Ömer Çelik'in açıklamalarından öne çıkanlar;
Bugün İzmir belediye başkanımızın Cemil beyin katılım törenini izledik. Kendisine hoş geldin diyoruz. İzmir daha güçlü şekilde tam koordinasyonla geleceğe iyi hizmetlerle bakacak. Görüldüğü gibi önceki partisindekilerin 2-3 gündür yaptığı sadece bir hakaret kampanyasından ibaret.
Açıkçası bütün bunlara bakıldığında o partilerde niye durulmaması gerektiğini, o partilerde niye hiçbir şekilde hizmet siyasetinin söz konusu olamayacağını gösteren bir üslubu her açıdan ve her zeminde kullanmaya devam ediyorlar. Biz Cemil Başkanımıza tekrardan 'hoş geldiniz' diyoruz.
Milli Görüş Hareketi'nin önemli isimlerinden Recai Kutan Bey'in vefat yıl dönümü. Gerçekten çok beyefendi, herkesin 'ağabey' dediği, çok tecrübeli birisiydi. Cenab-ı Allah'tan bir kere daha rahmet diliyoruz. Mekanı cennet olsun.
Bugün çok değerli yol arkadaşımız, uzun yıllardır beraber siyaset yaptığımız ve gerçekten siyasi hayatımıza büyük kazanımlar getirilmiş olan Meclis Başkanvekilimiz, Bakanımız, Şanlıurfa Milletvekilimiz Bekir Bozdağ Bey bu görevi sağlık sorunları sebebiyle bıraktı. Bekir Bey'in bundan sonrasında daha güçlü bir şekilde, daha sağlıklı bir şekilde partimize, ülkemize hizmet etmeye devam edeceğine inanıyoruz. İnşallah daha güçlü şifalar bulacaktır. Kendisi 15 Temmuz'daki Fetullahçı terör örgütüne karşı Yüce Meclisin milli irade adına direnişinin kahramanlarından bir tanesidir. Ülkemizde milletvekili olarak, bakan olarak, Meclis Başkanvekili olarak büyük hizmetlere imza atmıştır. Tabii ki Bekir Bey'in tecrübesinden partimizin faydalanmaması diye bir şey söz konusu olamaz. Meclis Başkanvekilliğinden ayrıldıktan sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın, Genel Başkanımızın takdirleriyle Genel Başkan Danışmanı olarak atanmışlardır. Bekir Bey bundan sonra Şanlıurfa Milletvekilimiz ve Genel Başkan Danışmanı olarak partimize, ülkemize, siyasi hayatımıza hizmet edecektir. Biliyorsunuz Genel Başkan Danışmalarımız doğal olarak MYK'mıza katılıyorlar ve katkıda bulunuyorlar.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE
Değerli arkadaşlarım, gündemimizin en önemli maddelerinden bir tanesi 'Terörsüz Türkiye' süreci. Bununla ilgili olarak partimizde kurduğumuz mekanizma en güçlü şekilde çalışmaya devam ediyor. Terörsüz Türkiye süreci ile ilgili olarak kurulan kurul, komisyonlar kendi ritmi içerisinde çalışıyor.
Burada ayrıca işin Suriye boyutu ve Irak boyutunda da önemli gelişmeler var. Zaman zaman bazı örgüt mensuplarının Çerçeve Yasa'nın yürürlüğe girdiğini ancak uygulanmadığını söyledikleri gerçeği yansıtmıyor. Zaten Çerçeve Yasa'nın kapsamında da var. Örgütün bir bütün halinde silahları bırakması, tüm yapılanmalarının faaliyetlerine son vermesi ve örgüt mensuplarının ortak mekanizma tarafından belirlenen yerlerde toplanmaları Çerçeve Yasa'nın uygulanmasının gerek şartıdır.
Bu şimdi Meclisimiz 467 gibi yüksek bir kabul ile bunun önünü açan bir düzenleme yapmıştır. Siyasi atmosferde buna yüksek bir destek vardır. Toplumsal destek son derece yüksektir. Bölgesel gelişmeler açısından ne kadar doğru bir tutum alındığı ortadadır. O yüzden doğru bir şekilde enforme etmek ve buna uygun bir dilin bütün siyasi partiler tarafından, bütün sivil toplum örgütleri tarafından kullanılması son derece önemlidir. Suriye'de SDG'nin kendisini feshetmesinden sonra ortaya çıkan tablo bu Terörsüz Türkiye'nin kazanımlarından biri olarak önümüze gelmiştir. Şu anda ikinci kazanım olarak Irak Başbakanı Ali Zeydi'nin 11 Eylül'de yaptığı açıklamadır, buna da değinmiştim. Silahlarını merkezi Irak yönetimine bırakmasıyla birlikte bir süreç başlayacak. Böylece Sincar Dağı, Irak Devleti'nin kontrolüne geçecek. Bu da Terörsüz Türkiye'nin Irak boyutunda önemli bir gelişme olarak ortaya çıkacaktır.
Tabii merkezi Irak yönetiminin Sincar'da kontrolü sağlamasının arkasından, bu gerçekleştikten sonra 60 günlük bir süre içerisinde Başika Zelikan Kampı'nın kademeli olarak ülkemiz tarafından Irak güçlerine devredilmesi de, güçlerimiz tarafından Irak güçlerine devredilmesi de öngörülmektedir. Oraya gidişimizin belli sebepleri vardır. O sebeplerden bir tanesi o zamanki merkezi Irak hükümetinin Türkiye'ye dönük bu terör saldırılarını engelleyememesiydi. Şimdi Türkiye-Irak mutabakatı kapsamında eğer Sincar'ın kontrolü merkezi Irak yönetimine geçerse bir burada bir çalışma yapılıyor. Başika Zelikan Kampı'nın da merkezi Irak yönetimine devredilmesiyle ilgili bir çalışma yapılıyor. Bununla ilgili bir öngörü oluşturulmaya çalışılıyor. O tabii bütün bu gelişmelere ve bunun Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge sürecinin bu bahsettiğim Irak'taki yansımalarına göre gerçekleşecek bir meseledir.
Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımızın MYK'da ve diğer birimlerimizde sürekli vurguladığı gibi terörsüz Türkiye, birinci gündem maddemiz, gündem maddelerimizin başındaki bir madde olarak partimiz tarafından takip edilmeye devam ediliyor. Cumhur İttifakı'nın güçlü iradesi burada en net şekilde vurgulanıyor.
FON SORUŞTURMASI: HAKLARI GASBEDİLENLER MÜSTERİH OLSUN
Şimdi Yüce Meclis de bu fon meselesiyle ilgili ortaya çıkan sıkıntılar bağlamında Cumhurbaşkanı Yardımcımız bilgilendiriyor Yüce Meclisi. Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında biliyorsunuz bir toplantı yaptık. Bu toplantı çerçevesinde, talimatları doğrultusunda kurul kuruldu. Bu kurul, hem bütün bu sürecin bütün boyutlarını açığa çıkaracak çalışmaları yapıyor Adalet Bakanlığı ve Maliye Bakanlığının koordinasyonunda. Aynı zamanda Sayın Cumhurbaşkanımız Devlet Denetleme Kurulunu görevlendirdi. Diğer bütün kurumlar...
Bütün bu görev alanlarıyla ilgili olarak bütün bu sürecin yasal boşlukları dahil olmak üzere bütün bu sürecin tüm boyutlarını ortaya çıkarıyorlar. Ve burada Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığındaki Fon Koordinasyon Kurulu bütün bu çalışmaları yürütürken aynı zamanda da bu fon vurguncularının mağdur ettiği vatandaşlarımızın haklarının korunması için de bir eylem planı ortaya çıkarıyor.
Bu vurguncular tarafından hakları gasp edilmiş vatandaşlarımız müsterih olsunlar. Burada kim tamahkarlık yapmış, kim gerçekten bir haksızlığa uğramış, devletin elindeki bilgi ve belgeler tüm bunları açığa çıkarabilecek kapasiteye sahiptir. Bu çıktığı zaman tüm kurumların yaptığı, bütünsel bir şekilde yaptığı, tam bir koordinasyonla yaptığı bu çalışma çerçevesinde kısa sürede bu süreçler tamamlanacaktır.
Yine dediğim gibi vatandaşlarımızın haksızlığa uğrayanların haksızlıklarının telafisi için alınacak adımlarla ilgili bir eylem planı ortaya çıkmıştır. Yine bunun bir daha tekrar etmemesi için nasıl bir yasal düzenleme, kaç maddelik bir düzenleme gerekiyorsa onun da Yüce Meclise gönderilmesi için gereken adımlar atılacaktır.
Burada hiçbir şekilde, her zaman söylediğimiz gibi hiçbir karanlık nokta kalmayacaktır. Yani bu işleri kimler yapmış, bu işlerde kim tamahkarlık yapmış, kim dolandırıcılık yapmış, kim mağdur olmuş; bütün bu tablo en net şekilde matematiksel bir kesinlik çerçevesinde ortaya çıkacaktır.
Şimdi buradan birtakım provokatif faaliyetler, Türk ekonomisini hedef alan birtakım söylemler, birtakım siyasi linç kampanyaları da görüyoruz. Biz bunlara da geçit vermeden siyaset adabı içerisinde, devlet adabı içerisinde herkesin gözü önünde hem bu meselelerin aydınlatılması hem suçluların cezalandırılması hem de haksızlığa uğrayanların haklarının korunması konusunda bütün bu çerçeveyi en kararlı bir şekilde yürüteceğiz.
Değerli arkadaşlarım, daha önce bahsetmiştim size Suriye'deki güncel gelişmelerle ilgili olarak. Tabii SDG'nin feshedilmesiyle birlikte Süveyda bölgesinde bir ayrılıkçı Dürzi hareketi var ki bunun Dürzi kardeşlerimizin genelini temsil eden hiçbir vasfı yoktur. Bir de tabii İsrail'in saldırgan tutumları Suriye'ye istikrarsızlaştırıcı birtakım maalesef eylemler olarak geri dönüyor.
'SURİYE'NİN GELECEĞE DAHA GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE BAKABİLMESİ HEPİMİZİN ÇOK ÖNEMSEDİĞİ BİR ŞEY'
Bu süreçleri yakından takip ediyoruz. Terörsüz bölge bağlamında SDG'nin kendisini feshetmesinden sonra tek Suriye devleti, tek egemenlik, tek ülke ve tek ordu çerçevesinde Suriye'nin geleceğe daha güçlü bir şekilde bakabilmesi hepimizin çok önemsediği bir şey. Aynı zamanda da Suriye'de bütün yönetim mekanizmalarının kapsayıcı hükümet modelleri çerçevesinde hayata geçmesi gerektiğini, yani Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni, Dürzi, Nusayri kim varsa, Ezidi orada, Hristiyan, Müslüman hepsinin kendisini sistemin içerisinde, toplumun parçası olarak görebileceği, parlamento, meclis, kapsayıcı modellerin ortaya çıkması gerektiğini sürekli olarak ifade ediyoruz.
İsrail kaynaklı sorunlar işin temelini oluşturuyor. Daha birkaç gün önce bahsettik. 1974 Kuneytra Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması'nı ihlal eden bir adım daha attı. Dolayısıyla işgalciliğini devam ettirerek Suriye'yi istikrarsızlaştırmak, bölgeyi istikrarsızlaştırmak gibisinden bir tavır devam etmektedir.
Tüm bunlar olurken Amerika Birleşik Devletleri'nin bu kadar uzun yıllardan sonra hem Irak'tan hem Suriye'den çıkmış olması da çok önemli bir gelişme. Bölgenin bundan sonraki dinamiklerini etkileyecek bir gelişme olarak yakın takibimizdedir.
Yine 17 Haziran'daki İslamabad Mutabakatı'nın maalesef gereklerinin yerine gelmemesinden dolayı Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasındaki çatışmaların yükselmesi yeni bir tehlike oluşturuyor. Bununla bağlantılı olarak Yemen'de ortaya çıkan ve Babülmendep'i tehdit eden bütün bu tablo hepimize bir kere daha aslında etrafımızdaki bu ateş çemberi içerisinde Türkiye'nin istikrarının korunmasının ne kadar önemli olduğunu, Türkiye'nin iç cephesinin güçlendirilmesinin ne kadar kıymetli olduğunu bir kere daha göstermiştir.
GAZZE'DEKİ SOYKIRIM
Bütün gündemlerimizin başında Gazze'deki soykırımı takip etmeye devam ediyoruz. Gazze'de devam eden soykırımı ve buradaki İsrail'in bunu artıran eylemlerini takip etmeye devam ediyoruz.
Aslında Başkan Trump'ın barış planı çerçevesindeki ikinci aşamaya geçilmesi gerekiyordu. Hamas bununla ilgili olarak mükellefiyetlerini yerine getireceğini ifade etmişti ama buna İsrail tarafı yanaşmadı. Şimdi de bakıyorsunuz bugün 7 Ekim bağlamında tek taraflı olarak Hamas'ı suçlayan, İsrail'in katliamlarını görmezden gelen, İsrail'in yaptığı soykırımı görmezden gelen bir propaganda makinesi çalıştırılmaya devam ediliyor. Ama ne olursa olsun bugün Batı Şeria da Gazzeleştirilmeye çalışılıyor. En son İsrail Savunma Bakanı Katz'ın orada yaptığı açıklamada İsrail ordusunun Batı Şeria'daki askeri varlığını 24 tabura çıkarması aslında oranın Gazzeleştirilmesi yönündeki ortaya koyduğumuz hassasiyetin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.
Birkaç kere sizinle de paylaşmıştım, 7 Ekim'in yıl dönümünde tekrar paylaşayım: Daha olaylar olur olmaz Netanyahu'nun ilk açıklaması İsrail'in savunulması ile ilgili değildi. İlk açıklaması "Bölgedeki haritaları değiştireceğiz." İkinci açıklaması "David Koridoru'nu kuracağız." Üçüncü açıklaması işte birtakım Arz-ı Mevud ile ilgili sözleri ifade ediyordu.
Yani o günden itibaren birileri "İsrail'in kendisini savunma hakkı var" dediğinde, bunu Netanyahu İsrail'in daha çok öldürme ve daha çok soykırım yapma hakkı var olarak algılıyor ve bu şekilde uyguluyor. Dolayısıyla İsrail'in kendini savunma hakkı var diyenlerin Filistinli kadınların, Filistinli çocukların yaşama hakkı hakkında da bir şey söylemesi gerekiyor.
Biraz evvel Sayın Cumhurbaşkanımız Başkan Putin'le konuştu. Bu bağlamda Rusya-Ukrayna savaşıyla ilgili gelişmeleri de yakın bir şekilde takip etmeye devam ediyoruz.
Tabii meclis açıldı. İç siyaset bağlamında önümüzdeki dönemde yapacağımız reformlar var. Cumhur İttifakı olarak bunları olgunlaştıracağız ve bunları olgunlaştırdıktan sonra siyasetimizin bir unsuru haline getireceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımız önümüzdeki 10 ayın çok kapsamlı ve iyi bir şekilde değerlendirilmesi için talimatlar verdiler. Bu talimatlar çerçevesinde de MYK'mızda her bir arkadaşımız üzerine düşen vazifeyi yapacak.
Tabii tüm dünyada büyük bir tehlikeden bahsediliyor. Bu ara daha çok konuşuluyor, yapay zekanın artık kontrolden çıkmaya başladığıyla ilgili. Dolayısıyla herkesin aslında kendi milli kapasitesini geliştirmesi bakımından çok daha hassas günlerden geçtiğimizi ifade etmek lazım.
Yapay zekayı bizzat üretenler, bu mühendisler, bu firmaların sahipleri, ortakları bizzat insanlığın büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu, ahlaki ve moral değerlerinin de tehlikeyle karşı karşıya olduğunu söylüyor. Onun için her zaman önemli olan TEKNOFESTartık bundan sonrasında çok daha önemli.
En son Şanlıurfa'da gerçekleşen TEKNOFEST Güneydoğu'ya vatandaşlarımızın gösterdiği ilgi, dünyanın önümüze getirdiği meydan okumalar karşısında aslında Türkiye'nin Kızılelma hedefi bakımından bir özgüven devrimini nasıl gerçekleştirdiğini ortaya koyuyor. Tabii Göbeklitepe'den Geleceğe gibi bir mottonun olması, tarihin sıfır noktasında teknoloji hamlesi gibi bir mottoyla bunun desteklenmesi Güneydoğu'da bu özgüven devriminin gösterilmesi bakımından da önemli olmuştur."
MEKKE ORTAK SAVUNMA ANTLAŞMASI
Cumhurbaşkanımızın Suriye'ye gitme arzusu var. Tabii bu Suriye ile birlikte koordine edilecek bir konu. Çalışılıyor bunun üzerinde. Bizim birimlerimizle Suriye birimleri arasındaki çalışma bu konuda devam ediyor. Fakat tarih henüz kesinleşmedi. Ama bu çalışma devam ediyor.
Şimdi, Mekke Anlaşması ile ilgili olarak; burada aslında İçişleri Bakanlığının yaptığı çalışma açısından süreç olgunlaşmıştır. Fakat tabii ki Meclise gelecektir anlaşmanın hayata geçmesi için. Bu çalışma da olgunlaştığı için birkaç gün içerisinde Meclise gönderilmesi söz konusu olacak.
Yani esasında çok garip bir şey var; olağan süreçler işliyor, olağan süreçler işlerken sanki yanlış şeyler yapılıyormuş ya da bunlar gözden kaçırılıyormuş gibisinden bir kampanya başlatılıyor sürekli muhalefet tarafından. Halbuki önce bir irade beyanı ortaya koyulur. İrade beyanı ortaya Cumhurbaşkanımız tarafından koyuldu. Sonra bu mekanizmalar çalışılır. Dışişleri Bakanımız, Milli Savunma Bakanımız, Genelkurmay Başkanımız muhataplarıyla kaç kere bir araya geldiler, bunlar olgunlaştırıldı. Çünkü sonuçta Meclise göndereceğiniz şeyin bir çerçevesi olacak. Bu çerçeve de Dışişleri Bakanlığının iç süreçleri açısından tamamlandı ve bu birkaç gün içerisinde Meclise gider ve Yüce Meclisin takdiriyle süreç neticelenmiş olur.
Başka ülkeler konusunda; tabii ki bu bir bölgesel barış projesi aslında. Bunun herhangi bir şekilde ittifak üyesi olduğumuz diğer ülkelere alternatif, yani NATO ve diğer yerlere alternatif bir işlevi yok. Tam tersine bölgesel barışın ve küresel barışın korunmasıyla ilgili, küresel ve bölgesel barış açısından üstlendiğimiz rollerle ilgili tamamlayıcı bir fonksiyonu var bunun. Dolayısıyla bu süreçler tamamlanacak.
Hukuki zemin sorduğunuz; işte Meclisteki sürecin tamamlanmasıyla birlikte tam olarak gerçekleşmiş olacak. O bakımdan da başka ülkelerin katılımına tabii ki açık. Ama bu tip güvenlik anlaşmaları, bu tip ittifaklar kendi ilkeleri, prensipleri çerçevesinde diğer devletlerle de görüşülerek zaman içerisinde olgunlaşır. Hemen bugün, yarın, işte bir ay sonra şu ülke katılacak, iki ay sonra şu ülke katılacak diye bir şey yok. Ama bunun bölgesel barış açısından bütün ülkelere açık olduğu net bir şekilde ifade edilmiş oldu. Birkaç gün içerisinde de Meclise gider.
Öncelikle Sayın Bahçeli'ye bu güçlü vurgusu, bu güçlü cümleleri için bir kere daha şükranlarımızı sunuyoruz. Tabii ki Cumhur İttifakı'nın önümüzdeki dönemde de Cumhurbaşkanı adayı Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'dır.
MYK'da bunu daha önce görüşmüştük ama şöyle, burada da bunu ifade edeyim size: Cumhurbaşkanımız tabii kendi şahsıyla ilgili bir konu olduğu için bu konular herhangi bir şekilde bir resmi gündem maddesi olarak yer almıyor. Bu konuda bir hassasiyeti var. O sebeple MYK üyeleri ve MKYK üyeleri olarak bu konuyu biz dile getirdik ve MYK üyelerinin, MKYK üyelerinin, Bakanlar Kurulundaki arkadaşlarımızın ve tüm teşkilatlarımızın ortak kanaatinin, ittifakla bu olduğunu kendilerine arz ettik. Arkadaşlarımız da bunu alkışlarla onayladılar yakın zamanda yaptığımız bir toplantıda.
Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımız kendi şahsıyla ilgili bir konu olduğu için bunu tabii ki resmi gündeme koydurmaz. Ama biz bu gündem çerçevesinde bunu daha önceki MYK ve MKYK toplantılarında kendimiz açarak bunu ifade ettik. Orada da arkadaşlarımızın ortak iradesiyle bu ortaya çıkmıştı. Hani şöyle bir şey vardır; bu bizim kendi davamız açısından, kendi şuurumuz açısından, AK Partililiğimiz açısından bizim açımızdan kesin bir hükümdür. Ve hani denir ya; "Değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez" diye, bizim açımızdan Cumhurbaşkanımızın adaylığı böyle bir değere, böyle bir kıymete sahiptir.
Önümüzdeki dönemde de bakın etrafımızdaki bütün bu gelişmeler, işte kısa bir zaman dilimi içerisinde size özetlemeye çalışıyoruz, bütün bunların içerisinde Cumhurbaşkanımızın liderliğinin ne kadar kıymetli olduğu bu bakımdan da görülüyor. O yüzden Sayın Bahçeli'ye de bu açıklamaları için bir kere daha buradan şükranlarımızı sunuyoruz, saygılarımızı iletiyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanımızla Sayın Bahçeli belli bir periyotla görüşüyorlar zaten. Hani bunun her ikisinin takviminin uygunluğuna göre planlanıyor. Yani bu yarın da olabilir, 5 gün sonra da olabilir. Hani bunda bir şey yok. Bu gayet doğal bir şekilde, gündeme uygun olarak gerçekleşiyor. Ve bütün meselelerin de bu şekilde üzerinden geçilmiş oluyor.
FON SORUŞTURMASIYLA İLGİLİ YENİ PARTİ'NİN AÇIKLAMALARI: HADDİNİ AŞAN AÇIKLAMALAR YAPIYOR
Şimdi değerli arkadaşlar, bu konuda devletin kurumlarının nasıl bir koordinasyon içerisinde ve ne kadar büyük bir süratle bu adımları attığını söyledim.
Bu tip krizler dünyanın başka yerlerinde de gündeme gelmiş, siyasi tarihte var. Kimisi bunu 5 yılda temizlemiş, kimisi 9 yılda temizlemiş, şöyle olmuş, böyle olmuş. Biz bunu, bu sermaye piyasalarının çok küçük bir kısmını ilgilendiren bir şey, bütün boyutlarıyla ortaya çıkarmak konusunda son derece kararlıyız. Spekülasyonla hareket etmiyoruz. Biz gerçekten bilgi, belge, data ile hareket ediyoruz.
Şimdi dün bu kişi çıkıyor; Sayın Cumhurbaşkanımıza, "Bu işin merkezinde sen varsın, bu işin başında sen varsın" diye haddini aşan, haddini aşan, gayriahlaki ve hakkaniyetsiz açıklamalar yapıyor. Ya bu meselenin açığa çıkmasının ve bu meselenin temizlenmesinin başındaki irade Cumhurbaşkanımızdır. Bütün bu iradesi, verdiği talimatlarla bu sıkıntının, vurgunculuğun, dolandırıcılığın, buradaki şeytanlıkların temizlenmesi talimatını veren irade Cumhurbaşkanımızdır. Yani ne hadle ve ne hakla Cumhurbaşkanımıza karşı bu ifadeleri kullanıyor?
Cumhurbaşkanımızın aile bireylerini işin içine karıştırmaya çalışıyor her zaman yaptığı gibi. Bu işler defalarca ellerinde patladı. Buna yine devam ediyorlar. Bütün işlemler açık, herkes ekranda görüyor ne olduğunu, bütün her şeyin. Yani burada bugün Sayın Cumhurbaşkanımız da söyledi; ya bu işler siyasi yankesicilikle ele alınacak işler değil. Bir şey iddia ediyor, sonra "İddia edildiğine göre", "Söylendiğine göre", "Yapıldığına göre"... Birbiriyle alakası olmayan şeyleri birbirine bağlamaya çalışıyorlar.
ELİNDE BELGE OLAN, BİLGİ OLAN ALSIN YARGIYA VERSİN
Dolayısıyla burada bu işin de temizlenmesinin iradesinin de başındaki isim Cumhurbaşkanımızdır. Onların belediyelerindeki dolandırıcılıkların, vurgunların temizlenmesi mücadelesini de biz veriyoruz. Bu net. Dolayısıyla Cumhurbaşkanımızı hedef aldığı sözler, kendi partisini vurgunculara, dolandırıcılara kaptırmış birisinin siyasi saçmalıklarından öteye gitmiyor. Bakın, bunu net bir şekilde söylüyorum arkadaşlar; biz defalarca Cumhurbaşkanımızla bu konuda toplantı yapıldı kamuoyuna yansıyan, yansımayan. Biraz evvel kapalı MYK'nın kapalı bölümünde de konuşma yaptı ve bu konudaki iradesini bir kere daha net bir şekilde ortaya koydu. Ve burada elinde belge olan, bilgi olan alsın getirsin. Götürsün yargıya versin.
Diğer bir konu; Adalet Bakanımız, Adalet Bakanlığı, Anayasa'nın, yasaların çizdiği usuller çerçevesinde çalışmalarını yürütüyor. İhbar geliyor, ihbara bakıyor. İddia oluyor, iddiaya bakıyor. Suç unsuru gördüğü zaman, devlet birimlerinden geldiği zaman bunları inceliyor.
Şimdi ne zaman bunların bir yolsuzluğu, arsızlığı patlasa sürekli olarak Adalet Bakanımızı ve Adalet Bakanlığımızı hedef alıyorlar. Yani bunlar için makbul Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı, Anayasa'yı bunlara uygulamayacak, kanunları bunlara uygulamayacak, bunlarla ilgili hiçbir soruşturma yapmayacak, bunlar kendini devletin ayrıcalıklı sahipleri zannettikleri zamanlardaki rollerini sürdürecekler ve sürekli olarak geçmişte " AK Parti yargı kolları" diyordu, kendisini sahte Adalet Bakanı zannediyor bu kişi.
Şimdi burada net bir durum var; Anayasa'nın, yasaların verdiği yetkiler çerçevesinde bütün bu soruşturmalar yürütülüyor ve açık bir şekilde de paylaşılıyor. E şimdi sen burada ne hakla Adalet Bakanlığı ve Adalet Bakanlığını hedef alıyorsun? Yani yargı size uygulanmasın mı? Yargı, yargısal işlemlerden muaf mı olasınız? Kendinizi hâlâ devletin sahibi mi görüyorsunuz?
"ADALET BAKANIMIZ ANAYASA'NIN, KANUNLARIN VERDİĞİ YETKİ ÇERÇEVESİNDE GÖREVİNİ YAPIYOR"
Dolayısıyla şimdiye kadar ortaya koyduğu şeylerin, yani muhalefette birilerine de veriyorlar, görüyoruz yani bunu, işte güdümlü ve sponsorlu haberler de yaptırılıyor, görüyoruz bütün bunların hepsini. Ve bütün bu neticede ortaya çıkan şey, yani CHP'lilerin CHP'lilere söylediği iddialar Adalet Bakanlığı tarafından incelenmiş ve sonuçta CHP'lilerin CHP'liler hakkında söyledikleri yolsuzluklar doğru çıkmış. Bunlarla ilgili bir şey söylenmiyor, o zamanki CHP'yi kastediyorum, şimdi Yeni Parti. Orada Adalet Bakanımıza saldırıyor. Burada hiçbir şekilde Adalet Bakanlığı, Adalet Bakanımız Anayasa'nın, kanunların verdiği yetki çerçevesinde görevini yapıyor. Bizim milli iradeye karşı borcumuz budur. Onun ötesinde onların söylediklerinin hiçbir önemi yoktur.
Şimdi Maliye Bakanımızı hedef alıyorlar. Maliye Bakanlığı ilk andan itibaren bu konunun bütün boyutlarıyla ortaya çıkması için Cumhurbaşkanımızın başkanlığında kurulan kurul dahil olmak üzere, ondan öncesinden itibaren üzerine düşeni yerine getirmiş. Bugün de hem bundan piyasaların etkilenmemesi için tedbir alıyorlar bir yandan, bir yandan buradaki sıkıntıların temizlenmesi, yanlışların temizlenmesi için gayret ediyorlar, bir yandan vurguncuların ortaya çıkması için bununla uğraşıyorlar.
Partimiz açısından baktığında, partide de bunu net bir şekilde söylüyoruz. Siyasi sorumluluk gereği atılacak adımlar atılıyor, diğer konularda açıklamalar yapılıyor. Biz burada ilkelerimizi net bir şekilde söylüyoruz." dedi.