ZAFER ÖZCİVAN

ZAFER ÖZCİVAN

EKONOMİST - YAZAR

Türkiye’deki Fon Krizi Norveç’in Dev Varlık Fonuna da Dokundu

Türkiye’deki Fon Krizi Norveç’in Dev Varlık Fonuna da Dokundu

Türkiye’de haftalardır gündemin ilk sıralarında yer alan fon skandalının etkileri artık ülke sınırlarını aşmış durumda. Son ortaya çıkan bilgiler, dünyanın en büyük devlet varlık fonlarından biri olan Norveç Varlık Fonu’nun da Türkiye’deki soruşturmanın merkezinde bulunan şirketlerde önemli miktarda hisse taşıdığını gösteriyor. Bu gelişme, yaşanan olayın yalnızca yerli yatırımcıları değil, Türkiye piyasasına yatırım yapan uluslararası sermayeyi de ilgilendirdiğini ortaya koyuyor.

Norges Bank Investment Management’ın (NBIM) 30 Haziran 2026 tarihli portföy verilerine göre, Norveç Varlık Fonu’nun Türkiye’de soruşturmayla ilişkilendirilen 10 şirkette yaklaşık 2 milyar Norveç kronu, yani haberlerde verilen hesaplamayla yaklaşık 9,9 milyar TL değerinde hissesi bulunuyordu. Fonun Türkiye’deki toplam hisse yatırımı ise yaklaşık 20,4 milyar kron düzeyindeydi. Dolayısıyla soruşturma kapsamındaki şirketlerin, Norveç fonunun Türkiye hisse portföyünde kayda değer bir ağırlığı olduğu görülüyor.

Burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. Norveç Varlık Fonu’nun söz konusu şirketlerde hisse sahibi olması, fonun soruşturmada herhangi bir şekilde taraf olduğu anlamına gelmiyor. Fon, küresel ölçekte binlerce şirkete yatırım yapan büyük ve çeşitlendirilmiş bir kurumsal yatırımcı. Dolayısıyla Türkiye’de bazı şirketlerde yaşanan fiyat hareketleri veya soruşturma konusu işlemler nedeniyle portföyünde değer kaybı oluşması ile soruşturmanın tarafı olmak birbirinden tamamen farklı konular.

Ancak ekonomik açıdan ortaya çıkan tablo son derece önemli.

Çünkü uluslararası yatırımcı açısından bir ülkeye yatırım kararı yalnızca şirketlerin kârlılığına veya hisse fiyatlarına bakılarak verilmiyor. Hukuki güvenlik, piyasa şeffaflığı, yatırımcı haklarının korunması, düzenleyici kurumların etkinliği ve piyasanın öngörülebilirliği de en az şirket bilançoları kadar önem taşıyor.

Norveç Varlık Fonu gibi dünyanın en büyük kurumsal yatırımcılarından birinin Türkiye’de soruşturma kapsamındaki şirketlerde bulunması, yabancı yatırımcıların Türkiye piyasasındaki riskleri nasıl değerlendireceği açısından dikkat çekici bir gelişmedir.

Üstelik bu olay Norveç Varlık Fonu açısından Türkiye’de yaşanan ilk sorun da değil. Şubat 2026’da fonun, SPK tarafından verilen bir cezanın ardından Türkiye’de yaklaşık 600 milyon dolarlık varlığı yöneten İstanbul Portföy ile ilişkisini sonlandırdığı haberleri gündeme gelmişti. Bu gelişme de uluslararası yatırımcıların Türkiye’deki varlık yönetimi ve uyum süreçlerine ne kadar hassas baktığını göstermesi bakımından önem taşıyor.

Bence burada asıl üzerinde durmamız gereken konu, Norveç fonunun ne kadar zarar ettiği sorusundan daha büyük.

Asıl soru, Türkiye’nin uluslararası yatırımcı gözündeki güvenilirliğinin bu olaydan nasıl etkileneceğidir.

Çünkü 2 milyar Norveç kronu, 2,3 trilyon dolarlık toplam büyüklüğe sahip Norveç Varlık Fonu açısından toplam portföyün çok küçük bir bölümünü oluşturuyor. Fonun 2026 yılının ilk yarısında yüzde 9,4 getiri sağlayarak yaklaşık 1,75 trilyon Norveç kronu kazandığı da dikkate alındığında, Türkiye’deki kayıpların fonun genel mali yapısını sarsacak büyüklükte olduğunu söylemek mümkün değil.

Fakat Türkiye açısından mesele farklı.

Türkiye ekonomisinin uzun vadeli sermayeye, doğrudan yatırımlara ve kurumsal yabancı yatırımcılara ihtiyacı var. Bu nedenle bir yabancı fonun Türkiye’de yaşadığı herhangi bir piyasa deneyimi, ülkenin yatırım algısı açısından önem taşıyor.

Fon skandalının ardından SPK'nın tasfiye kararları, varlıkların dondurulması, bazı şirket ve fonlara yönelik soruşturmalar ve yüz binlerce yatırımcının sürecin içinde kalması, piyasaların ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gösterdi. SPK, tasfiyeye konu fonlarla ilgili işlem ve ödeme süreçlerine ilişkin ayrıca açıklama yaptı.

Öte yandan soruşturma kapsamında bazı varlık blokelerinin kaldırılması da sürecin dinamik olduğunu gösteriyor. Reuters'ın aktardığına göre 46 şirketin yanı sıra bazı fon ve gerçek kişilerin varlıkları daha önce soruşturma kapsamında kısıtlanmıştı; daha sonra 46 şirketle ilgili blokelerin kaldırıldığı bildirildi.

Bütün bunların sonunda Türkiye'nin yapması gereken, yabancı yatırımcıya yalnızca “Türkiye piyasası güvenlidir” mesajı vermek değil, bunu güçlü kurumlar ve şeffaf uygulamalarla göstermektir.

Norveç Varlık Fonu'nun Türkiye'deki yatırımlarının akıbeti bundan sonraki dönemde yakından izlenecektir. Fonun dönemsel portföy açıklamaları, hangi şirketlerde kalmaya devam ettiği veya hangi yatırımlardan çıktığı konusunda daha net bir tablo ortaya koyacaktır. NBIM ise ara dönem portföy değişikliklerini açıklamadığını belirtiyor.

Sonuç olarak Türkiye’deki fon skandalının en önemli sonuçlarından biri de uluslararası yatırımcı boyutudur. Norveç Varlık Fonu'nun portföyündeki yaklaşık 2 milyar kronluk yatırımın soruşturma kapsamındaki şirketlerde bulunması, olayın küresel finans çevrelerinde de dikkat çektiğini gösteriyor.

Benim açımdan bu olaydan çıkarılması gereken en önemli ders şudur: Finans piyasalarında güven kaybedildiğinde mesele yalnızca bir yatırımcının parasının azalması değildir. Güven kaybı, ülkenin gelecekte ihtiyaç duyacağı sermayenin maliyetini de etkileyebilir.

Türkiye'nin ihtiyacı olan şey ise daha fazla yabancı sermayeden önce, mevcut ve gelecek yatırımcıya güven verecek daha güçlü bir piyasa düzeni, daha fazla şeffaflık ve öngörülebilirliktir. Norveç Varlık Fonu'nun yaşadığı bu deneyim, bu gerçeği Türkiye açısından yeniden gündeme getirmiştir.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ