Ülke genelinde yaklaşık 6,2 milyon seçmenin oy kullanma hakkı bulunurken, katılım oranının yüzde 35–40 seviyelerinde kalması bekleniyor. Bu tablo, genel bir ilgisizliğe işaret ederken, Türk nüfusun yoğun olduğu bölgelerde bambaşka bir hikâye yazılıyor.
Bu hikâyenin en dikkat çekici adreslerinden biri ise Cebel.
Toplam 24 bin 917 kayıtlı seçmenin bulunduğu ilçede katılımın yüzde 32 civarında gerçekleşmesi öngörülüyor. İlk bakışta düşük gibi görünen bu oran, aslında farklı bir gerçeğe işaret ediyor: Seçmen kütüğünün önemli bir kısmı yurt dışında yaşayanlardan oluştuğu için, bu oran fiilen ilçede yaşayan seçmenlerin büyük çoğunluğunun sandığa gittiği anlamına geliyor.

Başka bir ifadeyle, Cebel’de sandık sadece kurulmadı; irade neredeyse eksiksiz şekilde sandığa taşındı.
Cebel Belediye Başkanı Necmi Ali, seçim gününü “demokrasi bayramı” olarak tanımlarken, katılımın bölgenin geleceği açısından belirleyici olduğuna dikkat çekti. Özellikle genç seçmenlerin sandığa ilgisinin, sadece yerel dengeleri değil, ülke siyasetinin yönünü de etkileyebileceğini vurguladı.
İlçede oy verme işlemleri genel olarak sorunsuz ilerlerken, mobil sandık uygulaması sayesinde yaşlı ve engelli seçmenler de demokratik sürecin dışında kalmadı. Bu tablo, Cebel’de seçimin yalnızca bir tercih değil, aynı zamanda kimlik, temsil ve varlık meselesi olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.
TÜRK SEÇMEN ANAHTAR KONUMDA
Bulgaristan genelinde katılımın düşük kalması beklenirken, Türk seçmenin yoğun olduğu bölgelerdeki yüksek mobilizasyon, seçim sonuçlarını doğrudan etkileyebilecek bir faktör olarak öne çıkıyor.
Çünkü düşük katılımlı seçimlerde örgütlü ve sandığa giden seçmen kitlesi, matematiği değiştirir.
Ve bugün o matematiğin merkezinde, Balkanlar’daki Türklerin iradesi duruyor.
Sandıklar kapandığında sadece bir seçim sonucu değil; Bulgaristan’daki Türklerin siyasi ağırlığının ne kadar belirleyici olduğu da yeniden ortaya çıkacak.