Bağırmayın, duyuyoruz

Siyasi parti liderlerinin, birbirleriyle sıradan hale gelen atışmaları, seçimde vereceğiniz oyu etkiliyor mu? Daha çok bağırıp çağıranın, oyu fazla oluyor mu sizce?

Bağırmayın, duyuyoruz

Siyasi parti liderlerinin, birbirleriyle sıradan hale gelen atışmaları, seçimde vereceğiniz oyu etkiliyor mu?

Daha çok bağırıp çağıranın, oyu fazla oluyor mu sizce?

Ya da hangisi daha çok kavgacıysa, gözünüzde değeri de artıyor mu?
Peki bu insanların, bu liderlerin, ilkokul çocukları arasındaki, rekabeti en üstü düzeye çıkmış görüntü veren tartışma düzeyi, sonuna varır gibi görünüyor mu?

Gerçekleri ortaya çıkarmak ya da en basitinden birbirini suçlamak,  hadi onu da geçelim, her söylenene mutlaka ama mutlaka cevap vermek, koca koca adamları çocuğa çevirmiyor mu?

Türk siyasi hayatının lider çekişme ve tartışmaları ötesinde ihtiyaçları olduğuna inanan ve bunun demokratikleşmenin temelindeki insana saygı ilkesine aykırı olduğunu düşünenlerdenim.

Birbirine saygı göstermeyenin, vatandaşa göstereceği saygı ve sevgiye endişe ile bakanlardanım.

Her sektörde rekabet eden birbirinden farklı kişiler, firmalar, kurumlar, markalar var.

Büyüme hedeflerini, pazarlama stratejilerini, gelecek planlarını rakiplerinden nefret etme ya da onları eleştirme misyonu üzerine mi kuruyorlar?

Bu uzun bir yolculuksa  ki siyaset öyle, üzerine yapılan planlama rakipten değil, firma, kişi ya da kurum fark etmez, önce kendinden başlamıyor mu?

Aksi mümkün olabilir mi? Ya da doğru?

Siyasetten vatandaşın beklentisi ne diye sorarsanız sokağa çıkıp, iyi yaşam şartları, yaşam güvencesi, özü yaşam standardı istiyor insanlar.

Aç kalmamayı, tedavi olabilmeyi, eğitim alabilmeyi.

En azından asgari müştereklerden ortalama olarak faydalanabilmeyi.

Seçim manifestolarındaki onlarca vaadin içine açıp bakmıyor bile, ilgilenmiyor, dinlemiyor hatta.

Vatandaş bulduğu işe, yediği aşa, aldığı maaşa, evine düzenli götürebildiği ekmeğe, çocuklarının geleceğine dair yapabildiği yatırıma bakıyor.

Vatandaş ekmeğinin peşindeyken, ülkenin bütün liderlerinin bir kelimenin peşinde koşup, birbirlerine yaptıkları hakaretleri duymayı bırakın, kulaklarını tıkıyor.

Vatandaş aç karnının derdindeyken karnı tok yaşayanların sorunlarıyla alakalı bile olmuyor.

Ve ne yazık ki Türkiye’de siyaset kavramı bu acı gerçek üzerine kuruluyor.

Bağırmayın diyorum

Duyuyoruz.

Kavga etmeyin

Görüyoruz.

Bizim içinse tüm bu söylenenler,  konuşulması gerekli olanlar,

Üslubunuzu beğenmiyoruz.

Siz en tepede didişirken, kendinizle uğraşırken,

Biz yaşam mücadelesi veriyoruz.

Siz sahip olduklarınızla yarışır tartışırken, biz sahip olamadıklarımızla yaşamaya çalışıyoruz.

Siz liderken biz vatandaş

Siz  siyasiyken

Biz siviliz.

Dolayısıyla en fazla anlaşılmayı bekliyoruz.

Liderlerin vatandaş için, insanlık adına tartıştıklarını değil, uzlaştıklarını görmek istiyoruz.

Siyasilerin seçim kazanmak adına, oy alma yarışında değil, hizmet etme savaşında olmalarını istiyoruz.

Onların seçim zamanlarında meydanlarda, bunun dışında ceylan derisi koltuklarda olmalarını eleştiriyoruz.

Ve bize kendilerini anlatmaları için bağırmaktan çok konuşmalarını tercih ediyoruz.

Onları sessizliğe davet ediyoruz.

Diyoruz ki,

Sağır değiliz,

Duyuyoruz…

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
TÜRKİYE GÜNDEMİ