<div>Yıllardır İngiltere’de yaşayan gazeteci-yazar Akın Olgun, üçüncü kitabı Tahtakuruları ve Kargalar Meclisi ile okur karşısına çıktı.</div> <div>Tekin Yayınevi etiketiyle yayımlanan eser, bir tatil yolculuğunun cezaevi duvarları arasında son bulan çarpıcı bir tutuklanma hikâyesini merkezine alıyor.</div> <div>Kitap, Olgun’un İngiltere’den tatil için gittiği Rodos’ta Interpol aracılığıyla gözaltına alınmasıyla başlıyor. Rodos Havalimanı’nda başlayan süreç, yazarın 1990’lı yıllarda Türkiye cezaevlerinde yaşadığı travmaları yeniden gün yüzüne çıkarıyor. Ancak anlatı yalnızca bir gazetecinin kişisel hikâyesiyle sınırlı kalmıyor; Ege’nin iki yakasında sıkışıp kalan “ötekilerin” sesine de alan açıyor.</div> <div></div> <div>“<strong>Kaptanlar” ve Ötekilerin Hikâyesi</strong></div> <div>Eserde, Yunanistan’da göçmen kaçakçılığı suçlamasıyla yargılanan ve kamuoyunda “Kaptanlar” olarak anılan kişilerin dramı da yer buluyor. Onlarca yıl hapis cezasıyla karşı karşıya kalan bu isimlerin yaşadıkları, Olgun’un tanıklığıyla edebi bir anlatıya dönüşüyor.</div> <div>“Dümeni tutanlarla kalemi tutanların kaderi bazen aynı hücrede kesişir” ifadesi, kitabın ana metaforlarından biri olarak öne çıkıyor.</div> <div></div> <div><strong>Önsöz Bursa'dan Rüstem Avcı'dan</strong></div> <div>Sıradanlığın Ardında Saklanan İnsanlık. Her gün gazetelerin üçüncü sayfalarında rastladığımız mülteci haberleri, artık toplumun duyarsızlaştığı bir arka plan gürültüsüne dönüştü. Boğulan çocuklar, kıyıya vuran cesetler, plastik botlarda umut arayan kalabalıklar... </div> <div>Bu metin sadece mültecilerin değil, aynı zamanda bir gazetecinin de hikâyesi. Siyasi göçmen olarak yerleştiği İngiltere’de uzun zamandır yaşayan gazeteci-yazar Akın Olgun, Türkiye’nin talebiyle ve Interpol aracılığıyla gözaltına alınıyor. Rodos Havalimanı’nda başlayan bu süreç, yazara yıllar öncesinde Türkiye’de maruz kaldıklarını, travmalarını anımsatıyor. </div> <div>Tahtakuruları ve Kargalar Meclisi bir tanıklık. Aynı zamanda bir hesaplaşma. Kalemiyle yaşamış bir insanın yaşadıklarını anlatma cesaretiyle örülmüş bir anlatı. Yazar geçmişin yaralarıyla, bugünün adaletsizlikleriyle ve geleceğin belirsizlikleriyle yüzleşiyor... </div> <div>Ve belki de bu tanıklık, üçüncü sayfa haberlerinde geçiştirilenlerin ötesine geçip insan olmanın ne demek olduğunu yeniden düşündürtecek.</div> <div>Hazırsanız, bastırılmaya çalışılan çığlıkların yankılandığı bu yolculuğa buyurun. </div> <div></div> <div><strong>Arka Kapak Selahattin Demirtaş</strong></div> <div>Bu kitap, demir kapıların ardında saklanan ve çoğumuzun hiç haberdar olmadığı yaşanmışlıkların gerçek bir aynası. Akın’ın yolu, karşı kıyının cezaevlerinde unutulmaya mahkûm ve umut ettikçe kimsesizleşen insanlarla kesişiyor. Akın, onların hikâyelerinde kendini bulurken, kendi hikâyesinde de onları buluyor. Rodos’ta bir havalimanı karakolundan Kos’un rutubet ve sidik kokulu nezarethanelerine; şiddet sarmalında nefret öznesi haline getirilen “kaptan”ların öykülerinden, sürgünde yaşayan bir gazetecinin Interpol’le yüzleşmesine kadar geniş bir alanda çok şey yaşanıyor, hissediliyor ve kâğıda kaydediliyor. “Tahtakuruları ve Kargalar Meclisi”, yalnızca bir tanıklık değil; baskıya karşı açılmış bir dava dosyası ve vicdanı olan herkesin önüne bırakılmış bir çağrıdır. Okurken kendinize soracaksınız: Bu karanlığın neresindeyim? Seyircisi mi, tanığı mı, yoksa ortağı mı? </div>