YAZIK!
- 20-06-2026 08:33
- 20-06-2026 08:36
Dünya Kupası'na Avustralya mağlubiyetiyle başlayan A Milli Takım bu kez coğrafi olarak Güney Amerikalı; ancak futbolu pek de öyle olmayan olmayan Paraguay karşısındaydı.
Montella, ilk maçtan farklı olarak Barış, Orkun ve Zeki yerine Mert, Yunus ve Kenan'ı ilk 11'e almıştı.
Elemelerde Brezilya, Arjantin, Uruguay gibi müzelerinde Dünya kupası koleksiyonları olan devleri deviren Paraguay, Türkiye maçına da adeta 1-0 önde başladı. Daha ikinci dakikada Kaleci Uğurcan 25 metreden avlandı.
O noktadan topa vurduran savunma da konsantre olamayıp yine topa müdahale edemeyen Uğurcan da golde eşit paya sahipler.
Golün sonrasında topa sahip olan A Milli Takım oyunu rakip kaleye yıktı.
Ancak ev sahibi ekip orta sahası ve savunmacıları Ayyıldızlıların pas bağlantılarını yerinde müdahalelerle keserken ikili mücadelelerde de şans tanımadı. Duran toplarda ve akan oyunda ceza sahasına gönderdiğimiz toplarda da Paraguaylı oyuncular topa hep ilk müdahale eden taraftı.
A Milli takım bu dinamik savunma karşısısında oyunu rakip sahaya yıkmasına rağmen ilk yarının sonlarına kadar pozisyon üretmede zorlandı. Şut denemeleri de kaleyi bulamazken rakibin 10 kişi kalması ikinci yarı için şanstı.
Soyunma odasından maçı döndürne taktikleriyle dönen oyuncularımız yine
Pozisyon üretme çabasında olan taraftı. Adam ve alan savunmasında hata yapmayan Paraguaylılar Kenan, Arda, Hakan gibi skora etki edecek isimleri de etkili markajla kilitlediler.
Santrafor Deniz Gül ve Can Uzun, Barış Alper, Kenan, Orkun hamleleri de skoru değiştirmeye yeterli olmadı.
Ayyıldızlılar Dünya Kupasında oynadıkları iki maçı da savunmayı ön planda tutan, oynamayı değil oynatmamayı hedefleyip bulduğu fırsatları değerlendiren rakiplere karşı oynadı ve kaybetti.
Paraguay'ın anti futbol anlayışına Montella'nın santraforsuz kurgusu, yanlış 11 ve dizilişleri, geç müdahaleleri de hizmet edince Dünya Kupasıba erken veda kaçınılmaz oldu.
A Milli oyuncuların iki maçta da bilindik performanslarını hiçbir şekilde sergileyememeleri ve formsuzlukları da hayal kırıklığına tabii ki baş etkendi.
Milli takımla Dünya Kupası'nda bu performansı veren topçular kulüplerinde ağızlarıyla kuş tutsalar kıymeti yok.
Ülkemizde futbola harcanan servete rağmen Dünya Kupasından gol atamadan elenmek son maça formalite için çıkacak olmak kabul edilemez.
Kimse "Orada olmak da başarı" falan demesin. Adını bile ilkkez duyduğumuz ada ülleleri bile oradaydı.
Bizde altyapı anlayışı, yetiştiricilik, antrenman programları değişmeden aslında futbola bakış açısı değişmeden hiçbir şey değişmez.
Ancak haketmeyen futbolcuları, hocaları, menajerleri zengin etmeye devam ederiz