebilir.
Sev de sevelim.
Öl de ölelim.
EyvaAllah...
"Bu ülke için seve seve de."
Tulumba görevimiz bittiğinde sevgimin sınırlarının sağmalında bir toplama çıkarma yapalım.
‘Seve seve’nin faturası ne mesela?
Ve maalesef...

Bu ülkenin profiline uyan onca model arasından modifiye olmuş bakış açılarının da işte bu davranış mantığından öteye gittiği yok.
Haaa, yazı bitti hala parmak arası ne diyorsunuz başlıktaki…
Sol elimin 3 parmağı arızaya bağladı.
Cerrahi müdahale olmasa kaybetmeye başlamıştık.
O yüzden yazamadım bir kaç gün.
Bakalım haftaya sargılar açılsın…
Çalışıyorlar mı, çalışmıyorlar mı?
Anlarız...
Tek harekette 3'ün 1'ini…
Öptünüz değil mi?