Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türkiye'nin ağustos 2026 ihracatı yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolar oldu; en çok ihracat yapılan ülkeler İsviçre, İngiltere ve Almanya olarak sıralandı. Otomotiv sektöründe ocak-ağustos döneminde 4,4 milyar dolarla Almanya ilk sırada yer aldı.
Alman Federal İstatistik Ofisi verilerine göre Almanya'da yaklaşık 3 milyon kişi Türkiye kökenli. Bu nüfus, Türkçe içerikle ulaşılabilen, Türk markalarını zaten tanıyan ve Almanya'daki çevresine tavsiye eden bir tüketici kitlesi oluşturuyor. USHAŞ verilerine göre Almanya, Türkiye'ye en çok hasta gönderen ülkelerin de başında geliyor.
"İhracatçı 'Almanya'ya açılıyorum' dediğinde aklında yalnızca Alman müşteri var"
Türkiye ve Almanya pazarlarında çalışan dijital pazarlama uzmanı Gökhan Aralık, bu kitlenin ihmal edilmesinin nedenini şöyle açıkladı: "Reklam Almanca yazılıyor, Alman tüketicinin alışkanlıklarına göre kurgulanıyor ve pahalı bir öğrenme sürecine giriliyor. Hâlbuki aynı şehirlerde sizin dilinizi konuşan, ürününüzü çocukluğundan bilen 3 milyon kişi var. Ona ulaşmak hem daha ucuz hem daha hızlı; üstelik o kişi ürünü Alman komşusuna da tavsiye ediyor. Bir reklam yatırımı iki pazara birden ulaşıyor."
"Sağlık turizminden gayrimenkule aynı örüntü"
Gökhan Aralık'a göre bu kitle yalnızca gıda ve tekstil için değil, hizmet sektörleri için de kritik: "Almanya'dan gelen hastaların önemli bir kısmı Türk kökenli. Düğün organizasyonu, gayrimenkul, eğitim, sigorta; hepsinde aynı örüntü var."
Aralık, bu kitleye yönelik reklamın kendine özgü kurallarını da hatırlattı: "Türkçe yazacaksınız ama Türkiye'deki gibi değil. Fiyat euro ile, teslimat Alman lojistik alışkanlıklarıyla, güven Alman standartlarına atıfla verilecek. İki kültürü aynı anda konuşan reklam, bu pazarda tek dilli reklamdan çok daha iyi sonuç veriyor."
Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı