<div>Baharı karşılamaya başladığımız şu günlerde ortak bir yakınma var. 'Yorgunum'. Kimi zaman 'bahar yorgunluğu' diye tanımlanan bu yakınma aslında çeşitli nedenlere bağlı. Bunların başında uyku geliyor. Erişkin bir bireyde 6-8 saatlik iyi bir gece uykusu sağlık için çok önemli. Bölünmüş, kalitesiz, eksik veya fazla uyku bazı yakınmalara yol açıyor. 1. Bağışıklık sistemini ciddi derecede bozuyor. Hafızayı önemli ölçüde zayıflatıyor, dikkat dağınıklığı yaratıyor. Zihinsel ve fiziksel performansı düşürüp problem çözme yetisini azaltıyor. 2. Şeker Hastalığı'na yatkınlığa, tokken bile sık acıkmaya ve gece nöbeti tutanlarda kilo artışına neden oluyor. 3. Hayvan deneylerinde tümör gelişiminin 2-3 kat artığı görülüyor. 4. Sirkadiyen ritime (Biyolojik iç saat) bağlı uyku hormonu ve antioksidan olan Melatonin hormonunun dengesini bozup kansere neden olan serbest radikallere karşı dayanıksızlığa yol açıyor. 5. Yarattığı strese bağlı olarak tansiyon, mide, barsak, psikolojik hastalıkları arttırabiliyor. Bu çok önemli nedenlerden dolayı uyku saatlerinizi ve süresini fazla değiştirmeyin. TİROİD HORMONU DA YORGUNLUĞU ETKİLİYOR Metabolizmamızın ana hormonlarından olan tiroid hormonu, besinlerle alınan iyot ve selenyum yetersizliği durumunda ciddi derecede halsizliğe neden olabiliyor. Özellikle hipotiriodi olgularında halsizlik ve depresyon sıkça görülen şikayetler. Eksikliği kadar tiroid bezinin fazla çalışması da insan vücudunu etkiliyor. Uyku, yeme- içme, aşırı hareketlilik, gerginlik ve sinirlilik yaratabiliyor. Bazı görüşlere göre fazla miktarda iyotlu tuz tüketimi tiroid hastalığına neden olabiliyor. Hiper veya hipotiroid olgularında ve Hoşimato durumunda mutlak ilaç tedavisi yapılmalıdır. Yorgunluk, halsizlik, depresyon, hormonal bozukluklar bu yetmezlikle yakından ilişkilidir. STRES: Mükemmeliyetçi, hırslı ve titiz bireyler ağır stres altında olabilir. Bu kişilik yapısı beyin ve sinir sisteminin diğer organ sistemleri üzerindeki düzenleyici etkisini yerine getirmesinde zorluk yaratır. Stres algı meselesidir. Olaylara bakış açınızı değiştirip iyimser olmaya çalışmanız, meslek dışı hobiler için vakit ayırmanız işi kolaylaştırabilir. İşe ayırdığınız saatin verimli olması, dinlenmeye ayırdığınız sürenin nasıl verimli geçirildiğine bağlıdır. KAHVALTI: En önemli ana öğünden söz ediyorum. Yanı sıra en çok atlanan öğündür. Akşam belli saatlerden sonra bir şeyler tüketmek pek çok soruna neden olur. Gece geç yemek yenilmesi sabah acıkmadan kalkmayı getirir. Kahvaltı yapmadan işe, okula giden pek çok kişi vardır. Uyku düzeni olmayan kişiler sabah bir türlü uyanamaz ve geç kalkarlar. İşe gitmek için sadece giyinmeye zamanları vardır. Kahvaltı genelde iş yerlerinde simit, çay veya poğaça ile yapılır. Proteini, posası, vitamin ve mineralleri olmayan kötü bir kahvaltıdır. Sadece karın doyurmaktır. Öte yandan kahvaltıda bal, reçel, tatlı yiyecekler, beyaz unlu gıdalar, meyve, meyve suyu tüketilmesi 2 saat sonra ani şeker düşmesi yaratır ve açlık tetiklenir. Oysa kahvaltıda peynir, yumurta, domates, salatalık, tam tahıllı ürünler tüketmek hipoglisemi sorununu çözebilir. NE KADAR SU İÇMELİYİZ? Çeşitli medya kaynaklarında günde 3-5 litre kadar su tüketilmesi önerilir. Bunun bilimsel temeli nedir? Hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. Kişi günlük olarak her 1000 kalori için 1 litre sıvı tüketmelidir. Aşırı sıvı tüketimi sağlık sorunu yaratır. Bunun için idrarınızı kontrol edin. Sıvı tüketiminin en iyi göstergesi idrar rengine bakmaktır. Açık saman sarısı idrar yeteri kadar sıvı tüketildiğini gösterir. Koyu idrar ise yetersiz sıvı tüketimini işaret eder. Sağlıklı bireylerin idrar ve terle kaybettiği su, yaptığı fiziksel aktivite, bulunduğu ortamın ısısı, tükettiği gıda cinsleri sıvı alım miktarını etkiler. Bireylerin kişisel ayrıcalıkları da başka bir etkendir. Bu nedenle su ihtiyacımız günden güne ve hatta gün içinde bile değişkenlik gösterir. Susama duygusu susuz kalmanın en son sinyalidir. Susamadan az ve sık su içilmesi önerilir. Vücutta suyun yüzde 2-5 civarında azalması bile damardaki kan basıncının düşmesine dokulara yeterli besin ve oksijen ulaştırılmasında eksikliğe neden olur. Bu halsizlik, baş ağrısı, kas ağrısı, tükenmişlik olarak hissedilir. KIRMIZI ET TÜKETMEK İYİ BİR ÇÖZÜM MÜ? Kırmızı etlerden aldığımız demir, B12 vitamini ve folik asit kan yapıcıdır. Kırmızı etleri sadece kan yapımı için değil, beyin, sinir, kas, iskelet sistemi fonksiyonları için de önemsiyoruz. Demirden zengin besinler yeterli alınmaz veya adet kanaması, mide, basur kanaması gibi nedenlerle demir kaybı artıyorsa halsizlik, yorgunluk, baş ağrısı artar. Bu durum takviye edilmelidir. Demir kaynaklı besinlerin tüketiminde C vitamini içeren besinlerin birlikte tüketilmesi demir emilimi artırır. Bitkisel demir, hayvansal demirden kimyasal açıdan farklıdır, hayvansal demir daha kolay ve hızlı emildiğinden ilk seçenek kırmızı et tüketmektir. ENERJİNİNİN KAYNAĞI HANGİ BESİNLER? Vücudun temel gereksinmesi enerjidir. En iyi enerji kaynağı ise karbonhidratlardır. Tam tahıl ürünleri, bulgur, pirinç, patates, ekmek, kuru baklagiller, sebze ve meyveler iyi enerji kaynağı olarak bilinir. Enerjisi az gelen bireyler, mutsuz, yavaş hareket eden, iş üretmekte aciz kalan kişilerdir. Şeker, bal, pekmez, tatlılar iyi kaynaklar olarak tanımlanmaz. GÜNEŞ VE D VİTAMİNİ D vitamini, besinler yoluyla günlük ihtiyacın ancak yüzde 5-10'luk kısmını sağlar. Vücuttaki görevi çok fazla olan vitamin; kas, kemik, beyin-sinir sistemi, metabolizma, tiroid, bağışıklık, üreme, sindirim, prostat fonksiyonları ile çok yakından ilişkilidir. Güneş ışığı dışında vücudumuzda üretilemediğinden en fazla eksiliği duyulan vitamindir. Yetmezliğini önlemek için güneş ışınlarından faydalanmak gereklidir. Kışın kandaki düzeyi eksilir. Bunu gidermek için dışarıdan takviye alınması önerilir. Böylece kanda normal seviyede tutulması sağlanır. FİZİKSEL AKTİVİTEYİ ARTIRIN Hareketsiz yaşam pek çok hastalığa zemin hazırlar. Düzenli egzersiz, dinçlik verici etkisi yanında, yaşlanmayı geciktirici büyüme hormonu, depresyonu engelleyen ağrı kesici ve mutluluk hissi veren endorfin salgılatarak vücudumuza yardım eder. Kan basıncını düzenleyen damar genişletici kimyasallar üretilmesine yardım ederek, beyin ve sinir sistemini geliştirerek sizi sürekli enerjik hissettirecektir. Bu faydaları hissetmek için haftada en az 3 gün spor yapılması gerekir. En önerilecek spor ise yürüyüş olabilir. Her yerde ve her zaman yapılabilir. C VİTAMİNİ KOLLOJEN DOKU İÇİN ÖNEMLİ C vitamini vücutta birçok kimyasal tepkimede önemli rol oynar. Cildin, eklem ve bağ dokularının, kemiklerin, damarların dayanıklılığı ve elastikiyetini sağlayan molekülün üretimini sağlar. Vücutta yıpranma ve yaşlanmayı önler, tamir edicidir. Yağdan enerji üretimi için gereken karnitin oluşumunu, mücadele hormonu noradrenalinin üretimini sağlar. İnsan organizması vücudunda C vitamini üretemez. Üretme ve depolama yeteneği olmadığından dışarıdan alınması gerekir. Mutlu baharlar dilerim.</div>