<div>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Celal Şalçini, günlük unutkanlık ile demans belirtileri arasındaki fark, stres ve uykusuzluğun hafıza üzerindeki etkileri ve hangi durumlarda nörolojik değerlendirme gerektiği hakkında açıklamalarda bulundu.</div><div><strong>Yakın geçmişi hatırlayamamak, ciddi hafıza sorunlarının belirtisi olabilir!</strong></div> <div>Günlük hayatta anahtarın nereye koyulduğunu unutmanın, ocağın açık unutulduğunu sanıp kontrol etmenin ya da bir anlığına birinin adını hatırlayamamanın genellikle yorgunluk ve dikkat eksikliğinin sonucu olduğunu ifade eden Dr. Celal Şalçini, “Ancak tehlike çanları; az önce yapılan bir konuşmayı hiç yaşanmamış gibi tamamen unutmak, aynı soruyu kısa süre içinde defalarca sormak veya yıllardır ezbere bilinen evin yolunu bulamamak gibi durumlarda çalar.” dedi.</div> <div>Dr. Şalçini, meselenin ‘eşyanın yerini bulamamak’ değil, ‘yakın geçmişi zihne hiç kaydedememek’ boyutuna ulaştığında, vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmak gerektiği uyarısında bulundu.</div> <div><strong>Ütüyü buzdolabına koymak yaşlılık belirtisi değil, hastalığın net bir işareti!</strong></div> <div>İlerleyen yaşla birlikte isimleri biraz daha geç hatırlamanın veya yeni bir şey öğrenirken eskisinden biraz daha fazla zamana ihtiyaç duymanın doğal bir süreç olduğuna işaret eden Dr. Şalçini, şöyle devam etti:</div> <div>“Ancak ‘yaşlandım, ondan unutuyorum’ diyerek durumu geçiştirmek, altta yatan ciddi bir hastalığın erken teşhis ve tedavi şansını yok eder. Eğer unutkanlık; kişinin tek başına faturalarını ödemesine, yemeğini yapmasına, ocak kullanmasına veya kişisel bakımını sağlamasına engel oluyorsa, bu kesinlikle yaşlılığın doğal bir parçası değildir. Ayrıca eşyaları çok alakasız yerlere koymak (örneğin ütüyü buzdolabına koymak) gibi davranışlar yaşlılık belirtisi değil, hastalığın net bir işaretidir ve mutlaka nörolojik bir değerlendirme gerektirir.”</div> <div><strong>Stres ve uykusuzluk, beynin yeni bilgileri kaydetmesini zorlaştırıyor! </strong></div> <div>Stres ve uykusuzluğun hafızayı bozduğunu dile getiren Dr. Şalçini, “Stres ve uykusuzluk beynin en büyük düşmanlarındandır.” dedi.</div> <div>Kronik stres altındayken vücudun salgıladığı kortizol hormonunun, beynin hafıza merkezi olan hipokampüsü adeta baskıladığını ve yeni bilgilerin kaydedilmesini engellediğini aktaran Dr. Şalçini, “Aynı şekilde, beynimiz biz uyurken gün içindeki bilgileri ayıklar, depolar ve adeta kendi kendini temizler. Yeterli ve kaliteli uyku alınmadığında bu gece temizliği yapılamaz; sonuç olarak zihin sekmeleri açık kalmış ve hafızası dolmuş bir bilgisayar gibi yavaşlar, en basit kelimeleri bile bulmakta güçlük çeker.” şeklinde konuştu.</div> <div><strong>Beyin sisi ile demans arasındaki fark, bilginin hatırlanıp hatırlanamaması!</strong></div> <div>Beyin sisi ile gerçek hafıza kaybı (demans) arasındaki farka da değinen Dr. Celal Şalçini, “Ayırt etmenin en kolay yolu, bilginin geri gelip gelmediğine bakmaktır.” dedi.</div> <div>“Beyin sisi yaşarken zihin bulanıktır, odaklanamaz; ancak ipucu verildiğinde ya da biraz zaman geçtiğinde aranan bilgi hatırlanır.” diyen Dr. Şalçini sözlerini şöyle tamamladı:</div> <div>“Alzheimer gibi gerçek hafıza kaybı hastalıklarında ise o bilgi beyinden tamamen silinmiştir. Örneğin; beyin sisi yaşayan biri gözlüğünü nereye koyduğunu bulmakta zorlanır ama bulduğunda oraya koyduğu anı hatırlar. Alzheimer hastası ise gözlüğü bulsa bile onun kendisine ait olduğunu reddedebilir veya oraya nasıl geldiğine dair hiçbir fikri olmaz.”</div> <div></div> <div>Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı</div>