Oturdum, şu malum gazetecilik gününe ilişkin iki satır laf edecektim.
Takıldım kaldım.
Neye mi?
Kabinenin şifreleri değil elbet.
Ne etek krizi.
Ne Sağlık Bakanlığı’ndaki menzilci kadrolaşma.
Ne ekonomideki babacan geyiği,
Ne Türkeş'i… Ne yaştaki Akar-Işık dedikoduları.
Bunların hiç birinden söz etmeyeceğim.
Asıl... O şerefsiz var ya…
Hani şeyinden sallandırılması gereken.
Tecavüze uğrayan 9 yaşındaki çocuğun o sözlerine takıldım kaldım.
Kuran kursu hocası aklından bin hinlik geçirirken 'gidecek yerim yoktu' diyen o yavruya...
Allahım... Beynim midem ruhum benliğim almıyor.
Var ya, yemin ediyorum insanı bu ahlaksızlar katil eder.
Çocuk anlatırken başından geçenleri…
“Boynumu öpüyor, beni soyuyordu.”
Yok...
Yeminle yok…
Okurken içim daraldı haberleri…
Ulan... Bu ülkeye idam gelecekse...
Önce bu şerefsizleri sallandıracaksın…
Bu nasıl bir kimlik…
Bu nasıl bir hayvanlık…
Bugün satırları yazarken ana avrat sövüyorum.
Bu tür hayvanlara cezaevlerinde şişe bile az…
Söyleyecek çok şeyim var da…
Sistemim of oldu.
Yandı bataryalar.
Bakmayın işte ben böyleyim.
Ne hissedersem o.
Sözde basın dayanışma gününe atıfta bulunacaktım. 'Sözde' diyorum çünkü kimsenin 'özde' dayanıştığı falan yok. Direk dayıyor hatta…
Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu Genel Başkanı Nuri Kolaylı'nın güne dairlerine yürekten katılıyorum.
Haklısın Nuri abi dibine kadar. Özgürlük, tarafsızlık, demokrasi. Olmazsa olmazlarımız. Ama olmuyorlar. Sadece şunu eklemek istiyorum. Hem sistem, hem siyaset, hem patronlar dibine kadar içine etti sektörün. Güç kimdeyse bugün mühür onda.
Haliyle bu da bir yığın merdivenaltı TV'ci gazeteci türetti.
İpini koparan ortalıkta ‘gazeteciyim’ diye dolaşıyor. İpini koparan TV'ci…
Biz boşuna debelenmişiz içerik vs diye.
Bugün en baba içerik yandaşta candaşta.
İzleyin A Haber’i, izleyin Halk TV'yi…
Medya adına iki uç ve gerçekçi örnek. GQeldiğimiz durum bu yani.
Allah aşkına halk bunların neyine güvensin. Siyasetin pompaladığı medyadan kime ne hayır gelir.
Araştıran, soruşturan, sorgulayan gazetecilik arşive manşet.
Bu genelde de, yerelde de aynı. Reklam ve ülkesel gücü olan etkisini sürdürüyor.
Peki ya tirajlar, izlenmeler hepsi Allah’a emanet. Kimsenin de şeyinde değil.
Değişim ve yenileşmede esas patronaj kültüründeki silkinmeye bakar.
Var mı öyle babayiğit?
Asıl büyük bir tecavüz de dibine kadar bizim sektörde var.