<div>Ancak bir oyunu kazanmak için <b>duygunu değil aklını kullanmak</b> zorunda olduğun bir futbol gerçeğidir.</div> <div>Nitekim ilk yarısı <b>mışıl mışıl</b> ikinci devresi <b>ışıl ışıl</b> bir mücadeleye tanık olduk dün akşam <b>Eryaman Stadı</b>’nda…</div> <div>Öyle ki; ilk devre tribün suskunluğunun yanı sıra saha içinde de fırtına öncesi sessizliğin hâkim olduğu bir 45 dakikaydı. <b>‘Kov bostancı danayı, yemesin lahanayı’</b> kıvamındaki oyunda iki takımın da pozisyonu yok! Anlayacağınız <b>fırtına öncesi sessizlik</b> izlenimi edindik ama ikinci devreyi görünce yanılmadığımız anladık.</div> <div>Bu 45’te ilk düdükle birlikte <b>fırtına çıktı, hortum geldi</b> sahaya! </div> <div>Bursaspor <b>‘ben buraya eli boş dönmeye gelmedim’</b> dercesine ev sahibinin sahasında at koştururken, Başkent temsilcisi de <b>‘Kardeş filan tanımam hedefim 3 puan’</b> diye karşılık verince oyun hareketlendi, tempo kazandı matem havasından kurtulan tribünler de kızıştı.</div> <div>Karşılıklı gol pozisyonları hovardaca harcanıyor, özellikle <b>Sakho, Lima, Yusuf Erdoğan</b> gibi gol ayakları son vuruşlarda <b>kekeleyip</b> <b>golleri kaçırınca</b>, Başkentteki Bursaspor sevdalıları da adeta <b>akıllarını kaçırıyordu!!</b> </div> <div>90 dakika bitiminde <b>karşılıklı birer puana rıza göstermek</b> durumunda kalan iki takım açısından da sonuç tatmin etmese de bize göre oyunun hakkıydı.</div> <div><b>Bursaspor açısından dün geceye bakarsak… </b></div> <div>Samet Hoca’nın öğrencileri <b>yeni bir kimlik kartı bastırmış</b> gibiydi.</div> <div>Geçen haftaki <b>Sivas maçına</b> kadar görmeye alıştığımız <b>teslimiyetçi takımın direniş temsilcisine</b> dönüşmesi dün de <b>Ankara’da</b> aynen sürdü…</div> <div>Geçmişteki <b>o park halindeki statik savunmaya</b> hareket gelmiş…</div> <div><b>‘Birimiz hepimiz için’ </b>duygusuyla arkadaşlık bağları güçlenmiş…</div> <div>Özetle; <b>sorumluluk paylaşılınca</b>, takım ruhu ortaya çıkıyor da…</div> <div>Bunu göstermek için <b>bir şeyleri kaybetmek mi </b>gerekiyor?</div>