Güle güle kaptan Ertuğrul

Ertuğrul Ersoy ile ilk tanışmam babası ile birlikte geldiği Vakıfköy Orhan Özselek tesislerinde oldu.

Güle güle kaptan Ertuğrul

Geldiğinde sarışın küçücük, gözleri cin gibi, cevval birisiydi Ertuğrul Ersoy. İmzayı atmadan önce de sohbet etme fırsatı bulmuştum. Çok heyecanlıydı. Babası da eski bir futbolcuydu. O da profesyonel liglerde oynamış bir isimdi.

Onun o dönemde tek hedefi babasını futbolcu olarak geçebilmek ve bir gün Bursaspor kaptanlığına yükselmekti.

Sırasıyla unları başardı ve sarışın çocuk.

Yıllar geçti. Ertuğrul Ersoy önce genç milli takımlara yükseldi, ardından da A takımın yolunu tuttu.

Bursaspor tarihinin en kara yılında ise kaptanlık bandı koluna takılı verdi.

Herkese göre genç bir adam bu işi yapabilir mi? Sorusu takıldı. Hatta bir çok insan kaptanlığın onun ağır bir yük olduğunu söyledi, başarılı olamayacağını iddia edip durdu.

Bizler de çok eleştirdik kaptanı sorumlulukları için.

Alt yapıdan yetişenlerin içinde Bursasporluluk duygusu olmadığı yazıldı. Oysa Ertuğrul sarı kart cezalısı olduğu maçta Teksas Tribününe çıkarak taraftarları coşturmak için amigolarla birlikte davul bile çalmıştı.

Ancak veda yazısında yönetimin nasıl Bursaspor’u uçuruma götürdüğünü ve onlunla birlikte birçok gerçeği öğrendim.

Aslında Ertuğrul Ersoy gerçek bir Bursasporlu. Gençlere güvenildiğinde neler yapılabileceğini hepimize yıllar içerisinde gösterdi.

Fransa’nın La Havre takımına transfer oldu.

İmzayı attıktan sonra Bursa’ya geldi. Önce Bursaspor alt yapısına gitti. Futbol Okulu’nda kendisi gibi olmayı hayal eden çocuklarla bir araya geldi.

Ardından Bursaspor’un sembol isimlerinden birisi olan Müfit Gürsu’yu (Baba) gidip işyerinde ziyaret ederek vedalaştı. Onda emeği olan Mesut Şen hocasını hastane odasında ziyaret etti.

Bursa’yı yönetenlerle vedalaştı.

Sonrasında ne yaptı biliyor musunuz, kendisine yıllarca hizmet eden kulüp personeline bir veda yemeği verdi.

İşte gerçek bir Bursasporlu. İşte gerçek bir alt yapı oyuncusu. Demekki Bursasporluluk ayrı bir şey. Vakıfköy’de demek ki bu çok güzel işlenmiş. Onu yetiştirenlere gerçekten teşekkür etmek lazım.

Aslında Ertuğrul Ersoy’a en güzel vedayı yapan ise uzun yıllar bir arada çalıştığım ve son olarak Bursaspor Medya’da görev yapan Özge Söker Yetişmişoğlu yapmış.

Özge’nin veda yemeği sonrasında şu yorum gerçekten Bursaspor’un nasıl yönetilemediğinin en güzel işaretiydi:

“Kulüpte beraber çalıştığı ve daima "siz benim ailemsiniz" dediği arkadaş, abi ve ablalarıyla vedalaştı Ertuğrul. Kaptanlığı kötü bir döneme denk geldi, bu da onun talihsizliğiydi. Beraber çalıştığımız süre içinde hiçbirimize saygıda kusur etmedi, selam vermeden, hatır sormadan bir gün olsun geçmedi. Personel için en çok uğraş veren, yaşanan sıkıntılarla en çok ilgilenen birkaç futbolcudan biriydi. Yolun açık olsun kardeşim. Orada Bursaspor'u, Türk futbolunu en iyi şekilde temsil etmen dileğiyle.”

Güle güle git Ertuğrul Ersoy.

Senin heyecanının bittiğine hiç tanıklık etmedim.

Fransa’da da hem Türk, hem de Bursaspor bayrağını dalgalandıracağına yürekten inanıyorum. Yolun açık olsun.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR