Galatasaray maçı ciddi gözlemler yapabileceğimiz, Bursaspor'un bundan sonra ki rotasını da belirleyecek önemli bir karşılaşmaydı. Açıkçası yine net teşhisler koyamadım.
Maça müthiş başladık. Oyunu önde kabul edip topu tutma isteğimizi yalın bir şekilde gösterdik. Bu arzu 14. dk da meyvesini verdi. Golü Delarge attı ama, Kembo sol tarafta golden bir kaç saniye önce işi bitirmişti. Delarge sadece skorbord'u değiştirdi...
Hemen sonrasında oyun anlayışımız bariz değişti. Galatasaray'a alan daraltıp orta saha da ciddi baskı yaparak kazandığımız topları bir çırpıda forvet hattına aktardık ve pozisyon üstüne pozisyon bulduk. Stancu yerine iş bitirici bir santraforumuz olsaydı bu gece Türkiye başka bir gündemi konuşuyor olurdu. Bu oyun 40. dakika civarına kadar devam etti. Sonra net teşhisini koyamadığımız, bir yada bir kaç ayrı sebepten dolayı maçın rengi değişti.
Devre arası ilaç olur mu dedik! Aksine soyunma odasından daha da kötü bir takım geri geldi.
Takımın içinde olmadığımız için sadece gözlemler üzerinden tahmin yapmak durumundayız. Malatya'da 4-0 dan sonra maçın 4-2 ye gelmesinde ki sebep ne ise aynısı Bursaspor-Galatasaray maçının da skorunu tayin etti.
En olası tahmin; kondisyon problemi. Agu ve Badu yurtdışı kampı tamamlandıktan sonra, Delarge ve Kembo ise lig başladıktan sonra takıma dahil oldular. Özellikle kanat oyuncuları sıfır kondisyon depolaması ile maçlara çıkmaya başladı ki, bu net net masanın üzerinde duruyor...
Yedek kulübesi zafiyeti; Oyuncu değişikleri gelmeye başlayınca takımın toplam gücü bariz bir şekilde geri düşüyor. Bunda en önemli etkenin kaliteli yedek oyuncularımızın olmaması diye düşünüyorum.
Siyahi oyuncu motivasyon eksikliği; Bunu şimdiye kadar kimse dillendirmedi belki de boş bir tahmin olarak sadece bu satırlarda yerini alıp gündem dahi olmadan kaybolup gidecek. Lakin kim ne derse desin siyahi oyuncuların maç öncesi ve maç içi motivasyonları ciddi değişkenlik gösteren bir şey. Tamamının hayat görüşünü aynı potaya koyacak kadar sığ birisi değilim ama skorla orantılı olarak performansların da bir değişkenlik olmasından açıkçası korkuyorum..
Bir şey dikkatimi çekti. Bunu paylaşmazsam olmaz. 2. yarının başından itibaren komple geri yaslandık. Attığımız golden devreye kadar yaptığımız presi de yapamayınca; topu Galatasaray'a verip beklemeye başladık. Bu benim zaten top yekün karşı çıktığım bir oyun anlayışı ama, esas problem topun arkasına geçtiğin zaman yapılması gerekenleri de yapmamış olmamız. Dikkatimi çeken ve gelecek adına umut kıran detay ise beraberlik golünden hemen sonra ki takımın vücut dili.
2 gol arasında ki 7 dakika da aynı Beşiktaş maçında olduğu gibi, reaksiyon göstermedik. Üstelik bu 7 dakika da 3 yada 4 kez zaman geçirici hareketler yaptık. Kısacası beraberliği psikolojik olarak kabul ettik. İşte buraya itirazım var. Benim tanıdığım bildiğim Bursaspor taraftarı Galatasaray ile 1-1 berabere kaldı diye mutlu olmaz. İlk 40 dakika oynanan oyunu 90 dakika oynayabiliyorsan yenilsen bile takımını tribüne çağırıp alkışlar. Bu Sayın Le Guen'in mi, yoksa futbolcuların anlık refleksimeydi bilmiyorum ama, bu anlayış bu memlekette kabul görmez... Zaten oynamak için kurulmuş bir takıma topu verince başına neler gelebileceğini de hep beraber seyrettik...
Netice; Tamamı izlenerek transfer edilmiş yüksek bütçeli takıma 40 dakika top göstermedik. Teknik direktörü; acı çektik dedi. Futbolcusu; Bursaspor'un geri çekilmesi işimize yaradı dedi... Biran önce nasıl başladıysak öyle bitirmenin yolunu bulmalıyız. Bunu yapabilirsek çok iyi takımız. Bunu yapamazsak hep tadı damağımızda kalır..