<div>Türkiye ekonomisinde hayat pahalılığının en ağır hissedildiği alanların başında ücretler, emekli aylıkları ve temel tüketim harcamaları geliyor. Enflasyonla mücadelede belirli bir mesafe alınmaya çalışılırken vatandaşın mutfağındaki gerçek tablo, açıklanan ekonomik hedeflerden çok daha önemli bir gösterge haline gelmiş durumda. Ekim 2026 açlık ve yoksulluk sınırı rakamları da gelirlerle geçim maliyeti arasındaki makasın ne kadar açıldığını bir kez daha ortaya koyuyor.</div> <div>TÜRK-İŞ'in 30 Ekim 2026 tarihinde açıkladığı araştırmaya göre dört kişilik bir ailenin aylık açlık sınırı 38.024,03 TL, yoksulluk sınırı ise 123.856,80 TL oldu. Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti de 49.124,30 TL'ye yükseldi. Araştırmada aylık mutfak enflasyonu yüzde 0,59, son on iki aylık artış yüzde 33,83, yıllık ortalama artış ise yüzde 39,26 olarak hesaplandı. Yılın ilk on ayında gıda harcamalarındaki artışın yüzde 26,14'e ulaşması, özellikle dar gelirli kesimlerin bütçesindeki baskıyı gösteriyor.</div> <div><strong>Asgari ücret açlık sınırının gerisinde</strong></div> <div>2026 yılı net asgari ücreti 28.075,50 TL olarak uygulanıyor. Ekim ayı açlık sınırıyla karşılaştırıldığında ortaya çıkan tablo oldukça çarpıcı. Asgari ücret, dört kişilik bir ailenin yalnızca gıda harcamalarını karşılamak için ihtiyaç duyduğu tutarın 9.948,53 TL altında kalıyor.</div> <div>Başka bir ifadeyle asgari ücret, açlık sınırının ancak yüzde 73,84'ünü karşılayabiliyor. Açlık sınırına ulaşabilmek için asgari ücrete yaklaşık yüzde 35,43 oranında artış yapılması gerekiyor. Üstelik bu hesaplamada kira, elektrik, doğal gaz, ulaşım, eğitim, sağlık ve giyim gibi diğer zorunlu giderler henüz dikkate alınmış değil.</div> <div>Daha da düşündürücü olan, bekâr bir çalışanın yaşama maliyetinin 49.124 TL'ye ulaşmasıdır. Net asgari ücret ile bu tutar arasında 21.048,80 TL fark bulunuyor. Dolayısıyla tek başına çalışan bir kişinin dahi temel yaşam giderlerini karşılamakta zorlandığı bir gelir tablosuyla karşı karşıyayız.</div> <div><strong>Emeklilerin kaybı daha ağır</strong></div> <div>Temmuz 2026 itibarıyla en düşük emekli aylığı 23.552 TL seviyesinde bulunuyor. Bu tutar, açlık sınırının 14.472,03 TL altında. En düşük emekli aylığı açlık sınırının yalnızca yüzde 61,94'ünü karşılayabiliyor.</div> <div>Yoksulluk sınırıyla karşılaştırıldığında ise durum daha ağır. Asgari ücret yoksulluk sınırının yüzde 22,67'sine, en düşük emekli aylığı ise yalnızca yüzde 19,02'sine karşılık geliyor. Bu rakamlar, tek bir ücret veya emekli aylığıyla dört kişilik bir hanenin temel ihtiyaçlarının karşılanmasının ne kadar güçleştiğini gösteriyor.</div> <div>Burada önemli bir ayrıntı var: Açlık ve yoksulluk sınırı dört kişilik bir ailenin toplam harcama ihtiyacını, asgari ücret ve emekli aylığı ise bireysel geliri ifade ediyor. Dolayısıyla karşılaştırma, gelirlerin hane geçimini ne ölçüde destekleyebildiğini gösteren bir geçim göstergesi olarak değerlendirilmelidir.</div> <div><strong>Yıl sonu zamlarında alternatif hesaplama</strong></div> <div>2026 yılının sonuna yaklaşırken asgari ücret ve emekli aylıkları için yeni artış tartışmaları gündemin en önemli başlıklarından biri haline geliyor. Burada yalnızca enflasyon oranını esas almak yeterli olmayacaktır. Çünkü geçmiş dönemde oluşan alım gücü kaybının telafi edilmesi de gerekiyor.</div> <div>Mevcut ücretler üzerinden farklı artış senaryoları şöyle hesaplanabilir:</div> <div><strong>Zam oranı</strong></div> <div><strong>Yeni asgari ücret</strong></div> <div><strong>Yeni en düşük emekli aylığı</strong></div> <div>%20</div> <div>33.691 TL</div> <div>28.262 TL</div> <div>%25</div> <div>35.094 TL</div> <div>29.440 TL</div> <div>%30</div> <div>36.498 TL</div> <div>30.618 TL</div> <div>%35</div> <div>37.902 TL</div> <div>31.795 TL</div> <div>%42</div> <div>39.867 TL</div> <div>33.444 TL</div> <div>Bu tablo, olası zam oranlarının mevcut gelirleri hangi noktaya taşıyacağını gösteren varsayımsal bir hesaplamadır. Resmî zam tahmini veya kesinleşmiş bir karar değildir. Ayrıca en düşük emekli aylığının değişmesi için yasal düzenleme yapılması gerektiği unutulmamalıdır.</div> <div>Özellikle yüzde 20 ve yüzde 25 düzeyindeki artışlar, gelirlerde nominal yükseliş sağlasa da açlık sınırını yakalamaya yetmiyor. Yüzde 35 artışta asgari ücret 37.902 TL'ye çıkarak Ekim ayı açlık sınırına yaklaşabiliyor. Ancak fiyatların yılın son iki ayında yükselmeye devam etmesi halinde bu tutar da yetersiz kalabilir.</div> <div>Yüzde 42'lik senaryoda asgari ücret 39.867 TL'ye ulaşırken en düşük emekli aylığı 33.444 TL oluyor. Bu seçenek, açlık sınırını aşan bir asgari ücret ortaya çıkarsa da emeklilerin gelir açığını tamamen kapatmıyor.</div> <div><strong>Yoksullukla mücadele yalnızca zamla mümkün değil</strong></div> <div>Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu KAMU-AR'ın farklı hesaplama yöntemiyle açıkladığı Ekim 2026 verilerinde açlık sınırı 39.853 TL, yoksulluk sınırı ise 126.821 TL olarak belirlendi. İki araştırma arasındaki farklılık, kullanılan fiyat sepeti ve hesaplama yöntemlerinin önemini ortaya koyuyor. Ancak her iki araştırmanın da işaret ettiği ortak gerçek, gelirlerin temel ihtiyaçların gerisinde kalmasıdır.</div> <div>Ekonomik politikaların başarısı yalnızca enflasyonun düşmesiyle ölçülemez. Ücretlerin satın alma gücünün korunması, emekli aylıklarının insanca yaşamı desteklemesi ve gelir dağılımındaki bozulmanın giderilmesi de aynı derecede önemlidir.</div> <div>Asgari ücretin açlık sınırının altında kalması, emekli aylıklarının temel gıda harcamalarını karşılayamaması ve çalışanların barınma giderleri karşısında zorlanması, sosyal politikaların yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor.</div> <div>Sonuç olarak 2027 yılına girerken yapılacak ücret ve aylık düzenlemelerinde yalnızca geçmiş enflasyonun telafisi değil, gerçek yaşam maliyetleri de dikkate alınmalıdır. Çünkü ücret artışının gerçek başarısı, bordrodaki rakamın büyümesi değil, vatandaşın markette, pazarda, kira öderken ve faturalarını karşılarken alım gücünü hissedebilmesidir. Ekonomik istikrarın toplumsal karşılığı ancak bu şekilde sağlanabilir.</div> <div>Önemli değerlendirme: Yüzde 35,43'lük artış, asgari ücreti yalnızca Ekim ayının açlık sınırına taşımaktadır. Yıl sonuna kadar oluşabilecek yeni fiyat artışları bu hesabı değiştirebilir. Dolayısıyla 2027 ücret politikasında enflasyon telafisinin yanında refah payı ve geçmiş alım gücü kaybının da hesaba katılması gerekir.</div> <div>ZAFER ÖZCİVAN</div> <div>Ekonomist-Yazar</div> <div>Zaferozcivan59@gmail.com</div>