Avrupa 'euro' ya kulum derdinde...

Diyanet kafayı barbie bebeklere takarken, Avupa'nın geleceği Varna'da şekilleniyordu. Nasıl mı?

Avrupa 'euro' ya kulum derdinde...

Uzak,mesafeli..Aynı tas aynı hamam anlayacağınız..

Avrupa işi başka bir iş.

Öyle fetvayla, hacıyla, hocayla, laylayla olmuyor.

Elbet Avrupa, cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vize, terörle mücadele,Kıbrıs, göçle ilgili bakış açısını biliyor.

Dinliyor...

Ama..

İşte ortada kocaman bir ama var.

Avrupa'nın her daim önceliği demokrasi,hak, hukuk, adalet..

Gerçi aynı Avrupa, savaşın göbeğine onca silah satarken, victor hugo'nun sefilleri paris sokakları yangın yerine çevirirken, Yunan ekonomiden yandım anam derken sana bana baktığı gibi bakmıyor meseleye..

Aynayada baksa görecek kendini ama onuda yapmıyor..

Varsa yoksa tek bir realite peşinde..

euro ya kulum derdinde..

Tüm bunların ışığında AB Komisyonu Başkanı Juncker'in 'Türkiye ile müzkerelerin devamının garantörüyüm' açıklamasını iyi okumak lazım.

Burada ana tema elbette öncelik sığınmacı politikalı..

Üzerinde ki yükü alırsan 'aslanımsın'...

Almazsan ' de get'...

Türkiye kapıyı aralasa Avrupa 'yandım anam'diyecekti..

İş göçmenlerse Türkiye iyi...

Fakat onun ötesinde AB her konuda olumsuz bakıyor Türkiye'ye..

Sevmiyor, istemiyor...

Takıntıları var..

AB Konseyi Başkanı Donald Tusk'un New York Times'e verdiği demeçte fikri görmek kolay..

“Görüşmede, hukukun üstünlüğü, basın özgürlüğü, Suriye’deki durum konularındaki endişelerimizi dile getirdik. Türkiye-AB ilişkilerinin ilerlemesi için bu konulardaki duruşumuz net. Ancak bugünkü görüşmede bir uzlaşı sağlayamadık, mutabakata varamadık. Ancak hala ilerleyen zamanlarda bunun mümkün olabileceği umudunu taşıyorum.”

Bunca yıl girer çıkarım AB koridorlarına...

Brüksel hep soğuk Türkiye'ye...

Lahana pet lezzetli gelmiyor bizede.

Onlarda kebaba mesafeli..

İki lezzet buluşssa Avrupa çok lezzetli bir hale bürünürde...

Yemeği aşçılarına kalıyor iş..

Tat,tuz,baharat...

İşin sırrı bu..

Bizde asıl AB'nin dilini bilen, reflekslerine karşılık veren, politikalar üreten bir yapı var mı ona da bakmak lazım...

Öyle cart komisyonu, curt komisyonu, parlamanterler kıl yün komisyonlarıyla iş olmuyor ki...

Çakı gibi bürokrasin olacak...

Ama önce kendi ayağına dolanmayacak...

Bunu bilir bunu söylerim...

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Üzgünüz ilginizi çekebilecek içerik bulunamadı...