<div><span>Bursa’mızın güzide gazetelerinden biri olayın geçici olduğu temennilerinde bulunmuştu.</span><span>Maalesef günümüze gelindiğinde artık müsilajın ne olduğunu herkes biliyor, bilmediğimiz şey ise sırası ile şöyle…</span><span>1. Denizin 25 metre altında oluşan bu bakteri türü organik üremenin ne zamana kadar süreceği?</span><span>2. ‘Marmara Denizi 2007 yılında öldü, şimdi ise cesedi kıyıya vurdu’ diyorlar doğru mu?</span><span>3. Denizde ‘aşağıdan yukarı, sağdan sola ve soldan sağa çalkantı durdu’ diyorlar doğru mu?</span><span>4. Artık Marmara’da balığı ve yüzmeyi unutacak mıyız?</span><span>5. Mavi deniz sarı kirli beyaz karışımı bir renk mi kalacak?</span><span>Marmara niçin böyle olduğuna dair gerekçeleri ise yine sırası ile…</span><span>1.Marmara kıyılarında yaşayan 25 milyon nüfusun atıkları Marmara’ya arıtılmadan toplanıyor.</span><span>2.Deniz suyu sıcaklığının 2 derece artmasından kaynaklanıyor.</span><span>Bu soruları kendi kendimize sorduktan sonra bir vatandaş olarak endişelerimden dolayı hemen kalıcı çözümlerimi dile getirmek istiyorum.</span><span>1. Marmara’ya kıyısı bulunan bütün şehirlerin belediye başkanları acilen bir araya gelmeli.</span><span>2. Bu konu ile ilgili üniversiteler başta olmak üzere acilen çevre kurulu oluşturulmalı.</span><span>3. Kamuoyuna ilk ve acil olarak yapılmaması gereken şeyler anlatılmalı.</span><span>4. Marmara kıyısındaki bütün köy, kasaba ve şehirlerin atıkları, kıyıya döşenen borular yani kollektör ile oluşturulacak havuzlarda toplanıp arıtıldıktan sonra denizin derinliklerine karıştırılmalı ve bunları denetleyecek akredite kuruluşlar oluşturulmalı.</span><span>5. Genel olarak ülkemizde kıyı şeridinde var olan bütün şehirlerimiz bu sisteme acilen geçmeli.</span><span>Üstelik sadece denizlerimiz de değil, ülkemizdeki bütün akarsularımızın kenarında bulunan ve her türlü atıklarını deşarj eden firmalar da teker teker belirlenerek disipline edilmelidir.</span><span>Acizane sanayi bölgesine yapılan endüstriyel arıtmanın başından sonuna kadar içinde bulunmuş biri olarak ülkemiz üniversitelerde bu bilginin olduğu ve arıtma sistemlerinde kullanılacak teknolojik bütün olanakların mevcut olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.</span><span>Hani derler ya “bir musibet bin nasihatten iyidir”</span><span>Umarım bu musibet hem bizlere ders verir hem de arıtma endüstrisi ülkemiz için güçlü bir endüstri kolu olarak dünyaya, insanlığa ve ekonomiye yardımcı olur.</span><span>Krizleri fırsata çevrilmeli, işte kriz işte fırsat.</span><span>Tüm sorumlulara duyurulur.</span><span>Aksi takdirde çevre felaketleri tarımsal ürünlere sıçrayabilir.</span><span>Gelecek nesillere doğayı, tabiatı aldığımızdan daha güzel bırakmalıyız, bitirerek değil.</span><span>VE BU DOĞA FELAKETİNİ EL BİRLİĞİ İLE ÇÖZMELİYİZ.</span><span>Saygılarımla.</span></div>