Koza Han, geliri doğrudan Saray’a bağlı olan çok yüksek gelirli bir işletmeydi. Handa büyük paralar dönmekteydi. Koza Hanı’nı yaptıran II. Bayezıt, bilinen ilk pazar düzenlemesi olan “Kanunname-i İhtisab”ı da, olasılıkla Koza Han’ın yapılması sonrasında gerek duymuştu. Daha önce bursa Çarşısı’nda, yada hanlardaki geçmişten gelen “kanun-u kadim”in Çarşı’daki sorunlara yeteri kadar çözüm bulamadığı anlaşıldığını, bizzat Kanunname'de "Hiçbir hirfette Kanun-ı Kadim'den eser kalmadığı" denilerek itiraf edilmektedir. Nitekim bu kanunnamenin uygulanmasından sonra Koza Hanı’nda sistemin değiştiği gözlenir. 15. yüzyılın sonlarına kadar Koza Han’ın alım-satım yöneticilerinin tümü kent dinamikleriyle gerçekleştirilirken, daha sonra tüm para işlemleri, mukataa sistemi adı altında özel sektöre ihale ederek devredilmeye başlandı. Bu ihaleler üç yılda bir yapılmaktaydı. “Mizan-ı Harir Mukataasi” olarak anılan bu ihaleden elde edilen gelir, doğrudan Saray’a giden oldukça yüklü bir gelir kalemiydi. Bu ihalenin bedeli olan bedel, yılda dört defada ödenmekteydi. Peşin ödeme yapılan bu ihaleler, genellikle nakit konusunda güçlü olan Yahudilerin ellerinde kalmaktaydı. Raif Kaplanoğlu