Pazar günü 30 Ağustostu

Pazar günü 30 Ağustostu

Pazar günü 30 Ağustostu


a-)Türk Ordusunun askeri stratejisi
26 Ağustos 1922de Türk Ordusu, Yunan kuvvetlerine karşı taarruza geçti. Yunan kuvvetleri Afyon Kocatepede bin 300 rakımda siperler içinde mevzilenmişti. Toplarını ve makinalı tüfeklerini Sincan Ovasına doğru doğrultmuştu. Böylece Sincan Ovasından gelecek Türk Ordusunun saldırısını kolayca püskürteceğini düşünüyordu. Oysa Türk Ordusu, 25 Ağustosta Şuhut üzerinden Kocatepeye düşmanın farketmesine imkan vermeyecek şekilde tırmandı. 26 Ağustos öncesi Türk ordusu, 1900 rakıma konuşlandı. O gece Mustafa Kemal Paşanın gecelediği çukurun rakımı 1875 metredir. Kütahya Afyon yöresinde Ağustosun 15inden sonra gece sıcaklığı 5 dereceye kadar düşer. Yani o rakımda askerlerin ince bir kıyafetle beklemesi sırasında ne denli titrediklerini düşünebiliriz. 26 Ağustos sabahı Türk Ordusu Sincan Ovasına göre mevzilenmiş Yunan Ordusuna arkadan saldırıya geçti. Kısa zamanda Yunan Ordusu elindeki taşınması zor olan silahları bırakarak, can havliyle Sincan Ovasına doğru kaçmaya başladı. Bu arada Türk Genel Kurmayının planladığı gibi Türk Ordusu eksik silahlarını Yunanlıların terk ettiği silahlarla karşılama olanağı buldu. Sonra Sincan Ovasında kaçan Yunan Ordusu ile çarpışa çarpışa Yunan Ordusunu Murat Dağının kuzey yamaçlarında bulunan Çalköye doğru kovalamaya başladı. Aslında Yunan Ordusu için en iyi kaçış yolu demiryolu ile Banaz üzerinden Uşaka daha sonra İzmire kaçmaktı. Yunan Ordusunun önünü Fahrettin Altay süvarileriyle kesti. Böylece Yunan Ordusu, Murat Dağının eteklerinin güneyinde kalan Dumlupınar yerine onun 14 km kuzeyindeki Çalköye doğru zorunlu olarak kaçmaya başladı. (Bu arada Murat Dağı Ege Bölgesinin en yüksek dağıdır. Çam ormanları ile kaplıdır. Uludağa da benzemektedir.) 30 Ağustosta Türk Ordusu, Yunan Ordusunu Çalköy Ovacığında çembere aldı. Yunan ordusunun çözülmesine katkı verecek şekilde çemberin Murat Dağına doğru bir kısmını açıkta bıraktı.
30 Ağustos Meydan Muharebesini kazanan Türk Ordusu, Yunan askerlerini 9 eylüle kadar kovalayarak İzmirde denize döktü.
b-)Türk askerinin gıda tedariki
Şimdi niçin 26 Ağustos gününün seçildiğini analiz edelim.
Kütahya, Afyon ve kısmen Uşak yöresinde buğdayların harmanı Ağustos başından 15ine kadar sürer. Böylece harmandan önce Türk Ordusunun taaruzu hem buğday tarlalarının imhasına hem de harmandan sonra elde edilecek tahılların imha olmamasını sağlayacaktı. Bu durum askerlerin ne yiyip içeceğinin de bir göstergesidir. Harmanda ambarlara doldurulan buğdayın kazanlarda kaynatılıp torbalara doldurulmasıyla Türk Ordusunun gıda tedariğinin sağlandığını düşünüyorum. Buna karşılık Yunan kuvvetlerinin böyle bir olanağının olmadığı düşünebiliriz. Ancak Yunan askerinin avantajı kaçarken yakıp yıktığı köylerden çaldığı kümes hayvanlarıdır.
Öte yandan Kocatepenin sabahki 5 derece sıcaklığına karşı İzmire doğru hava sıcaklığının giderek 30-35 dereceye yükseldiğini düşünelim. Bu durumda askerlerin karşılaşacağı en büyük sorunlardan bir tanesi de sudur. Uşak-İzmir, Gediz-İzmir istikametinde tek su kaynağı Gediz Çayıdır ve küçük çeşmelerdir. Yunan askerlerinin bu konuda Türk askerlerine göre daha şanssız olduğunu düşünüyorum. Çünkü Gediz Çayı bu aylarda adeta kuru bir yatağa sahiptir. Sadece küçük çeşmeler vardır. Bu çeşmelerin yerlerini de köylüler bildiği için Türk askerine ibrik ve bakraçla su taşımışlardır. Böylece gerek askeri gerekse lojistik açıdan 26 Ağustosun taaruz tarihi olarak seçimi son derece önemlidir. Çalköy Ovasının seçiminde Mustafa Kemal Paşanın Kurmay Başkanı Kel Asımın (Gündüz) rolü büyük olmuştur. Çünkü kendisi Kütahyalıdır. Kütahyanın Altıntaş İlçesinde ailesinin arazileri vardır. Çalköy de Altıntaş ilçesine bağlıdır. İstanbulda Altıyoldan Modaya doğru giden caddenin adı halkdilinde Bahariye Caddesidir. Ancak bu caddenin resmi adı Asım Gündüzdür.
Bu zaferi kazanıp, bu vatanı bize armağan edenleri şükran ve minnet ile anıyorum...

EKOHABER

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Üzgünüz ilginizi çekebilecek içerik bulunamadı...