<div>Gürsel Aksel Stadı’nda şeref tribününe karşı yan yana dizilen 22 futbolcudan <b>Sarı Kırmızı formalı</b> 9 oyuncu hoparlörden çalan <b>Ulusal Marşımız</b> sırasında boş gözlerle havaya bakarken <b>11 kişilik Timsah ordusu</b> hançerlerini yırtarcasına <b>hep bir ağızdan</b> kutsal marşımızı söylüyordu.</div> <div>Anlayacağınız <b>Göztepe</b> 7 farklı ülkeden <b>9 yabancı</b> oyuncuyla <b>‘Birleşmiş Milletler’</b> temsilcisi gibi sahaya çıkarken, <b>Bursaspor </b>ise tipik bir <b>‘Yerli malı Türkün malı’ </b>takım kimliğindeydi... </div> <div><b>Yani bir acaip maçt.!</b></div> <div>Ziraat Kupası <b>Termal 1922 Konyaspor</b> ile <b>Karşıyaka</b> gibi sıkletinin altındaki iki takımı saf dışı ederek İzmir’e gelen <b>Timsah i</b>le ev sahibi ekip arasında bu kez kadro olarak <b>gece-gündüz</b> türünden bir fark vardı. </div> <div>Ne var ki ilk düdükle birlikte görüldü ki Bursaspor kontra çıkışlarla rakibine <b>dişlerini gösteriyor </b>adeta ev sahibine <b>kolay lokma</b> olmayacağının mesajını veriyordu.</div> <div>Nitekim oyunun üçte birlik bölümü geride kalmıştı ki; <b>Burak Kapacak</b>’ın ceza sahasının ön çizgisine ortasında topa yere düşmeden sol bir vole yapıştıran son Samsun destanının kahramanlarından genç <b>Batuhan</b>, Göztepe ağlarını sarsıyordu: <b>0-1... </b></div> <div>Hani <b>‘gol sonrası ilk dakikalar atan için tehlikedir’ </b>derler ya... <b>Aynen öyle oldu!</b></div> <div>Santrayla birlikte Bursaspor ceza sahasına yollanan <b>uzun menzilli tek pasta</b> arka direkteki <b>İsmail Çavuşluk</b> sırtındaki rakibi Brown’u unutunca saniyeler içinde sevinç yerini hüzne bırakıyordu: <b>1-1...</b></div> <div>Bursaspor ikinci yarıya<b> ‘dakika 1 gol 2’ </b>diyerek başladı. <b>Onur’un </b>soldan bindirmesinde altı pas içinde bomboş duran <b>Batuhan </b>tek bir dokunuşla meşin yuvarlağı ikinciye rakip ağlara gönderirken <b>golü</b> <b>nasıl attığını,</b> Göztepe ise <b>golü nasıl yediğini</b> anlayamıyordu: <b>1-2...</b></div> <div>Söyledik ya<b> ‘bir acaip maç’ </b>diye öyle de oldu... </div> <div>Kaderin bir cilvesi olsa gerek <b>fol yok yumurta yokken</b>, Halil’in cılız şutunda <b>Cüneyt Köz</b>’ün ayağına çarparak yön değiştiren meşin yuvarlak <b>tıngır- mıngır</b> ağlara giderken tabela bir kez daha eşitleniyordu:<b>2-2...</b></div> <div><b>20 milyon Euro’luk</b> bütçeli Göztepe’de <b>İlhan Palut</b> kulübedeki tüm ağır toplarını sahaya boca ederken <b>garibim Mustafa Er</b> elde avuçta kim varsa oyuna gönderiyordu.</div> <div><b>N’Diaye</b> kale çizgisi üstünde meşin yuvarlağı topukla Bursaspor ağlarına yollarken, uzatmanın uzatmasında <b>yavru Timsah Çağatay</b> uzatmanın uzatmasında attığı golle maçı uzatmaya götürüyordu. <b>3-3...</b></div> <div>Batuhan’ın<b> hat-trick’ine </b>Göztepe<b> N’diaye ile </b>cevap verince maç <b>dört dörtlük </b>kıvama dönüşüyor ama <b>Batuhan</b> attığı golle Bursaspor’u tura uçururken, çok sevdiğim o ünlü Ege türküsü <b>‘Çökertmeden çıktım da Timsahım’</b> ile İzmir’i adeta inletiyordu: <b>4-5...</b></div> <div> </div>