Karpuz Kokusu...

Yazma fikrinin cazibesi ansızın yakalar insanı...

Karpuz Kokusu...

Bazen;

Bir kitabın anlatım dili...

Bir olayın duygusu...

Bir filmin kurgusu...

Ya da bir şiirin tahrip gücü etkiler yazma merakı olanı...

Beni yazmaya yönlendiren ise bir mektuptu.

Mektup, beklentidir yazan için...

Adına yazılan için ise bir çağrı...

Tarihe düşülmüş bir belgedir, kayıtsız kalınamaz.

Benim için de kayıtsız kalamadığım olmuştu adıma gelen o ilk mektup.

Günlerce elime alıp alıp okumuştum.

Yanıtı da geciktirmiştim, yazıp yazıp yırttığım ve yeniden yeniden yazdığım için..

Uzaktakineydi bu yanıt...

Öyle kolay yazılamazdı!

İçine uzak kaldığı vatanı, evi, ailesi sığmalı; okudukça çok özlediği o karpuz kokusu da gelmeliydi burnuna...

Zor da olsa yazdığım o yanıta gelen mektupta  “ne olursa olsun sen mutlaka yazmalısın” diyordu...

Takvim yaprağı 1982'yi gösteriyordu.  Ve henüz 11 yaşında olan beni yüreklendiriyordu amcam Servet. Eğitimci kimliği, şair duyarlılığı yazmaya teşvik ediyor, çocuk ruhumu okşuyordu.

O mektuplar uzun yıllar sürdü. Acılar, sevinçler, kaygılar, hüzünler, umutlar, çelişkiler, gerçeği arayışlar cümleler boyu heyecanla yer aldı her birinde.

Paylaşılan hayattı, hayatın akışındaki duygulardı.

Sonra elektronik postalara aktarıldı hayata dair paylaşılan notlar, derken facebook mesajlarına bıraktı yerini. Ailemizin Servet'i ayrıldı ebediyete ama yazdıkları, şiirleri baki kaldı...

Söylemem o ki; özünde bir şairin öngörüsüydü yazma merakımdaki kıvılcımım...

Ve o kıvılcımla “yazmak” hayatım, dahası mesleğim oldu.

Ve bugün yeniden başka bir boyutta yelken açıyorum yazmaya..

Günlerdir nerden başlamalı derken, bende nasıl başladı yazma tutkusu paylaşayım istedim...

 

Kimileri birşeyler karalamak diyor yazmaya...

Benim bildiğim ise çocuk yaştan bu yana yazmanın en sevdiğim eylem olduğudur.

Bizim kuşağın dilinde ve yoğrulduğu biçimde; biraz dün, biraz bugün, biraz gelecek...

Netliği kaybetmeden dile gelecek odaklamalar, saptamalar, farkındalıklar duygularla yoğrulacak...

İnsanlık adına ve insanca...

En derin teşekkürüm Servet'e, ebediyete...

Ve sonra bu yeni yazı maceramı “Özgürsün” kıvılcımı ile başlatan güzel insanlara.

Üstelik karpuz kokusu eşliğinde; turkhaber.com adlı çok ince bir çizgide...

 

 

 

 

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR