<div><span>Bursaspor’da üst üste gelen son 2 galibiyetle camia olarak biraz olsun rahatladık. </span></div> <div><span></span></div> <div><span>Özlenen bu tablonun getirisiyle bugün futbola farklı bir pencereden bakalım. </span></div> <div><span></span></div> <div><span>Yıllar boyu her ramazanda bir konunun yanıtı için uzmanlar tartışa gelir. Ancak içinde bulunduğumuz bu mübarek günlerde yayıncı kuruluşun yakın geçmişte maçlar oynanırken futbolcular için verilen <strong>‘iftar molası’ </strong>görüntülerini ekranlara yansıtması ve de bu sahneleri sosyal medyada tartışması gündeme damga vururdu.</span></div> <div><span></span></div> <div><span>Ancak 14 yabancı özgürlüğü nedeniyle kadrolarını tıka basa lejyonerle dolduran kulüplerde <strong>müslüman </strong>oyuncu sayısının azlığı bu tartışmayı da şimdilik sonlandırdı.</span></div> <div><span> </span></div> <div><span>Bir zamanlar da antrenörler fetvalar veriyordu. Fatih Terim, futbolcularına gönderdiği mesajda <strong>“biz onların yerine tutarız”</strong> demişti. Mustafa Denizli, Fenerbahçe’yi çalıştırdığı dönemde <strong>oruç yasağı</strong> getirip maç günü <strong>sandviç testi</strong> dahi yapmıştı.</span></div> <div><span></span></div> <div><span></span></div> <div><span>Futbol bir performans oyunu... Beslenme ve sıvı alımı mutlak ihtiyaç. Sporcu hekimleri de oruç tutmak isteyen bir futbolcunun<strong>, ‘ibadet etmesi yasaklanınca’</strong> kendini huzursuz hissedeceğine ve bunun, performansını etkileyeceğine dikkat çekiyorlar. Sözünü ettiğim yakın geçmişteki o oruç bozma ekran görüntülerinin tartışmaya neden olması üzerine o dönemde TFF <strong>19.00’daki maçları 20.30’a</strong> aldığını duyurmuştu... Geç olmasına karşın ama nihayetinde alınması gereken bir karardı. Mesela; Avrupa Noel’de maç oynatmıyor. Yahudi futbolcular <strong>‘Kefaret Günü’</strong> (Yom Kippur) maça çıkmaz... </span></div> <div><span>Bizzat tanık olduğum, dün gibi hatırladığım bir anekdotla bitirelim.</span></div> <div><strong><span></span></strong></div> <div><strong><span>Ramazana denk gelen 1995 Şubat ayı...</span></strong></div> <div><span></span></div> <div><span>Bursaspor ile birlikte <strong>Samsun</strong> deplasmanındayız... </span></div> <div><span></span></div> <div><span></span></div> <div><span>Teknik direktör <strong>Nejat Biyediç</strong> karşılaşmanın önemi açısından futbolcularına oruç tutmamaları konusunda ciddi uyarılarda bulunmuş. Genel Menajer <strong>Sinan Bür</strong>, teknik kadrodan, sağlıkçı, masör, malzemecilerden oruç tutacakları belirleyip <strong>‘sahur’</strong> için <strong>12 kişilik yemek listesini</strong> otel idaresine vermiş.</span></div> <div><span></span></div> <div><span>Maç günü öğlen saatlerde kafile otelden ayrılıyor, resepsiyonda hesap görülüyor. Ama bir sıkıntı var; kesilen faturada sahurda çıkan yemek sayısı <strong>12 değil, 13 olarak</strong> yazıyor! Sonuçta yemekleri servis eden garson çağrılıyor; sahur yapan <strong>on üçüncü</strong> kişinin kim olduğu soruluyor? </span></div> <div><span></span></div> <div><span>Garsondan cevap geliyor:</span></div> <div><span> <strong>Hani siyahi bir oyuncu var ya işte ona götürdüm... </strong></span><strong><span>Yani Majid Musisi’ye!</span></strong></div> <div><span></span></div> <div><span>Samsun 19 Mayıs Stadı’nda 1-1 biten o maçı radyodan anlatırken gözüm hep ondaydı. Ugandalı inanılmaz bir tempoda koşuyor, müthiş bir mücadele örneği sergiliyor, terini resmen son damlasına kadar çime boca ediyordu.</span></div> <div><span></span></div> <div><span>Aynen böyle; eksiği var fazlası yok...</span></div> <div><span></span></div> <div><span>Bursaspor’un iki sembol ismi <strong>Biyediç ile Musisi’</strong>nin ruhları şad olsun... </span></div> <div><span></span></div> <div><span>Mübarek </span><span>Ramazan ayının fazileti ve bereketi üzerinizde olsun...</span></div>