Bırakın Uludağ, "Arboretum" olarak kalsın...

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) Çevre Ajansı kurulması görüşülürken, CHP Grubu adına söz alan Bursa Milletvekili Erkan Aydın'ın konuşması önemliydi…

Bırakın Uludağ, "Arboretum" olarak kalsın...

TEMA Vakfı’nın verilerini açıklayan Erkan Aydın, 2019 yılının Temmuz ayından bu senenin ortalarına kadar, 546 maden sahası ihalesinin yapıldığını…

Bu ihalelerin ardından 264 ruhsat verildiğini, ruhsat verilen alanların,  Kayseri'den büyük olduğunu açıkladı…

Seçim bölgesi Bursa’da ise, 8 bin hektarlık alanı kapsayan 13 maden ihalesinin gerçekleştirildiğini, bunların 7'sinin Uludağ'ın eteklerinde olduğunu söyledi...

Erkan Aydın’ın, Uludağ’ın eteklerinde maden aranacağını söylemesi, çok ilginçti…

Bilmeyenler için hatırlatıyorum...

Uludağ denince aklınıza kayak merkezi gelmesin...

Sıradan bir dağ olarak da düşünmeyin...

Uludağ, sadece burada yetişen, "endemik" dediğimiz 78 bitki türünün bulunduğu çok özel bir yer…

O yüzden buraya, canlı bitki müzesi (arboretum) deniliyor...

Korunup kollanması isteniyor...

Buna rağmen, Uludağ'ın eteklerinden maden çıkartılmasına izin vermek,  “endemik”  birçok bitki ve çiçeğin zarar görmesi anlamına gelir...

Ki, bunu da dünyaya anlatamazsınız...

Anlatsanız da, inandırıcı olamazsınız...

O yüzden....

Bırakın Uludağ, "arboretum" olarak kalsın....

Yazıktır, günahtır...

Ayrıca...

Maden çıkartan işletmelerin birçoğunun, samimi olduğuna inanmıyorum...

Şöyle ki...

Maden arama izni verilen firmalar, işleri bittince, kullandıkları alanı çevre ile uyumlu hale getirmek mecburiyetindeler...

Yani, bölgeyi yeşillendirmek zorundalar...

Bunun için de, -güvence adı altında-,  belirli miktarda para yatırıyorlar…

Maden arama çalışmasını tamamlayan bazı şirketler, kullandığı alanın yeşillendirilmesi için yapacağı harcamanın, önceden yatırdığı paranın çok üzerinde olduğunu görünce, çekip gidiyorlar…

"Bıraktığımız o para ile ne yaparsanız yapın?" diyorlar...

Ortaya nasıl bir tablo mu çıkıyor?

Bu sorunun yanıtın görmek için, Orhangazi İlçesi'nde, beş yıl önce kapatılan kireç ocağında, üzeri açık bırakılan yüz metre derinliğindeki kuyulara bakmanız yeterli...

Atılan çöp ve molozlarla dolu olan bu kuyular insanların hayatını tehdit ediyor...

Çirkin görünüme neden oluyor...

İşte bu yüzden, -ince hesap- yapan madencilere güvenmiyorum…

O yüzden…

Benzer görüntüler önümüzdeki günlerde, "endemik" bitkilerin bulunduğu Uludağ'da karşımıza çıkarsa, hiç şaşırmayalım!…

Olacağa bakalım!…

 

 

 

 

..

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
TÜRKİYE GÜNDEMİ