Burası NewYork Amerika!

Burası NewYork Amerika!

Burası NewYork Amerika!

Dünyanın en büyük eczaneleri ABD’de ve 24 saat açık.

En yoğun standları, sakinleştiriciler, ağrı kesiciler, uyuşturucular, alerjikler ve vitaminler.

Bu toplum için ne kadar mutlu diyebiliriz?

Sevgili sanayici dostum Bülent Parlamış'ın Amerika gezisi sonrası paylaştığı bu bilgi notu oldukça düşündürücü?

Aslında şablon önünüze çok net bir yapı ortaya koyuyor.

Ve bu beraberinde herkesin rüyası gibi olan Amerika gerçeğine ışık tutuyor.

Ben de kaç kez gidip geldim. Başkanlık seçimleri izledim, Beyaz Saray'dan canlı yayınlar yaptım.

Yollar geniş, araçlar büyük, insanlar farklı. Ve bir anda yalnız kalıyorsunuz sanki…

Sevgili Parlamış'ın da tespiti buna yakın. Diyor ki:

"ABD’liler, son derece pragmatik kibirli ve bencil bir toplum. Aynen dış siyasetlerindeki gibi.
Bu onlara aşılanan bir siyaset malzemesi, bunu kabul etmek lazım. İç politikalarına gelirsek, hiç bir şeyleri kamusal değil, her şeylerini özelleştirmişler. Yani vatandaşlarının karşısındaki otorite devlet değil, özel sektör. Bunu da kabul edebiliriz, biz de yapmak istiyoruz."

Ve çok net örnekler vermiş. 
"Her yerde park alanları var, sarı çizgilerle belirlenmiş. Bu Park alanlarını özelleştirmişler, ne kadar kalacağına kendin karar veriyorsun, ödemesini de ona göre yapıyorsun. Ama bir dakika fazla kalırsan, sahibi, yani özel sektör aracını çekiyor. Bul bulabilirsen, hangi parkta olduğu belli değil ve polisle alakası yok. Highway'lerde de hız sınırını bırak, her türlü trafik ihlallerine bizzat şahit oldum ve Türkiye’deki trafiğe benzettim. Çünkü orada da polis yok, varsa yoksa kameralar. Zaten halk bizim gibi nerede kamera var biliyor. Ona göre önlemini alıyor. Yani otokontrol filan değil tamamen duygusal... Bu arada Yolların asfalt kalitesi de çok kötü, bizimkileri mumla aratır."

Üzerine toplumsal davranış saptamalarını da eklediğimizde al sana Amerika dedirtiyor.

" Halk olarak, megolaman bir toplum. Yöneticiler, dünyaya verdiği gibi, halklarına da vermişler gazı... Yapmacık bir nezaketleri var! Sen iyiysen herkes çok iyi, ama bir hata yaptığında, panter gibiler. Bizdeki gibi bir, musamaha filan asla, İhbar hatları sürekli aktif. Sistem vatandaşın birbirini ihbar etmesine göre kurulmuş. O uyuşuk polisler anında tepene binerler, anlat anlatabilirsen derdini. Bunlar benim, bir kerelik gözlemlerim değil, onları yeterince tanıdığımı varsayıyorum. ABD rüyası maalesef bir gerçek ve gerek bizim toplumumuzun gerekse gelişmekte olan tüm toplumların motivasyonunu bozduğu gibi, kendimize olan güveni de negatif etkiliyor."

O rüyaya dair ulusal değer ve analizi de çok yerinde Bülent Parlamış'ın.

"Şu an maalesef ülkemizde imkanı olan herkes, kendileri veya çocukları için ABD de bir gelecek umuyor. Haksız mıyım? Peki bir gelecek var mı? Vatanımız dışında bizim yaşayabileceğimiz başka toprak parçası var mı?"

Üzerine başka söze gerek var mı? Ne dersiniz?

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR