NEDEN YANIYORUZ ?
- 27-07-2025 08:44
- 27-07-2025 09:25
Yangınlarla ciğerlerimiz yanıyor.
İnsan, hayvan, bitki canlarımız gidiyor.
En üzüntü verici yanı müdahale edecek araçlarımız son derece yetersiz kalıyor.
İşte bu yazımda bunun nedenine değinmek istiyorum.
En baştan söyleyiyeyim. Ben başımıza gelen, yaşadığımız her türlü olumsuzluğu kendimize yani halka bağlıyorum. Çünkü hesap sormayarak, tepki vermeyerek yönetenlerin istedikleri gibi at oynatmalarına neden oluyoruz.
Anlatayım...
İşletme sahibi olarak da maaşlı olarak da 35 yıldır çalıştım, çalışmaya devam ediyorum.
Bu süre zarfında gördüm ki devlet vergileriyle, harçlarıyla büyük ortağımız gibi.
Biz çalışıyoruz, vergi dairesi bizden fazla kazanıyor.
Bu hepimiz için geçerli.
Kazancımızın yüzde 80'i envai çeşit vergiyle, harçla, yol-köprü paralarıyla devlete gidiyor.
Bu duruma razı olmak mümkün değil.
Alınterimiz resmen gasp ediliyor.
Üstelik o paralar çarçur ediliyor.
Ülke vergisiz olmaz; ancak bunun makul bir oranı olur.
Mesela 1 araba alırken 2 araba parası devlete vergi vermek nedir?
Bu resmen fırsatçılıktır, soygundur.
Bu yanlışı değiştirecek idareciler çıkmadan vatandaş da o idarecileri başa getirmeden hiç bir şey değişmez.
Halk bilinçlenmeden desek daha doğru aslında.
Ama en azından bu olana kadar vergilerimizin doğru yerlere kullanılması için ne gerekiyorsa yapılmalıdır.
O paralar ülkeye, vatandaşa hizmet için veriliyor.
Ama gelin görün ki bizde kamu harcamaları adı altında devlete, kamuya belediyelere çöreklenmiş bir güruhun lüksü saltanatı için harcanıyor.
Bir şehirde açılış var, Ankara'daki 3 bakan 3 ayrı özel uçakla o şehre gidiyor !
Şu müsrifliğe bakar mısınız !
Emekliye, asgari ücretliye gelince para yok ama !
Kendi maaşlarına zam yaparken ise son derece bonkörler maşallah!
Diğer yandan birilerine tahsis edilmiş özel uçaklar, Örtülü ödenek adı altında nereye harcandığının hesabı sorulamayan milyarlarca liralık bütçe, her önüne gelen müdüre, amire verilmiş on binlerce makam aracı, ballı maaşlar, kıyak emeklilikler, en pahalı yerlerde bedava sağlık hizmetleri, bedava telefon konuşmaları, danışman, sekreter ücretleri, kuş sütü eksik sofralar, cümbür cemaat geziler, eş dost diyerek 1 kişilik işlerde 10 kişiye maaş verdirmeler...
İnanın saymakla bitecek gibi değil
Milletin sırtında asalak gibiler.
Doymak bilmeyen bu güruh vergilerimizin en az yüzde 75-80'inini hortumluyor.
Kalan yüzde 25'de 85 milyona hizmet için harcanıyor.
Oysa gelişmiş ülkelerde bu oran tam tersidir. Hatta kamu harcamaları çok daha azdır. Lüks desen asla yoktur.
Çünkü o ülkelerde halk patronun kendisi olduğunu bilir.
Oy verdiğinin yaşadığı şatafatla övünmez hesap sorar.
Halkın devlete değil devletin halka hizmet için var olduğu bilincine sahiptir.
O ülkelerde devlet görevlileri "Halkın hizmetkarıyız" deyip de halkı kendilerine hizmetkâr edip kral gibi yaşayamazlar.
Örneğin yangın uçağı yerine en lüksünden saraylar, yazlıklar yaptırıp, uçaklar, makam araçları alamazlar.
Bugün o şatafata harcanan para sağlık sistemimize harcansa muayene için aylar sonrasına gün verilmez, yüzlerce yangın uçağının varlığı ile milyonlarca can yok olmaktan kurtulur.
Özetle ekonomik sıkıntılar, eğitim ve sağlık sistemindeki eksikler, gündemdeki sıkıntımız yangınlara müdahale teçhizatın yetersizliğinin sebebi ya da baş suçlusu bizler yani pasif kalan halkız aslında.
Çünkü hesap soramıyoruz.
O makamlardakiler -istisnalar hariç- olmaları gereken ahlaki yapıda değiller.
Yani "Milletin hakkını yemeyelim" demiyorlar.
Bizler de sessiz kalarak devlete verdiğimiz paraların doğru yerlerde kullanılmasını sağlayamıyoruz.
Bu durum değişmedikçe de yaşadıklarımızı hatta daha fazlasını yaşamaya devam ederiz.
Vel hasıl kelam ya halk olarak değişeceğiz ya da her anlamda yanmaya devam edeceğiz.