Yüksel ÇİLİNGİR

Yüksel ÇİLİNGİR

Karınca kararınca

Karınca kararınca

Küçük yerlerin en güzel tarafı nedir diye sorarsanız, bence insanların birbirini tanımasıdır. Sokakta yürürken selamlaşmalar, birini görünce hafifçe baş eğmeler, tanımasak da tanıdık gelen o bakışlar... Eski Bursa biraz öyleydi benim için. Heykel turlarında şehrin arka bahçesinde dolaşıyor gibi hissederdik. Her köşesi tanıdık, her taşında bir iz.

Bugün bahçede otururken karıncalar takıldı gözüme. Sık sık görürüz onları; düzenli, sabırlı, ip gibi sıralanmış halde akar giderler. Öndeki hafif kıvrıldıysa, arkadaki de kıvrılarak takip eder. Birbirlerinin izinden ayrılmazlar. Bilimsel açıklaması: Karıncalar, geçtikleri yerde bıraktıkları feromon denilen bir kimyasal iz sayesinde yön buluyorlar. Öndeki bir tür koku bırakıyor, arkadaki onu takip ediyor. Doğanın küçük ama etkileyici bir organizasyon örneği...

Ama bugün bir şey daha fark ettim. Karşı yönden gelen karıncalarla, neredeyse her biri, kısa bir temas kuruyor. Kafasıyla diğerine dokunuyor… Önceden bu bana çarpışıyorlar gibi gelirdi. Ama öyle değil. Tek tek, sabırla, bıkmadan usanmadan birbirlerine dokunuyorlar. “Bak ben buradayım, sen de buradasın” der gibi birbirlerinin varlığını onaylıyorlar. 

Videodan izleyebilirsiniz: https://youtube.com/shorts/ztSw8cQ-SoM

Bilim insanlarının anten teması dediği bir davranış biçimi bu temas. Karıncaların antenleri, onların hem gözü hem dili gibi, birbirlerine dokunarak kimyasal bilgi aktarıyorlar: “Ben sendenim” ya da “Bu yol açık, devam et.” Ama aynı zamanda bir selamlaşma gibi. Bu minik temasla, aynı koloniden olduklarını teyid ediyorlar. 

Biz insanlar da öyle değil miyiz aslında? Bir bakışla, bir baş selamıyla, bir ‘n’aber hemşerim’le... Biz de görünmeyen ama hissedilen o antenleri taşımıyor muyuz?

Birgün Bursa sokaklarında yürürken, bir karıncaya selam veririm belki. O da bana anteniyle dokunur. Bak, ikimiz de burdayız hala der.. Bursa hala güzel...

Sevgiyle kalın.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ