<div>Türkiye yasalarına göre bir veya daha fazla gerçek veya tüzel kişinin bir araya gelerek emek veya mallarını müşterek bir amaçla bir sözleşme ile birleştirmeleri sonucu ortaya çıkan tüzel kişiliğe ‘’ŞİRKET’’ denir. Şirketlerin amaçları para kazanmak değildir, varlıklarını sürdürebilmek için kâr olmazsa olmazdır. Şirket para kazanamazsa ödemelerini yapamaz ve varlığını daha fazla sürdüremez. Yapılan bir işin tek amacı para kazanmak olursa o işte yanlışların çok olması kaçınılmazdır. Kâr, başarının, iyi bir yönetimin ödülüdür, Kâr eden şirketler mükafat olarak yollarına devam etme şansı kazanırlarken, zarar eden şirketler yanlış yaptıkları, başarısız oldukları için elenirler.</div> <div>Futbol kulüpleri için şirketleşme kısa vadede, başarılı bir operasyon gibi gözüksede uzun vadede sıkıntıları birlikte getirmektedir. Şirketleşme ile rekabetin yoğun oldu liglerde yollarına devam eden kulüpler, yüksek maliyetli futbolcu, teknik direktör, tesisleşme gibi yatırımlar için sürekli bir kaynak arayışı içerisine girerler sonuç olarak karşımıza; sıcak para ihtiyacı için halka arz edilmiş futbol kulüpleri olarak çıkmaktalar. Futbol kulüpleri ticari işletme değillerdir, Futbol kulüpleri taraftarlarını bir organizasyon ile bir araya getiren sosyal bir kurumdur. Bursaspor markası yöneticilerin değil, taraftarın bir markasıdır. Şirketleşme sadece Bursaspor’un geleceğini taahhüt altına almamakta, ayrıca taraftarın, camianın yıllar boyunca oluşturduğu değerleri yok etmekte. İsmi, şehri ile birleşmiş ve şehrin en değerli markası olmuş bir dernek ve bu derneğe çok az katkısı bulunan yöneticiler, bu değerleri sömürmek amacı ile şirketleştirmesi asla kabul edilemez.</div> <div>Ülkemizde bulunan futbol kulüpleri yapısı itibarı ile kâr elde etmeye çok müsait değildirler. Yukarıda belirttiğim gibi: Kâr başarının, iyi bir yönetimin ödülüdür, Kâr eden şirketler mükafat olarak yollarına devam etme şansı kazanırlarken, zarar eden şirketler yanlış yaptıkları, başarısız oldukları için elenirler. Ülkemizde şirketleşmiş ve halka arz edilmiş futbol kulüplerinin hepsi borç batağına batmış bulunmaktadır. Bu borç batağından kurtulmak için, kulüplerin yıllarca uğraşıp elde ettikleri değerleri satarak ve yetmezmiş gibi geleceğini ipotek altına alarak, içinde bulundukları bataklıktan çıkma çabasındalar, çırpındıkça daha da batmaktalar. Ülkemizde şirketleşmiş futbol kulüpleri düzenli olarak zarar etmektedirler. Aslında birde işin gerçeğini kabul etmek gerekiyor; futbolu teknik direktörler yönetiyor.</div> <div>Futbol kulüpleri düşük kârlar ile yaşamını sürdürebilir, Bursaspor endüstrileşmenin ruhsuzlaştırdığı büyük kârlar beklenen ‘’işletme’’ değildir. Futbol üzerinden para kazanmak taraftar tarafından hiçbir zaman etik olarak kabul edilmemiştir.Sportif kulüplerin yaşayabilmesi için ticari çıkarlardan ve beklentilerden arındırılması gerekmektedir. Dernek olarak yönetilen kulüpler iyi bir yönetim anlayışı ile, şirketleşmiş kulüpler ile rahatlıkla baş edebilmektedir, bugün Barcelona buna en iyi örnektir. Kulüp üyeleri tarafından ‘’DEMOKRATİK’’ seçimler ile görevlendirilmiş yönetim kurulu, benimseyeceği profesyonel yönetim anlayışı ile dernek olarak hayatına devam eden kulübü çok rahat, bir şirket gibi yönetebilir. Bizim ihtiyacımız olan İngiliz kültürü ile şirketleşmiş kulüplerden ziyade, modern çağa uygun yönetim yapısının oluşturulması ve DOĞRU KİŞİLER tarafından çağdaş yöntemler ile şeffaf bir şekilde BURSASPOR DERNEĞİ’NİN yönetilmesi olmalıdır. Dernek olarak şeffaf yönetildiğine inanılmayan kulübün, şirket olarak şeffaf yönetileceğine kimse inanmaz. Camiaya gönül verenlerin kafasında soru işaretleri olduğu sürece, şirketleşme yapılacak en tehlikeli harekettir. İşin acı tarafı ise şeffaflığın hala bir seçim vaadi olarak görülmesi, modern yönetim anlayışlarında 100 yıl önce vaad edilen şefaflığı hala aradığımızın ve bulamadığınızın farkında mısınız?</div>