“Yediğin, içtiğin senin olsun, gezip gördüğünü anlat” derlerdi eskiden.
Sağolsun sosyal medya, yediklerini, içtiklerini çarşaf çarşaf yayınlayanlarla dolu.
Aman efendim, börek mi dersiniz, kebap mı dersiniz envaı çeşit tatlı mı, tuzlu mu?
Ne ararsanız var maşallah. Sofralarda Halil İbrahim bereketi, bolluk bolluk üstüne. Hesabı kim ödüyor soran yok.
Bedava peynir fare kapanında sadece. Elbette bedli vardır yenen ve içilenlerin.
Afiyet şeker bal olsun da…
Kime ne kadar afiyet oluyor bir sormalı…
Değirmenin suyu hangi dereden çevrildi de o sultan sofralarına akıyor?
Bir öğrenmeli.
Kim? Kimin sırtına binmiş “deh” diye bağırıyor?
Bir bakmalı…
Değirmenin suyunu sormayan, bakıp bakıp kendi ağzının suyundan boğulmamalı…
Malup öbür dünyanın hesabı, öbür dünyaya…
Bu dünyanın hesabı kimin kesesinden, kimler ağırlandıysa işte onlara.
Yiyenin yediği yanına kar, gezip gördüğü etrafa zarar. Ne anladık bu koca, yalan dünyadan?
Hiçbir şey…
Roma saraylarının şatafatlı âlemlerinden, katlarda kurulu sıkış tepiş restoranlara değişen bir şey yok. Birileri sokakta çöp eşelerken, birileri de o çöp tenekelerine malzeme bırakmakta tabaklarında.
E sokakta eşelenen de şansına, kalanları yer veya olanları seyreder.
Allahtan yediklerini içtiklerini yayınlayanlar yarım gün sonra sindirim sonrası çıkanları yayınlamıyorlar.
Nazik insanlar canım.
Hak kimin?
Tabak kimin?
Hak sahibi seyreylesin alemi, alem seyreylesin hak sahibini…
Her ne kadar sürç-ü lisan ettiysek affola…
Aç kalmayın …
YE!
YE!
- 23-01-2025 08:21