Şemsi GALFA

Şemsi GALFA

Hubris Sendromu: Gücün Körleştirdiği İnsanlar ve Toplumlara Bedeli

Hubris Sendromu: Gücün Körleştirdiği İnsanlar ve Toplumlara Bedeli
İnsanlık tarihi boyunca makam, güç ve otorite; doğru insanların elinde toplumları ileri taşıyan önemli araçlar olmuştur.
Ancak aynı güç, kontrolsüz bir şekilde kişiliği etkilediğinde bireyin gerçeklik algısını bozabilmekte, çevresine karşı kibirli, buyurgan ve eleştiriye kapalı bir karakter ortaya çıkarabilmektedir.
Günümüzde ülkemizde birçok önemli makamda bulunan insanların en büyük problemlerinden biri de “Hubris Sendromu”dur.

Hubris Sendromu Nedir?

Hubris Sendromu; uzun süre güç, makam, şöhret veya otorite sahibi olan kişilerde görülen aşırı özgüven, kibir, kendini vazgeçilmez görme ve eleştirilere kapanma durumudur.
Bu kavram özellikle siyaset, spor, iş dünyası, bürokrasi ve medya gibi insanların sürekli ilgi odağında olduğu alanlarda sıkça görülmektedir.
Hubris yaşayan kişiler zamanla:
Kendi kararlarını sorgulanamaz görür,
Çevresindeki insanları küçümsemeye başlar,
Başarıyı tamamen kendine mal eder,
Hatalarını kabul etmez,
Eleştiriyi düşmanlık olarak algılar,
“Ben bilirim” anlayışıyla hareket eder.
Böyle insanlar zamanla bulunduğu kurumu geliştirmek yerine kurumun önüne geçmeye başlar.
Güç Zehirlenmesi ve Gerçeklikten Kopuş
Makam sahibi insanların çevresinde çoğu zaman gerçekleri söyleyen değil, hoşuna giden şeyleri söyleyen insanlar birikir. Sürekli alkışlanan kişi zamanla kendi düşüncelerini mutlak doğru kabul etmeye başlar. İşte bu noktada güç, kişiyi besleyen bir araç olmaktan çıkar; onu gerçeklerden koparan bir zehre dönüşür.
Ülkemizde birçok kurumun sürdürülebilir başarı sağlayamamasının temel sebeplerinden biri de budur. Çünkü:
Liyakat yerine sadakat öne çıkar,
Fikir üreten insanlar dışlanır,
Eleştirenler düşman ilan edilir,
Ortak akıl yerine tek kişinin düşüncesi hakim olur.
Sonuç olarak kurumlar gelişemez, sistemler üretkenliğini kaybeder ve toplum zarar görür.

Sporda Hubris Sendromu

Özellikle futbol iklimimizde bu sendrom çok net görülmektedir. Bazı yöneticiler, teknik adamlar veya altyapı sorumluları; futbolun sahibi gibi davranmakta, farklı görüşleri küçümsemekte ve sürekli kendilerini merkeze koymaktadır.
Oysa futbol:
Sürekli değişen,
Bilimle gelişen,
Öğrenmeye açık olunması gereken,
Ortak akıl isteyen bir oyundur.
Kibirli anlayışın hakim olduğu yapılarda:
Çocuk gelişimi geri plana atılır,
Eğitim ikinci plana düşer,
Bilim yerine ego konuşur,
Uzun vadeli planlama yapılamaz.
Bu yüzden futbolumuz yıllardır aynı sorunları tekrar tekrar yaşamaktadır.
Gerçek Liderlik Nedir?
Gerçek liderlik:
Her şeyi bilmek değil öğrenmeye açık olmaktır.
İnsanları ezmek değil geliştirmektir.
Korku oluşturmak değil güven vermektir.
“Ben” demek değil “Biz” diyebilmektir.
Bilge insanlar makam büyüdükçe daha mütevazı olur. Çünkü sorumluluğun ağırlığını hissederler. Küçük insanlar ise makam büyüdükçe kendilerini dev aynasında görmeye başlarlar.

Çözüm Nedir?

Hubris Sendromunun panzehiri:
Öz eleştiri,
Bilim,
Şeffaflık,
Liyakat,
Ortak akıl,
Hesap verebilirlik,
Ve mütevazılıktır.
Makamlar insanları büyütmez; insanların karakteri makamı büyütür. Eğer güç ahlakla, bilgiyle ve vicdanla birleşmezse; hem kişiyi hem de yönettiği yapıyı zamanla çöküşe götürür.
Toplum olarak güçlü insanlara değil; karakterli, adaletli, öğrenmeye açık ve insan odaklı liderlere ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü kibir gelişimin, ego ise değişimin en büyük düşmanıdır.
Şemsi Galfa
Temel Futbol Eğitim Uzmanı
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ