<div>Kitabın yayın koordinatörü sevgili dostum <b>İsmail Kemankaş</b>, gelecek kuşakların tanıması amacıyla <b>Bursa Futbol Tarihi</b>’nde a iz bırakan <b>’11 Yıldız 11 Kalem’</b> başlıklı bölümde <b>Mesut Şen</b>’in benim hisseme düştüğünü, bütün ayrıntılarıyla onu anlatmamı istediğinde çok duygulanmıştım…</div> <div>Kaderde <b>o yaşarken</b> kağıda kaleme döktüğüm bu yazıyı <b>efsaneyi ebediyete uğurladıktan</b> sonra bir kez daha yayınlamak varmış. İşte <b>‘Bir Çalım Virtüözü’</b> başlıklı yazının ilk bölümü…</div> <div><b>ONUN</b> futbol olarak şahikaya çıktığı dönemlerde, yeni doğan çok sayıda isim babası olmuştur <b>Mesut</b>.</div> <div>Bursaspor tarihine istatistiksel pencereden bakarsanız onu göremezsiniz. Öyle krallık yarışına girecek kadar müthiş bir golcü değildir. <b>222</b> <b>maçta 44 kez</b> rakip ağları sarsabilmiş, <b>milli formayı sadece 8 kez</b> giyebilmiştir… </div> <div>Çok ustaca kullandığı <b>sağ ayağı</b> ile top sürerken, <b>sol işaret parmağını</b> kaldırıp hınzır bakışlarla rakibini üzerine çeker, hamle etmesini beklerdi. İşte tam o anda ayakları <b>sabitken</b> vücudunu <b>sağa-sola yatırıp</b>, akıl almaz <b>o müthiş çalımını</b> atıp topu kaçırırdı. Ardından üstüne gelenleri ipe dizer gibi geçip giderdi…</div> <div><b>Ve aniden topla dururdu! </b>Kafasını kaldırmadan kale önünde bekleyen arkadaşlarına yaptığı isabetli ortalarla adresi tam bulurdu. Ne yazık ki; o dönemlerde golle sonuçlanan paslara <b>‘asist’</b> denilmediği için bu özellikleri <b>kişisel envanterlere</b> dahil edilemedi. </div> <div>Atatürk Stadı’nda kapalı tribünün baktığı <b>çizgi üstüdür</b> şov alanı. İki ayağının arasına sıkıştırdığı meşin yuvarlağı bir <b>makas hareketi</b> ile üzerine hışımla gelen rakibinin üzerinden aşırtır, arkasında kalan oyuncunun <b>şaşkın bakışları</b> arasında yoluna devam ederdi. Bu hareketi <b>tribünleri ayağa kaldırır</b>, alkışlardan stat adeta yıkılırdı…</div> <div>Tribün jargonunda <b>‘beşlik’ </b>olarak nitelenen topu rakibinin <b>bacaklarının arasından geçirmekte </b>üstüne yoktu. Öyle ki; bazen geri dönüp, aynı rakibe <b>ikinciye</b> yaptığı <b>bacak arasıyla</b> adamı futbol oynadığına oynayacağına pişman ederdi! </div> <div>1974 yılında Beşiktaş’a transfer oldu. Mesut Şen futbol oynamayı seviyordu, idman yapmayı değil!</div> <div>O dönem henüz yeni bir kavram olan <b>‘Pres’</b> sözcüğü yoktu lugatında. Bu nedenle de <b>‘takım oyununa’</b> ayak uyduramadı bir türlü. Ayrıca futbol dışında hayatını geçirdiği <b>Setbaşı’nı </b>ve özellikle <b>Mahfel’deki </b>arkadaşlarını özlüyor, Bursa’daki ağız tadını bulamıyordu. Geri döndükten sonra 1977’da bir jübileyle veda etti sahalara.</div> <div><span><b>NOT:</b> Mesut Şen’in çok özelini içeren ikinci bölümle devam edecek…</span></div> <div> </div>