ZAFER ÖZCİVAN

ZAFER ÖZCİVAN

EKONOMİST - YAZAR

EURO BÖLGESİNDE ENFLASYON YENİDEN YÜKSELİYOR

EURO BÖLGESİNDE ENFLASYON YENİDEN YÜKSELİYOR

Avrupa ekonomisi son yılların en kritik sınavlarından biriyle yeniden karşı karşıya. Euro Bölgesi'nde enflasyonun yüzde 3,2 seviyesine yükselerek 2023 yılından bu yana görülen en yüksek düzeye çıkması, gözleri bir kez daha Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) alacağı kararlara çevirdi. Enflasyondaki bu yükseliş, sadece Avrupa ülkelerini değil, Türkiye gibi Avrupa ile yoğun ticari ilişkileri bulunan ülkeleri de yakından ilgilendiriyor.

Son iki yıldır enflasyonu kontrol altına almak için sıkı para politikası uygulayan ECB, fiyat artışlarının yeniden hız kazanması karşısında zor bir tercih yapmak durumunda kalabilir. Eğer enflasyondaki yükseliş kalıcı hale gelirse, faiz artışları yeniden gündeme gelebilir. Bu durum ise Avrupa ekonomisinden Türkiye'nin ihracatına, döviz piyasalarından yatırım hareketlerine kadar geniş bir alanda etkiler yaratabilir.

AVRUPA'DA ENFLASYON NEDEN YÜKSELİYOR?

Ekonomistler, Euro Bölgesi'ndeki son enflasyon artışının arkasında birkaç önemli neden bulunduğunu belirtiyor. Bunların başında enerji fiyatlarındaki yükseliş geliyor. Küresel enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmalar, doğal gaz ve petrol maliyetlerini yeniden artırırken bu durum üretim ve ulaşım giderlerine de yansıyor.

Bunun yanında ücret artışları da enflasyonu besleyen unsurlar arasında yer alıyor. Avrupa'da çalışanların satın alma gücünü korumak amacıyla yapılan maaş zamları, işletmelerin maliyetlerini artırıyor. Firmalar ise bu maliyetleri ürün ve hizmet fiyatlarına yansıtarak enflasyonun yükselmesine neden oluyor.

Hizmet sektöründeki fiyat artışları da dikkat çekiyor. Özellikle turizm, konaklama, restoran ve ulaşım sektörlerinde fiyatların hızlı yükselmesi, genel enflasyon oranını yukarı taşıyor.

ECB NE YAPACAK?

Avrupa Merkez Bankası'nın temel görevi fiyat istikrarını sağlamak. ECB uzun süredir enflasyonu yüzde 2 seviyesinde tutmayı hedefliyor. Ancak mevcut durumda enflasyonun yüzde 3,2'ye çıkması, bankanın hedefinden oldukça uzaklaşıldığını gösteriyor.

Bu nedenle piyasalarda "ECB yeniden faiz artırır mı?" sorusu giderek daha fazla konuşulmaya başlandı. Faiz artırımı, kredi maliyetlerini yükselterek tüketimi ve yatırımları yavaşlatmayı amaçlıyor. Böylece ekonomideki talep azalırken fiyat artışlarının da kontrol altına alınması hedefleniyor.

Ancak burada önemli bir risk bulunuyor. Avrupa ekonomisi son yıllarda zaten düşük büyüme performansı sergiliyor. Yeni faiz artışları ekonomik faaliyetleri daha da yavaşlatabilir. Bu nedenle ECB'nin enflasyonla mücadele ile ekonomik büyümeyi destekleme arasında hassas bir denge kurması gerekecek.

TÜRKİYE İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?

Euro Bölgesi'nde yaşanan gelişmeler Türkiye açısından son derece önemli. Çünkü Avrupa Birliği, Türkiye'nin en büyük ihracat pazarı konumunda bulunuyor. Türkiye'nin toplam ihracatının yaklaşık yarısı Avrupa ülkelerine gerçekleştiriliyor.

Eğer ECB faiz artırır ve Avrupa ekonomisi yavaşlarsa, Avrupa'daki tüketiciler ve şirketler harcamalarını azaltabilir. Bu durum Türk ihracatçılarının siparişlerinde düşüşe yol açabilir. Özellikle otomotiv, tekstil, beyaz eşya, makine ve demir-çelik sektörleri bu gelişmelerden etkilenebilir.

Avrupa'da büyümenin yavaşlaması, Türkiye'nin ihracat gelirlerini olumsuz etkileyerek ekonomik büyüme üzerinde baskı oluşturabilir. İhracatçı firmalar daha düşük talep nedeniyle üretim planlarını gözden geçirmek zorunda kalabilir.

DÖVİZ KURLARINA ETKİSİ NE OLABİLİR?

ECB'nin faiz artırması halinde euro uluslararası piyasalarda değer kazanabilir. Daha yüksek faiz, yatırımcıların euro cinsinden varlıklara yönelmesini sağlayabilir.

Bu durumda euro/TL kurunda yukarı yönlü hareketler görülebilir. Avrupa'ya ihracat yapan firmalar açısından bu durum kısa vadede gelir avantajı sağlayabilir. Ancak eurodaki yükseliş aynı zamanda Avrupa'dan yapılan ithalatın maliyetini de artırabilir.

Türkiye sanayi üretiminde kullanılan birçok makine, teknoloji ürünü ve ara malı Avrupa'dan ithal edildiği için kur artışları maliyet baskısını da beraberinde getirebilir.

YATIRIM HAREKETLERİ DEĞİŞEBİLİR

Avrupa'da faizlerin yükselmesi, uluslararası yatırımcıların gelişmekte olan ülkeler yerine Avrupa piyasalarına yönelmesine neden olabilir. Daha düşük riskle daha yüksek getiri elde etme imkânı sunan Avrupa tahvilleri ve finansal araçları, küresel sermayenin yönünü değiştirebilir.

Bu durum Türkiye gibi gelişmekte olan ekonomilere yönelik sermaye girişlerini azaltabilir. Finansman maliyetlerinde artış yaşanması ise şirketlerin ve bankaların dış kaynak bulmasını zorlaştırabilir.

Öte yandan Türkiye son dönemde uyguladığı sıkı para politikası sayesinde yabancı yatırımcıların ilgisini artırmaya çalışıyor. Bu nedenle Avrupa'daki faiz kararlarının etkisi, Türkiye'nin kendi ekonomik politikalarıyla birlikte değerlendirilmeli.

TURİZMDE FARKLI BİR ETKİ ORTAYA ÇIKABİLİR

Euro'nun değer kazanması halinde Türkiye'nin turizm sektörü bazı avantajlar elde edebilir. Avrupa'dan gelen turistler için Türkiye daha ekonomik bir destinasyon haline gelebilir. Bu durum turizm gelirlerini destekleyebilir.

Ancak Avrupa ekonomisinde ciddi bir yavaşlama yaşanması halinde vatandaşların tatil harcamalarını kısmaları da mümkün. Bu nedenle turizm üzerindeki etkinin yönü, ekonomik yavaşlamanın boyutuna bağlı olacak.

ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE NELER BEKLENİYOR?

Ekonomistler, Euro Bölgesi'ndeki enflasyon verilerinin önümüzdeki aylarda yakından takip edileceğini belirtiyor. Eğer fiyat artışları geçici faktörlerden kaynaklanıyorsa ECB faizleri sabit tutabilir. Ancak enflasyonun kalıcı hale gelmesi durumunda yeni faiz artışları gündeme gelebilir.

Türkiye açısından bakıldığında Avrupa'daki gelişmeler her zamankinden daha önemli hale geliyor. İhracat, turizm, yatırım ve finansman kanalları üzerinden Avrupa ekonomisinde yaşanacak her değişim Türkiye ekonomisine doğrudan yansıyabiliyor.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde sadece Ankara'nın değil, Frankfurt'taki Avrupa Merkez Bankası'nın vereceği kararlar da Türkiye ekonomisinin geleceği açısından dikkatle izlenecek. Avrupa'da enflasyonun yükselişi ve olası faiz artışları, 2026 yılının ekonomik gündemini belirleyen en önemli başlıklardan biri olmaya aday görünüyor.

Kaynak: Euronews

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ