<div>1994-95 sezonunda <b>Nevzat Güzelırmak’ın</b> istifasının ardından Bursaspor kendi çocukları <b>Nejat Biyediç</b> ile <b>Ercüment Şeftalioğlu</b>’na teslim edildi. Nur içinde yatsınlar, o muhteşem <b>İnter-Toto</b> destanının mimarı olan <b>bu ikili</b>, bir sonraki sezonu tamamlayamayınca, o günden sonra <b>‘Bizim evlatlar’</b> hep kenarda kaldı…</div> <div>Çok geriye değil <b>yakın geçmişe</b> giderek şöyle bir baktığımızda <b>Bursaspor kökenli üç isim</b> görüyoruz:</div> <div><b>Ersel Uzgur, Adnan Örnek ve Mustafa Er…</b></div> <div><b>Ersel</b>, Hikmet Karaman’ın göreve gelişine <b>gurur yaptı</b>, kapıyı vurup çıktı…</div> <div><b>Adnan</b> bir maç kaybedince duygusal davranıp<b> görevi bıraktı...</b></div> <div><b>Mustafa</b> ise izlediği futbolcular beğenilmeyince <b>‘Başım belada’</b> diyerek ayrıldı…</div> <div>Girişte belirttiğim gibi,Bursaspor’da teknik bazda görevi üstlenen yeni ekip ekrandan ve radyodan onlarca maçını anlattığım yöneticiliğini yaptığım medyada çok sayıda röportajlarının yayınlandığı, tanımakla gurur duyduğum <b>‘Bizim Çocuklar’ </b>dır... Bunların ötesinde <b>Mustafa</b> ile <b>Serda</b>r benim baba dostlarımdır.</div> <div>Bundan sonrası onların <b>becerilerine</b> ve de <b>şanslarına</b> kalmış durumda ama onlar adına bazı <b>endişelerim/kuşkularım</b> da yok değil!</div> <div><b>Neden mi?</b></div> <div>Kulüplerin içinden yetişmiş eski futbolcuların göreve getirilmesi Türkiye’de maalesef iyi sonuç veren bir uygulama değildir.</div> <div>Bursaspor gibi şampiyon olmuş köklü <b>‘4 Büyük’</b> takıma baktığımızda bu paradoksu görüyoruz...</div> <div>Mesela; Fenerbahçe’de <b>Rıdvan</b> olmadı, <b>Oğuz </b>tutmadı. <b>Aykut Kocaman</b> dönemleri Sarı Lacivertli camiada çok tartışıldı.</div> <div>Galatasaray’da <b>Bülent</b> <b>Korkmaz, Hamza Hamzaoğlu</b> dönemleri uzun sürmedi.</div> <div>Beşiktaş’ta <b>Rasim Kara, Rıza, Ziya Doğan, Ertuğrul, Samet </b>uymadı. Paok yenilgisi sonrası medyada <b>Sergen Yalçın</b>’a denmedik kalmadı. </div> <div>Trabzon’da <b>Giray, Tolunay, Ali Kemal, Hami, Şota, Ünal Karaman</b> ve <b>Hüseyin Çimşir</b> dayanamadı... <b>Şenol Güneş</b> kendi memleketinde kan kustu, <b>‘kızılcık şerbeti içtim’</b> dedi...</div> <div>Geçmişteki bu olumsuz tabloyu <b>‘Kötü örnek emsal olmaz’</b> deyip geçelim...</div> <div>Geleceğe umutla bakıp, <b>‘Bizim Çocuklara’</b> gönülden başarılar dileyelim...</div> <div> </div> <div> </div>