Vazgeçilmezim "trafik"...

Büyük kentlerimizin vazgeçilmez, aşılmaz problemidir trafik.  Giriş tabelasında NÜFUS bilmem kaç milyonsa yandınız.

Vazgeçilmezim "trafik"...

Ne dolaşmak mümkündür ne de ulaşmak gideceğiniz yere. İstanbul bu sorunu oldukça iyi aşmış durumda. Trafikte geçecek süre günü bitirdiği için herkes kendini ona göre programlıyor ve hiç kimse birbirini trafik yüzünden beklemekten rahatsız olmuyor.

Gel gelelim Bursa gibi gelişmişliği İstanbul’a endekslenen kentlerde durum hiç öyle değil. İstanbul’a yakınlığı ve yeşilini betona teslim etmesi en kolay kent oldu artık. Özellikle deniz ulaşımı rahatlayınca bir de otoban ekleniyor üstüne üstlük.

Eee Bursa’ya gelmişken kebap yemeden geçilmeyeceğine göre, otobandan yapılacak bir iki saatlik kaçamak farz olur.

Her ne kadar kendi iç dinamiklerinde hala çözüm üretemeyen kent trafiği bir de ekstra yükü görünce göçmesin de ne yapsın?

2016 yılının şubatında akşamüzerleri daha beş, altı taksici ile baş edemeyen bir Altıparmak trafiği bile keşmekeş. Polis kovalasa da fark etmiyor bir dakika sonra bir başkası Altıparmak girişini tek şeride düşürmekle görevliler sanki…

 İl Trafik Komisyonu’nca belirlenen duba operasyonu evlere şenlik. Görevli polis memurları Çekirge yönünde yolu daraltıp genişletmek için koşuşturup duruyor.

Eh buna bir de canının istediği yerde bilmem ne marka aracını park edip alışverişe giden kendince güçlü kudretli hanım ve beyleri de ekleyince, al sana cehennem. Polisin de dişi geçmiyor, zabıtanın da…

Sıkıyorsa sesini çıkar, bak ne laflar yiyorsun. FSM’de bile ikinci, hatta üçüncü şeridi oluşturmaktan çekinmeyen bir edepsiz kitle var ki, ne kurallar ne de uygulayıcılar bunlara diş geçirebiliyor.

Her biri el âlem Bey’in yakını olduğunu söyleyip sonra da sıralıyor hakaretleri. Zavallı memur ne yapsın? Yedikleri lafla oturuyorlar bir köşeye.

Daha bu kış bir sanayicinin sırf yoldaki dubaların yerini değiştirdi diye aracından inip bağırıp çağırmasını gördüm ki, ben yapsam yeminle destan yazardı memur arkadaş. Ama ona gık demedi, diyemedi…

Neymiş efendim?

Şehir giriş ve çıkışlarına kamera ve radar sistemi koymak yetmiyormuş. Önce görgü şartmış. Eğitimle görgü verilmiyor. Terbiye de para ile doğru orantılı olduğuna göre, topyekûn bir trafik edebi gerekiyor. Ambulansa yol dilenmek yerine GEÇİŞ ÜSTÜNLÜĞÜ haklarını iyi öğretmek şart. Daha önemlisi yayanın üstünlüğünü öğretmek şart... Kavşaklarda araç park edilmeyeceğini öğretmek şart (Önce belediyelere)…

Yazılacak çok şey var… Kazasız belasız yolda kalın…

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR