Yazarın yazamadığı, çizerin çizemediği zamanlar olabiliyor. Birçok sebepten: Hayattaki diğer öncelikler, depresyon, yaz rehaveti mesela. Ya da hepsi birden.
Ben mesela eski tüm yazılarımı topladığım klasörlere bakıp bakıp "Bunları ben mi yazdım? Ne zaman yazdım?" diyebilen bir insanım. İnsanın kendine, yazdıklarına yabancılaştığı anlar. Bu kelimeler benim mi, bunca kitabı ben mi okuyup eleştirdim, bunca harfi ben mi bir araya getirdim?
Yeri gelmişken bir kitap önermek isterim, bir çocuk kitabıdır aslında, Alice'ten esinlenen ama Alice Harikalar Diyarında gibi aslında çocuklardan çok büyüklere bir şeyler anlatan, mesajlar veren. "Alis Harfler Diyarında" benim ciddi favori kitaplarımdan biridir, işi harflerle olan herkesin de okumasını isterim. Şöyle yazmışım on sene önce Radikal'de kitapla ilgili:
Tam da harflerin kaybolmasıyla ilgili bir yazı yazmıştım. Topor gibi harflerin bir ruhu olduğuna inandığımı söylemiş, canı istediklerinde çekip gitme haklarına saygı duyduğumu ifade etmiştim. Hatta bir de şöyle bir alıntı yapmıştım eskiden yazdığım bir yazıdan:
"Örneğin S ne kadar sinsi bir harf değil mi? Yılan gibi de ayrıca; kim bilir belki K'yi kandırmıştır. Hem sonra tombul harfler var; O'lar, B'ler örneğin belki yazının içinden kaçıp bir lokanta mutfağına sığınmışlar, bir aşçının gizli yemek defterine sızmışlardır... I deseniz sıska bir şey, L'yi de alıp "her şey dahil" olmayan bir yere, mesela bir pansiyona gitmiştir. A ve E bu kadar çok kullanılmaktan sıkılmış olabilir, Ğ depresyonda, T mühendislerden bıkmış, P ağızdan ilk çıkan harf olduğunda patlamaktan sıkıntılı... Bu yüzden belki kaçıp gidiyor harfler, dağılıyorlar, kayboluyorlar. Belki de daha fazla harcanmak istemiyorlar yazarlar tarafından. Belki bu yüzden yoklar!"
Bunlar nasıl harfler...
Alis Harfler Diyarında'ki harfler de ayrı bir âlem. Bacakları kırılan bir Y, balayına çıkan E ile J, biraz utangaç bir O, sona kalıp da bir türlü iş bulamayan bir Z var mesela. Topor'un Lewis Carroll'a göndermeler yaptığı kitabı; canı sıkılan bir Alis ile ilgili. Yağmur yağdığı için salonda pineklemek zorunda kalan Alis; kitap okumak yerine çember çevirmeyi yeğlese de yapacak bir şey yok... Dışarı çıkıp salyangoz toplamak da olanaksız.
Yapılacak tek iş kitaba tekrar gömülmek...
Alis uyuklayıp da gözlerini açtığı sırada bir şey dikkatini çekiyor. Kitabının en son okuduğu sayfaları bomboş. Harfler gizli bir yerlere gitmek üzere hareketlenmişler. Kütüphaneye doğru giden harfler bir gösteride rol kapabilmek için yarışmaktalar... Onları takip eden Alis'in gördüğü şu; yan yana ve üst üste dizilen harfler "Yaşasın Reçel" sözcüklerini bir araya getirmek için uğraşıyorlar. Gösterinin anafikrini çok beğeniyor Alis... Peki ya iki parantez tarafından elleri kelepçeli olarak götürülen M'ye ne demeli?
"'Ne yaptı ki?' diye sordu hemen yanı başındaki bir R'ye.
'Bir imla hatası.' Karşılığını verdi öteki.
'Yargılanacak ve mahkûm olacak.'
R gerçekten de korkmuş görünüyordu.
'Kim yargılayacak?' diye üsteledi Alis.
R dehşetle yutkundu.
'Şşşşt! Daha yavaş sesle konuşun, Tanrı aşkına! Bizi yöneten iki despot tarafından yargılanacak.'
'İyi de kim?'
'Sentaks ile Gramer.' (s. 27)
Roland Topor önemli bir yazar. Yapıtları birçok dile çevrilmiş. Alis Harfler Diyarında isimli kitabını da 1991 yılında yazmış. Daha önce Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan kitap; İmge Kitabevi sayesinde yeniden okuyucuyla buluştu. Ne de iyi oldu."
Harf düşkünleri, tipografi hastaları, yazanlar, okuyanlar, tutkuyla kitaplara bağlı olanlar... Hayatımızı zenginleştiren tüm bu güzellikler için mutlu olalım.
Ne depresyonu, ne yaz rehaveti allah aşkına?:)