Amerikan seçimleri ve müesses nizam

Uzun süredir beklenilen Amerika Birleşik Devletleri seçimleri nihayet tamamlandı. Az bir farkla bile olsa sürpriz aday Donald Trump 45. Başkan olarak Amerikan tarihindeki yerini aldı.

Amerikan seçimleri ve müesses nizam

Bu seçimler özellikle ekonomik kriz yaşayan Avrupa’da, savaş bölgeleri olan Ortadoğu da açlık ve yoksullukla mücadele edilen Asya ve Afrika ülkelerinde, terörizm ve mülteci krizleri ile uğraşılan ülkelerde ve enerji, silah ve finans sektörlerine taraf olan ülkelerde dikkatle izlendi. Her çıkar grubu kendileri açısından en uygun sonucun çıkması için beklenti içerisine girdi.
İngilizce karşılığı “Establihsment” olarak ifade edilen ve Türkçede “Kurulu Düzen” veyahut “Müesses Nizam” olarak belirtilebilecek yapının ise beklentisi mevcut politikalardan çok büyük sapmalar göstermeyeceğini tahmin ettikleri Hilary Clinton’a ciddi destekler verdiler. Ancak Clinton ve Trump’ın yürüttükleri kampanyada bir sıkıntılı durum olduğu, Clinton’ın adaylığının halk tarafından yeteri kadar içselleştirilemediği görüldü. Medya ve Anket şirketleri “Müesses nizam” ın adayı Hilary Clinton’u kesin favori ilan ederken, Clinton hakkındaki e-mail soruşturmaları dahi FBI üzerinden manüple edilebildi.
DEĞİŞİM TALEBİNİN ETKİSİ
Sıradan Amerikan vatandaşının aklındaki “Amerikan rüyası” ise bambaşka idi. Özgürlükler, zengin olma fırsatları, refah artışı, eğitim ve sağlık sorunları yaşamayan, adaletli, dünyanın en güçlü ülkesi hayali sokaktaki insanların hafızasından henüz silinmemişti. Amerikalı orta ve alt sınıflardan insanlar günlük yaşamlarında toplumun dar bir elit kadro tarafından yönetildiği, ülkenin geleceğinin Wall Street’in geleceği ile aynı görüldüğü, toplumsal ayrışmanın ve ötekileştirmenin arttığı, ekonomik anlamda daha yüksek bir refah arayışının doruğa ulaştığı bir Amerika’nın kendilerini mutlu etmediğinin altını çiziyorlardı.
Amerikan seçimlerinde popülizm adına da olsa seçmenin bu tür beklentilerini karşılayacak, bir anlamda kurulu düzeni değiştirmeyi göze alabilecek isim halkın iradesini yönlendirebilirdi ki bu isim Donald Trump oldu. Her ne kadar neredeyse nüfusunun tamamı göçmen olan Amerika Birleşik Devletlerinde yeni mülteci almama, Meksika sınırına duvar örme, NATO’yu iptal etme gibi aşırı olarak değerlendirilen ifadeleri olsa da aslında bu ilginç açıklamalarından mutlu olan ciddi toplum kesimleri de vardı ve onların dikkatinin çekilmesi başarıldı.
BAŞKANIN GÜCÜ NE KADAR?
Bu noktada tekrar başlığımızın yani “müesses nizam” ın bu sonuçlar karşısında nasıl davranacağını değerlendirmeye çalışalım. Bu kavramın içine kimlerin ya da hangi yapıların girdiği tabi ki tam olarak bilinmesi mümkün değil. Ancak Amerikan derin aklı olarak da tabir edilen yapıda uluslararası dev şirketlerin sahipleri, petrol ve silah sektörlerinin temsilcileri, Google, Twitter, Apple vb. teknoloji şirketleri CEO’ları, en büyük medya gruplarını temsil eden isimler, Finans sektörünün kalbi Wall Street temsilcileri, tarım lobileri, savunma, uçak, uzay sanayi grupları vb. bir çok ekonomik grupların yanında Üniversite, Sivil toplum ve dini vakıflar da bu yapı içerisinde etkin konumdadırlar.
Trump bu yapının iradesine uygun davranan Obama ve devamı olacak Clinton iktidarının muhtemel politikalarından olumsuz etkilenen ve Büyük Amerika rüyasını hayal eden sıradan Amerikan Vatandaşının oyları ile Başkan seçildi. Yani yine bir seçim oldu ve yine değişim talebi üstün geldi. Bakalım müesses nizam yeni dönem politikalarında ne kadar etkili olacak. Amerika’yı Başkan mı yoksa müesses nizam mı yönetiyor hep birlikte göreceğiz.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Üzgünüz ilginizi çekebilecek içerik bulunamadı...