YAYGARA VE GARGARA!

YAYGARA VE GARGARA!

YAYGARA VE GARGARA!

Bazen düşünüyorum, 'Acaba ben mi hep olumsuz pencereden bakmaktayım?' diye. Ama hangi pencereden bakarsan bak, aşağı yukarı hep benzer kimlikler. Sanki işi nöbete bindirmişçesine biri gidiyor, diğeri geliyor.                                                  

Oyuncağını paylaşmaktan kaçınan kıskanç çocuk zihniyeti kulübü sarmalamış, başkanlar, 'Keyfim ne kadar isterse o kadar kalırım' diyebilecek hale gelmiş...  

Sözgelimi; yeni yönetimin iş başı yapmasından bu yana geleceğe umutla bakmak adına bir umut ışığı gören var mı? Geçtik yarınları, ‘Bay Başkan’ geçmişte yapıldığını iddia ettiği yolsuzlukların hesabını sormak için yargıya gideceğini söylüyor.  Tamam da bugün itibarıyla bunun Bursaspor’a ne yararı olacak?                                                                    

Hocası yok, takımdan kaçanı çok, kulübe katkı sıfır, zaten para hiç yok...                                                     

2014’te kulübün taşınmazların hesabını sorsan ne olur sormasan ne olur? Bu durumda ‘sen onlara güvenip demi geldin’ diye sormazlar mı adama?                                 

Hani ‘köy yanıyor, gelin Ayşe sürmüş sürüştürmüş kırmızı rujla volta atıyor’ derler ya aynen öyle...                                                                                                                                  

Yani bir dolu yaygara ama sonuç gargara!

Oysa zaman Bursaspor’un aleyhine işliyor...                                                                                                               

Böyle bir atmosferde akıllara hesap-kitap meselelerine ayar verilmek için zaman mı kazanılmak isteniyor sorusu düşmez mi?                                                                               

Bursaspor bir bilinmeze doğru gidiyor. Art niyet içeren iç kavganın ve çıkar hesaplarının egemen olduğu yerde başarı değil, çöküş yaşanır.                                                    

Eski başkanlardan Levent Kızıl yıllar önce ne demişti?

'Arkadaşlar bu zihniyet devam ederse, bir gün kongrelere gelecek cesaretiniz dahi kalmaz...'                                                                                                                      

Kızıl’ın işaret ettiği tehlike kapıda değil, kulübün içerisindedir artık.                                 

Bursaspor’a bir şey verebilecek olanlar ise köşesine çekilmiş sorumluluktan kaçıyor...                                                

Tabii bu durumda insan, “Bu yapıyla mı bütünlük sağlanacak?” diye sormadan edemiyor.“Yönetim kongre kararı alsın, sonra bütünlük sağlanır” önerisinin de pratikte geçerliliği yok. Kongre kararı alınmasıyla birlikte parçalanma derinleşiyor; tıpkı son kongre sonrası bugün yaşananlar gibi...

Yani kongre yapılması bir dert, yapılmaması bir dert... Ortalıkta maddi gücü olmasa da samimiyetine, dürüstlüğüne, iş bilirliğine ve de sınırsız Bursaspor sevgisine güvenilecek merhum Orhan Özselek gibi birleştirici yenilikçi-devrimci bir lider de yok.

Felaket tellalı değiliz ama böyle devam ederse görünen o ki:

Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete, hem de küreksiz ve de yelkensiz!

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Üzgünüz ilginizi çekebilecek içerik bulunamadı...