<div>Geçtiğimiz günlerde reyting rekorları kıran“Taşacak Bu Deniz” dizisinin setini ziyaret etme imkânı buldum. Ekranda birkaç dakikada izlediğimiz sahnelerin arkasında, <strong>saatler süren çekimler</strong>, defalarca tekrarlanan planlar ve yoğun bir tempo var. Soğuk havaya rağmen görevini aksatmadan çalışan teknik ekip ve oyuncular, işin ne kadar meşakkatli olduğunu açıkça gösteriyor.</div> <div>Bu noktada, set emekçilerinin hakkını teslim etmek gerekiyor. Uzun bekleyişler, yorucu tekrarlar ve disiplinli bir çalışma düzeni… Dizi sektörünün görünmeyen yüzü gerçekten kolay değil.</div> <div>Ancak setin bir de kameralara yansımayan başka bir tarafı vardı.</div> <div>Çekimlerin yapıldığı alanda, sahneleri izlemek için toplanan çok sayıda vatandaş bulunuyordu. Çocuklar, gençler, aileler… Soğuk havaya rağmen saatlerce sabırla beklediler. Ne bir taşkınlık, ne bir olumsuzluk. Sadece merak ve heyecanla izlediler.</div> <div></div> <div>Ne var ki bu ilginin karşılığı, ne yazık ki oldukça sınırlı kaldı.</div> <div>Oyuncular cephesinden izleyiciye dönük ne bir selam, ne kısa bir el hareketi, ne de sembolik bir iletişim vardı. Oysa bu yapımlar, ekran başındaki izleyici sayesinde hayat buluyor. Dizileri ayakta tutan, karakterleri benimseyen, hikâyeleri sahiplenen yine halkın kendisi.</div> <div>Bir diğer dikkat çekici husus ise, yayıncı kuruluşun set alanında <strong>oyuncularla röportaj yapılmasına izin vermemesi</strong>ydi. Basına kapalı, kontrollü ve mesafeli bir yaklaşım söz konusuydu. Elbette her kurumun kendi yayın politikası ve disiplin anlayışı olabilir. Ancak bu katı tutum, ister istemez şu soruyu gündeme getiriyor:Bu yapımlar kimin için üretiliyor?</div> <div>Sanat ve televizyon yapımları, toplumla kurduğu bağ ölçüsünde güçlenir. Setlerde harcanan emek ne kadar değerliyse, o emeği izleyen ve destekleyen izleyicinin varlığı da o kadar kıymetlidir.</div> <div></div> <div>“Taşacak Bu Deniz”, teknik kalitesi ve hikâyesiyle iz bırakmayı hedefleyen bir yapım olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki diziler, yalnızca kameralar için değil; o kameraların ardında sabırla bekleyen, ekran başında sadakatle izleyen insanlar için var olur. İzleyiciyle araya mesafe koyan her yapı, farkında olmadan kendi kıyısını da geri çeker. Çünkü deniz, ancak halkla buluştuğunda taşar; aksi halde ne kadar derin olursa olsun, sessizce çekilir.</div>