Tarık ÇAPÇI

Tarık ÇAPÇI

tarikcapci1963

KİM YÜK ACABA !?

KİM YÜK ACABA !?
Bugün gündem emekli maaşları. 
Ocak zammı belli olacak.
Emeklilerin yine haklarını alamayacakları aşikâr.
'Tarihte hiç olmayan' bir şekilde açlık sınırının, ev kiralarının altında kalan emekli maaşlarından bahsediyoruz.
Hâl böyleyken bile bazı hadsiz siyasiler ve bilinçsiz bir kesim emeklileri ülkenin sırtına yük olarak görüyor.
Ülkeye kim yük kim değil bir bakalım istiyorum.  
Günümüz rakamlarıyla anlatacak olursak 25 yıl 'en düşüğünden' prim ödeyeyen bir emekli devletin kasasına yaklaşık 3,5-4 milyon lira para koyuyor.
Devlete ölene kadar verdiği ve vereceği vergileri saymıyorum bakın.
O, 4 milyon Lira emekli olduğunda kendisine toplu olarak iade edilse, emekli de bankaya koysa her ay 120 bin lira gelir elde eder.
Evet yanlış okumadınız 120 BİN TL !
Peki o emekli kaç para maaş alıyor?
16.800 TL !
Emekli 120 bin gelir elde edebilecek kadar devletin kasasına para koymuş; ancak devlet sadece 16.800 TL maaş veriyor ! 
Emekli kendi alacağı maaşı kat be kat finananse etmiş; ancak karşılılığını alamıyor.
Üstelik birileri tarafından devlete yük gibi görülüyor.
Bunu ciddi ciddi düşünenler ve dillendirenler var.
Şaka gibi ! 
Hatta "Emeklilere biz bakıyoruz" diyen çalışan bir kitle de var. 
Onlar da ayrıca komik.
Emekli maaşını önceden ödemiş mi, ödemiş. Devlet o paraları bir fonda  biriktirmek yerine harcadıysa bu emeklinin sorunu değildir.
O kadar primin üstüne ömür boyu da vergi-harç ödüyor emekliler, ömür boyu ! 
Kim kime yük acaba !? 
Bu ülkeye, devlete, millete bir yük varsa, kamudaki fazladan personeldir.
Meclistekilerin maaşları, danışmanları, sekreterleri, kıyak emeklilikleri, bedava sağlık giderleri, telefon faturaları, lüksleri, devlet kasasından envai çeşit harcamalarıdır.
Siyasi partilere aktarılan milyarlardır.
Yine Örtülü ödenekten harcanan milyarlardır.
Halkın ümüğü vergi-harç diye sıkılırken, ayrıcalıklı birilerinin silinen milyarca Lira'lık vergi borçlarıdır.
Dünyadaki örneklerine bakarak 3-5 milyara yapılabilecek havalimanı, köprü ve otoyolların nedense hep aynı müteahhitlere 10-15 milyona yaptırılmasıdır.
Yine şehir hastanelerinin ederinin kat be kat fazlasına ihale edilmesidir.
Bazı ülkelere verilip silinen milyonlarca dolarlık borçlardır.
Nüfusu 100 binlik turist de gitmeyen kentlere yüksek ihale bedelleriyle 3-5 milyon kapasiteli havalimanları yapılmasıdır.
Dünyada ödül almış havalimanının  yıkılıp, otluk araziye çevrilmesidir.
Sırf hava olsun diye milyonlarca dolara uzaya turist gönderilmesidir
Hher önüne gelen müdüre, amire verilen makam araçlarıdır. 
Lojmanlardır.
Diyanetin abartılı bütçesidir.
Aynı tören için aynı şehirden aynı şehre, üç farklı özel uçakla giden bakanlardır.
Eşini kuaföre, çocuğunu okula devletin aracıyla bıraktıranlardır. 
Cümbür cemaat yurt içi ve dışı gezilerdir. Kuş sütü eksik, ejder meyveli sofralardır.
Bunun gibi daha birçok şekilde yaşanan devletteki israftır, müsrifliklerdir.
Tüm bunları yapanların gözüne emekliler batıyor ! 
Neymiş bütçe müsait değilmiş.
Sizin harcamalarınız, yanlışlarınız yüzünden müsait değil o bütçe.
Yetmiyor "Emekliler çok yaşıyor; ondan zorlanıyoruz" diyenler var.
Çalışan emeklilerin maaşlarının kesilmesini teklif edenler dahi var. 
Ki bunu kamuda çalışanlara yapıyorlar.
Resmen edinilmiş hakkı gasp ediyorlar yani.
Hadsizlikte, yüzsüzlükte, hak yemede sınır tanımıyorlar.
Emeklinin maaşı resmen gaspediliyor. 
2008 yılına kadar "En düşük emekli maaşı Asgari Ücretin %20 fazlası olur" kanunu mevcut iktidar tarafından kaldırıldı. 
Sessiz sedasız o kanunu geçirdiler. Başka ülkede olsa ortalık ayağa kalkar yapamazlardı.
O da yetmedi sistematik olarak düşük zamlarla emekli açlığa mahkum edildi.
Geçmişte emekli ikramiyesiyle ev alırdı. Şimdi ikinci el yerli araba bile zor alabilir.
1993 yılında emekli ikramiyesiyle Bursa'da sıfır daire alan dayımın evini bizzat taşımıştım.
Neymiş eskiden emekliler maaş kuyruğu bekliyormuş.
O bekledikleri kuyruk sonunda aldıkları maaşla 1 ay geçinebiliyorlardı. 
Şimdi kiralarını ödeyemiyorlar, kiralarını !
O nasıl olacak !?
Ayrıca dünyada zaman içindeki teknolojik gelişimler sayesinde oluşan kolaylıklar kimseye maledilemez.
En ilginci bizim emeklilerimizin büyük bir kesimi de neye maruz bırakıldıklarının farkında değil ve kendilerine bunları yapanlara körü körüne destek olmaya devam ediyorlar. 
Bu da ayrı bir enteresanlık !
Neyse biz yine yönetenlere seslenelim.
Efendiler.. ! 
Ülkeye kim yük kim değil, yukarıda yazdım, görüyorsunuz. 
Elalemin emeklisi dünyayı arşınlarken bizim emeklilerimiz ucuz ürün alabilmek için pazarları, marketleri arşınlıyor !
Ekonominin iyi olup olmadığı da ülkenin itibarı da şatafatla değil halkın refahı ile ölçülür.
Kimse masal anlatmasın.
Emekli sadaka değil hakkını istiyor.
Bir vatandaş devlete karşı görevini yaptıysa devlet de vatandaşa karşı görevini yapacak.
Ya gereğini yapıp emeklinin hakkını verin ya da istifanızı verin.
Bu ülkeye bir yük varsa o da sizsiniz.
Bütçede para yoksa sebebi sizsiniz 
Asıl siz bu müsrifliklerinize son vermelisiniz.
İnsanlar ömürlerinin son deminde, tam rahat edecekken sizin lüksünüzün, yetersizliklerinizin, yanlışlarınızın ceremesini çekmek zorunda değil.
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ