<div><span>Herşey Adem'in </span><b>yasak ağaca</b><span> yaklaşmasıyla başladı aslında. Yaradanın sözüne sadık kalmadı en başta. </span></div> <div><span>Sonra bu </span><b>beşer</b><b>î</b> <span> </span><b>muhteviyat</b><span>, çocuklarına geçti. Yaradanın söz dinletemediği Adem, bu kez kendi çocuklarına söz geçiremedi. Bir oğlu Kabil, öteki oğlu Habil'i öldürdü. </span></div> <div><span>Tasvirlere bakıyoruz, üreme organları örtülü. Yasak bir nevi... Ama yaprak bu durur mu? Yasaktan yasak doğuyor. Beşer, şaşıyor. </span></div> <div><b>Sadakat... </b><span> Kelimeler beşeri anlatmaya yeter mi? Ama biz yine de bakalım. Türk Dil Kurumu “içten bağlılık” diyor sadakat için. </span></div> <div><b>İhanet... </b><span>1. </span><span>Kutsal sayılan şeylere el uzatma, kötülük etme veya karşı davranma, hainlik, ihanet. 2. Güveni kötüye kullanma, aldatma, vefasızlık diyor ihanet için de...</span></div> <div><span>Sadakat basitçe iki kelimeyle anlatılmış. Aldatmak ise dolambaçlı, bir sürü tanımı var. Beşerin gözleri dört dönüyor böyle durumlarda, bir yolunu buluyor.</span></div> <div><span>O zaman, </span><b>sadakat nerede başlar, nerede biter?</b></div> <div><span>Gizlice yapılan şey, yanı başınızdakini etkileyecek bir şey değil gibi görünen şey, kötülük sayılır mı?</span></div> <div><span>Bunun cevabı da </span><b>evrenin dokusu </b><span>denebilir; hiç bir anda tek başımıza degiliz. Hele fani dünyada, 510.065.284 km²'cik bir alanda...</span></div> <div><span>Evrende hep doku'nuyoruz birbirimize, kimse kendisinden başkasını aldatamıyor. </span></div> <div><span>Zira;</span></div> <div><span>Çıt ediyor bir şey gecenin bir vakti. Uyu(tul)dugu sanılan can parçası, dünyanın en uzak yerinde bile olsa bir türlü uyanıyor.</span></div> <div><span>Bir beşer diyor ki, yoldan geçen öteki beşerlere bakıp; ben çiceklere bakar gibi bakıyorum, güzeli seviyorum. Kır çiçeklerinin ortasına koymuş tabureyi... Ama evdeki çiçegini saksıda seviyor, ya da bacaklarını kırmış, vazoya koymuş. Su verirse yaşayacak... </span></div> <div><span>Bir başka beşer oturmuş bilgisayarın başına, ne var canım, ha televizyon seyretmişsin ha bu diyor. Oysa, yasak meyvenin kokusu siniyor üzerine. </span></div> <div><span>Ya da klasik örnek; eşinin ütülediği gömlekle, aldığı kolyeyle ne de şık görünüyor gittigi yerde... Ama ah o ten kokusu, o bakışlar... </span></div> <div><span>Şarkı oluyor bunlar sonra sineye çekenlere. Aysel ışık seli olup akarken görmüş, sözü Sezen'e vermiş, o da akmış su olup;</span></div> <div><span>Bırak beni yeter aldattığın yeter</span></div> <div><span>Bırak beni deli ettin</span></div> <div><span>Artık çek git bu nasıl sevgi</span></div> <div><span>Sen kendine aşıksın</span></div> <div><span>Sen yalancısın</span></div> <div><span>Hatta sevişirken bile yabancısın</span></div> <div><span>Sen kimsin sen ne rahat insansın bırak</span></div> <div><span>Bırak benim ıçin ne mümkün ayrılmak</span></div> <div><span>Ben ayrılamam sen beni bırak</span></div> <div></div> <div><span>Sevişirken bile yabancısın da demiş ya.. Gözleri kapalı başkasını hayal ediyorsa insan sevişirken, aldatmış olmaz mı? Evine ekmeğini getirmek, saçını süpürge etmek bunu telafi eder mi?</span></div> <div></div> <div><span>Peki aldatılan gidip aldatanı aldatsa.. Sorun ortadan kaybolur mu? Birbirlerini daha mı iyi anlarlar? İki aldatma bir sadakat eder mi? </span></div> <div></div> <div><span>Hepsi bir tarafa bu fani dünyaya tariflerin.. Bunlar kültürdür kültür diyor ya bazıları.. Biyolojimiz ne diyor buna? </span><b>Biyoloji = Nefs midir?</b><span> Nefsimizi durduralım derken nefesimizi durduruyor olabilir miyiz?</span></div> <div></div> <div><span>Sevgiyle kalın.</span></div> <div></div> <div><span>Yüksel Çilingir</span></div>